Derviş Doğan

 Kaos Naraları ve Mafyatik Düzenin Muhafızları…

Son günlerde siyasetin nabzı yükseldikçe, bazı çevrelerden yükselen “Erhürman kazanırsa kaos olur” söylemleri dikkat çekici bir hal aldı. Bu söylemler tesadüfi değil; bilakis organize, planlı ve hedef odaklı bir algı operasyonunun parçası. UBP’li bazı vekillerin bu söylemi adeta sıraya girerek dillendirmesi, bu stratejinin merkezden yönetildiğini açıkça ortaya koyuyor.

 

Buradaki mesele bir siyasi yarıştan ibaret değil; mesele, yıllardır Kuzey Kıbrıs’ta yerleşik hale gelen ve artık neredeyse sistemle özdeşleşmiş olan mafyatik düzenin korunması. Bu düzende makamlar, ihaleler, kadrolar belli güç odaklarının kontrolünde el değiştiriyor. “Yerli ve milli” kavramları süs niyetine kullanılırken; arka planda dönen rüşvet çarkları, yandaş kayırmacılığı, kaynakların belli eller arasında paylaştırılması gibi kirli ilişkiler ağı tıkır tıkır işlemeye devam ediyor.

 

Şimdi bu çarkın içine biraz olsun denetim, biraz olsun şeffaflık, biraz olsun kamusal fayda kavramları sokulmaya çalışıldığında sistem adeta tekliyor. İşte bu yüzden Erhürman gibi göreli olarak sistem dışı, daha demokratik ve hukukun üstünlüğüne vurgu yapan bir ismin kazanması, bu yapı için bir tehdit oluşturuyor. “Kaos olur” demelerinin sebebi tam da bu. Kaos dediikleri şey, aslında kendi düzenlerinin bozulması. Halkın değil, toplumun değil; çıkar çevrelerinin kaosa sürükleneceğinden korkuyorlar.

 

Açık konuşalım: Bu memlekette yıllardır süren gayriresmi ilişkiler ağı, “kazanımlar” adı altında sürdürülen rant düzeni, halkın cebinden beslenen asalak bir sistem oluşturdu. Bu sistemin bekçileri ise her seçim döneminde aynı korku senaryolarını sahneye koyuyor. “Dış güçler”, “egemenlik”, “milli dava” gibi kavramlar, sadece vitrin süsü. Asıl mesele, bu halkın sırtından dönen büyük bir sömürü düzeninin devam ettirilmesi.

 

Toplum artık bu senaryoları ezberledi. Artık kimsenin “kaos olur” masalına karnı tok. Asıl kaos, bu düzenin sürmesidir. Asıl felaket, halkın sırtından geçinen bu sistemin daha da kökleşmesidir.

 

Kısacası mesele bir liderin kazanması ya da kaybetmesi değil; mesele, hangi düzenin kazanacağıdır. Halkçı, şeffaf, adil bir düzen mi? Yoksa çıkarcı, kirli, mafyatik ilişkilerle örülmüş statüko mu? Sandık, bu soruya verilecek cevaptır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu