Derviş Doğan

Hukuksuzluk Kimin Aynası?

Başbakan Ünal Üstel geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada, “Hukuksuzluğun tavan yaptığı bir dönemde erken seçime gidilecekse buna oturur hükümet karar verir” dedi. Bu cümle, yalnızca erken seçim tartışmalarına dair bir siyasi duruş değil; aynı zamanda içinde bulunduğumuz döneme dair son derece çarpıcı bir itiraftır. Çünkü “hukuksuzluğun tavan yaptığı bir dönem” ifadesi, bizzat ülkeyi yöneten iradenin ağzından dökülmektedir.

Ancak asıl soru şudur: Sayın Üstel bu hukuksuzluk tablosunu anlatırken kimi işaret etmektedir?

Zira bugün kamuoyunu sarsan yargı süreçlerinin merkezinde yer alan isimler, sıradan bürokratlar değil. Rüşvet alma ve rüşvet teklif etme, ateşli silahlar yasasına aykırı davranma ve suç gelirlerini aklama gibi son derece ağır iddialarla yargıya sevk edilen kişilerden biri Başbakan’ın en yakınındaki müsteşar, diğeri ise devletin en kritik kurumlarından biri olan Merkezi İhale Komisyonu’nun başkanıdır.

Bu noktada kaçınılmaz bir gerçek vardır: Bu isimleri kim göreve getirdi? Kim bu kişilere yetki verdi, imza verdi, devlet adına karar alma gücü tanıdı? Yanıt nettir: Başbakan Ünal Üstel.

Daha da çarpıcı olan ise şudur: Hukuksuzluğun tavan yaptığını söyleyen de, bu kadroları kendi eliyle atayan da aynı kişidir. O hâlde ortada ciddi bir çelişki vardır. Ya başbakan, atamalarında büyük bir liyakat ve denetim zaafı yaşamıştır ya da bugün “hukuksuzluk” diye tarif ettiği düzenin siyasi sorumluluğunu üstlenmekten kaçmaktadır.

Demokratik sistemlerde siyasi sorumluluk, yalnızca başarılar sahiplenilirken hatalarda susmak değildir. Aksine, kamuoyunu sarsan iddialar söz konusu olduğunda, o yapının başındaki isimlerin hesap vermesi beklenir. “Yargı süreci devam ediyor” demek elbette hukuken doğrudur; ancak siyaset, yalnızca hukuki değil, aynı zamanda ahlaki bir alandır.

Eğer gerçekten hukuksuzluğun tavan yaptığı bir dönemden geçiliyorsa, bunun nedenleri de, sonuçları da açıkça konuşulmalıdır. Bu düzen kendiliğinden mi oluşmuştur, yoksa yanlış tercihler, denetimsizlik ve siyasi koruma zırhı mı bu tabloyu yaratmıştır?

Erken seçim tartışmaları elbette siyasi bir tercihtir. Ancak hukuksuzluk vurgusu yapılırken, bu hukuksuzluğun sorumluluğu başkalarına havale edilemez. Devleti yönetenler, önce aynaya bakmak zorundadır.

Çünkü kamuoyunun asıl merak ettiği soru şudur:

Hukuksuzluğun tavan yaptığı bir dönemi tarif eden başbakan, bu tablonun neresindedir?

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu