Derviş Doğan

Mevcut Durumu Çözüm Kabul Etmek..

Sayın Tahsin Ertuğruloğlu geçtiğimiz günlerde “çözüm mevcut durumdur” derken ne demek istemiş olabilir?

Öyle ya bir cümle bazen bir dönemin aynası olur. Bu cümle de öyle…

“Mevcut durum” nedir diye sormadan geçebilir miyiz?

Mevcut durum; yıllardır süren izolasyonların gölgesinde büyüyen bir toplum değil mi?

Gençlerin iradesizliğe alıştırıldığı, umudun bavullara sığdırılıp gidiş biletiyle yurt dışına gönderildiği bir düzen değil mi?

Alın terinin değil, torpilin kazandığı; liyakatin değil, yakınlığın makbul sayıldığı bir çarpıklık değil mi?

Mevcut durum;  kara paranın, fuhuşun insan kaçakçılığının uyuşturucunun gölgesinde anılan bir ülke algısıdır.

Rüşvet söylentilerinin sıradanlaştığı, yolsuzluk iddialarının artık kimseyi şaşırtmadığı bir yorgunluk hâlidir.

Hukukun güçlüye esneyip zayıfa sertleştiği bir adalet kırılmasıdır.

Mevcut durum; pahalılığın sofrasını küçülttüğü emekçidir.

Azınlığın çok aldığı, çoğunluğun azla yetinmek zorunda bırakıldığı bir gelir adaletsizliğidir.

Gençlerin gelecek planı değil, kaçış planı yaptığı bir iklimdir.

Mevcut durum; sahte üniversitelerle itibarı zedelenmiş bir eğitim sistemi, sahte diplomalarla değersizleştirilen emek, insan kaçakçılığıyla kirlenen sınırlar, rant ve talanla hoyratça tüketilen toprak demektir.

Ve bütün bunların üzerine yüksek sesle atılan “egemen, eşit devlet” sloganlarıdır.

Sloganlar yükselirken hayatın sesi kısılıyorsa, orada bir çelişki vardır.

Elbette mevcut durumdan kazananlar vardır.

Düzenin çarkı, çarkın yağını bulan için sorunsuz döner.

Statüko, en çok ona yaslananları sever.

O yüzden bazıları için “mevcut durum” gerçekten de bir “çözüm” olabilir.

Ama halk için çözüm nedir?

Çözüm; izolasyonun normalleşmesi midir, yoksa dünyayla onurlu bir temas mıdır?

Çözüm; gençlerin umudunu yitirmesi midir, yoksa kendi ülkesinde kök salabilmesi midir?

Çözüm; hukuksuzluğun alışkanlık hâline gelmesi midir, yoksa adaletin herkes için eşit işlemesi midir?

Bir ülke sadece bayrakla, sloganla, hamasetle ayakta kalmaz.

Bir ülke; adaletle, şeffaflıkla, liyakatle, üretimle ve en önemlisi umutla ayakta kalır.

“Mevcut durum” eğer umudu tüketiyorsa, o çözüm değildir.

Eğer gençleri göçe zorluyorsa, o çözüm değildir.

Eğer halkın çoğunluğunu yoksullaştırıp küçük bir çevreyi zenginleştiriyorsa, o çözüm değildir.

Çözüm; korkulara yaslanmak değil, cesaretle yüzleşmektir.

Çözüm; statükoyu kutsamak değil, yanlışları düzeltmektir.

Çözüm; halkı suskunluğa alıştırmak değil, iradeyi güçlendirmektir.

Bir toplumun kaderi, “mevcut duruma razı olun” denilerek yazılamaz.

Çünkü razı olmakla iyileşmek aynı şey değildir.

Gerçek çözüm; adil, temiz, üretken ve dünyayla barışık bir düzen kurmaktır.

Gerçek çözüm; bu topraklarda yaşayan her insanın onurla, güvenle ve umutla yarına bakabilmesidir.

Eğer bir gün “mevcut durum” gerçekten çözüm olacaksa, o gün bu saydığımız yaraların sarıldığı gün olacaktır.

Yoksa adı çözüm olsa da, kalplerde karşılığı olmaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu