Derviş Doğan

İddialar Yolsuzluk Algısını  Destekliyor…

Bir ülkede iddialar yalnızca kulaktan dolma söylentiler olmaktan çıkar, somut bulgularla desteklenmeye başlarsa, artık mesele “iddia” olmaktan çıkar; kamu vicdanının en ağır sınavına dönüşür. Bugün tam da böyle bir eşikteyiz. Gün yüzüne çıkan bilgiler, yalnızca bireysel hataları değil, sistematik bir çürümeyi işaret ediyor. Üstelik bu çürümenin izleri, devletin en üst kademelerine kadar uzanıyor.

Başbakanın da içinde bulunduğu kabinenin bazı üyeleri hakkında dillendirilen rüşvet iddiaları, artık görmezden gelinebilecek, üstü örtülebilecek türden değil. Farklı bakanlıklarda görev yapan yönetim kadrolarına yöneltilen suçlamalar, birbirinden bağımsız değil; aksine aynı çarkın dişlileri gibi birbirini tamamlıyor. Bu tablo, tekil bir sapma değil, kurumsallaşmış bir yozlaşma ihtimalini güçlendiriyor.

Ancak belki de en çarpıcı olan, bu iddiaların ağırlığı değil; karşısındaki kayıtsızlık. Normal bir demokraside, bu denli ciddi suçlamalar karşısında en azından bir geri çekilme, bir hesap verme, bir açıklama beklersiniz. Oysa burada gördüğümüz şey tam tersi: Hiçbir şey olmamış gibi davranan, sorumluluk almaktan imtina eden ve koltuklarını korumaya devam eden bir yönetim anlayışı.

Bu durum yalnızca siyasi bir kriz değildir; aynı zamanda ahlaki bir çöküştür. Çünkü kamu görevi, sadece yetki değil, aynı zamanda ağır bir sorumluluk taşır. Bu sorumluluğun en temel gereği ise şeffaflık ve hesap verebilirliktir. Bunlar yoksa geriye kalan şey, gücün sorgulanamaz hale geldiği tehlikeli bir düzendir.

Toplumun sessizliği ise bu düzenin en büyük dayanağıdır. Zira sorgulanmayan, hesap sorulmayan her güç, zamanla kendini mutlak görmeye başlar. Oysa demokrasi, yalnızca sandıktan ibaret değildir; aynı zamanda sürekli bir denetim, sürekli bir uyanıklık halidir.

Bugün sorulması gereken soru basittir: Bu iddialar doğru mu, değil mi? Ve daha da önemlisi, doğruysa neden hâlâ kimse sorumluluk almıyor? Bu sorular cevapsız kaldıkça, yalnızca siyaset değil, toplumun adalet duygusu da yara almaya devam edecektir.

Unutulmamalıdır ki, yüzsüzlük ve arsızlık ancak karşısında güçlü bir irade bulamadığında kalıcı hale gelir. Aksi halde, en sağlam görünen düzenler bile, bir gün hesap vermek zorunda kalır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu