Derviş Doğan

Mevcut düzenin devamını istiyorlar.

Sayın Tatar, sık sık “anlaşma yapacağız diye egemenlikten vazgeçecek değiliz” diyor. Bu söylem, dışarıdan bakıldığında, sanki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti uluslararası alanda tanınan, bağımsız ve tam egemen bir devletmiş gibi bir algı yaratıyor. Oysa gerçek bambaşka. Egemenlik iddiası, içi doldurulmamış bir kavramdan ibaret kalıyor; çünkü uluslararası toplum tarafından tanınmayan, kendi kendine ilan edilmiş bir yapının bu kadar ısrarla “egemenlik” vurgusu yapması, aslında esas sorunun üzerini örtme çabasından başka bir şey değil.Üstelik ortada egemenliğin ortadan kalkacağı bir durum da yok. Olası bir antlaşmada, egemenlik karşılıklı bir uzlaşıyla şekillenecek, her iki toplumun da haklarını ve güvenliğini teminat altına alacak bir sistem kurulacak. Yani “egemenlik” üzerinden yürütülen bu söylem, aslında halkı yanıltmaya yönelik bir taktik gibi duruyor. Çünkü esas mesele egemenlik değil mesele, Kuzey Kıbrıs’ta yıllardır süregelen bozuk düzenin aynen devam etmesi.Ne gerçek anlamda egemenlik isteniyor, ne uluslararası tanınma, ne kapsamlı bir çözüm, ne de kalıcı bir barış arzulanıyor. Tek arzu edilen şey, yarım asırdır şekillendirilen, kuralsızlık üzerine kurulu, hesap vermez bir yapının korunması. Yasadışı, hukuksuz, denetimsiz ve tamamen keyfiyetle işleyen bu düzenden, belirli bir zümrenin çıkar sağlaması. “Devlet” kavramı bir araç haline getirildi; halkın refahı için değil, ayrıcalıklı grupların imtiyazlarını sürdürmesi için.

Bu halk, her sabah yeni bir güne, yeni bir skandal iddiasıyla uyanıyor. Rüşvet, torpil, yolsuzluk, usulsüzlük, kayırmacılık… Adaletin olmadığı, kurumların işlemedığı, liyakatin ayaklar altına alındığı bir sistem içinde yaşamaya mahkûm edilmiş durumdayız. Bunca yıldır “devlet”i kutsadınız, yücelttiniz, ama halkı dışladınız. Biz mi devlete sahip çıkmadık, yoksa siz mi halkı devletten soğuttunuz?

Artık gerçeklerle yüzleşmenin zamanı geldi. Bu düzen sürdürülebilir değil. Çözüm istemeyenler, bu halkın geleceğini çalıyor. Bu halk onurlu bir yaşam, adaletli bir düzen, şeffaf bir yönetim ve barış içinde bir gelecek istiyor. Oysa siz, sadece kendi ayrıcalıklarınızı sürdürmenin peşindesiniz. Bu aymazlık daha ne kadar sürdürülebilir ki…

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu