Derviş Doğan

Hukukun Üstünlüğü Bakiyse 

2016’dan beri ABD tarafından aranan bir isimle ilgili dosyalar yıllarca kulislerde konuşuldu, fısıltı gazetelerinde dolaştı, zaman zaman manşetlere taşındı. Ancak bugün geldiğimiz noktada mesele artık “kim kiminle aynı karede yer aldı” tartışmasının çok ötesindedir.

Kıbrıs Bugün’den sevgili Ayşemden Akın’ın Hollanda’da gerçekleştirdiği ve bölüm bölüm yayımlanan röportaj sonrası kamuoyunun önüne düşen iddialar; sıradan politik polemikler değil, devlet yapısını ve kamu düzenini doğrudan ilgilendiren son derece ciddi başlıklardır.

Tanık beyanları… Para trafiği iddiaları… Arazi tahsisleri… Vergi avantajları… Seçim finansmanı… Ruhsat ve izin süreçlerinde aracılık ağları…

Bunların her biri tek başına dahi araştırılması gereken konularken, bir araya geldiklerinde çok daha ağır bir tabloyu işaret ediyor.

Bu mesele artık kişisel sempatiler, siyasi yakınlıklar, fotoğraflar ya da dostluk ilişkileri üzerinden tartışılamaz. Soru şudur:

Devlet makamları, özel çıkar ağlarının bir parçası hâline gelmiş midir?

Kamu arazileri kimlerin eliyle kimlere tahsis edilmiştir?

Vergi rejimi bazı isimler için esnetilmiş midir?

Seçim dönemlerinde nakit finansman sağlanmış mıdır?

İzin ve ruhsat mekanizması bir “çantacı ağı” üzerinden mi yürütülmüştür?

Bunların tamamı şu aşamada iddiadır. Ancak iddiaların ciddi olması, onları görmezden gelmeyi değil; derhal, şeffaf ve bağımsız biçimde araştırmayı gerektirir.

Eğer bu iddialar doğru değilse, en hızlı şekilde bağımsız yargı önünde çürütülmelidir. Kamuoyu açık, net ve belgeli bir açıklama beklemektedir. Suskunluk, gecikme ve belirsizlik yalnızca kuşkuyu büyütür.

Eğer doğruysa — ki bu ihtimal dahi başlı başına ürkütücüdür — o zaman makamın, unvanın, siyasi kimliğin hiçbir önemi yoktur. Hukuk, kişiye göre eğilip bükülemez. Devlet gücü, özel şirket mantığıyla kullanılamaz. Kamu arazisi, kişisel tasarruf alanı değildir. Vergi sistemi, ayrıcalık mekanizmasına dönüştürülemez.

Devlet; kimsenin özel şirketi değildir.

Kamu gücü; aile şirketi gibi kullanılamaz.

Vergi sistemi; kişiye göre düzenlenemez.

Bugün toplumun en büyük ihtiyacı; tarafgir savunular değil, kurumsal ciddiyettir. İlgili kurumların savcılığın, mali denetim birimlerinin, seçim finansmanını denetleyen yapıların bu iddiaları ivedilikle, şeffaf biçimde ve kamuoyuna düzenli bilgi vererek araştırması gerekir.

Bu dosyalar “gündem değiştirerek” kapanmayacaktır. Bu sorular “zamanla unutulur” denilerek rafa kaldırılamaz. Bu toplum artık “duymadık, bilmiyoruz” dönemini geride bırakmıştır.

Hukukun üstünlüğü ya herkes için vardır, ya da hiç kimse için yoktur.

Ve eğer gerçekten bir hukuk devletinde yaşıyorsak, bu cümle bir temenni değil; bağlayıcı bir ilke olmak zorundadır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu