Net duruş çok önemlidir…

CTP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkan adayı Tufan Erhürman; Rum lider Hristodulidis’in “siyasi eşitlik ilkesini “BM Genel Kurulu kararlarında tanımlandığı” şeklinde ifade ettiğini ancak iki bölgelilik ve iki kesimlilik ile ilgili böyle bir ibare kullanmadığını, bunun da samimiyetten uzak olduğunu” vurguladı. Buraya kadar doğru mu? Evet doğru..
“Siyasi eşitlik pazarlık konusu yapılamaz”diyen Erhürman ki buna da aynen katılıyorum, “Hristodulidis tüm Ada adına egemenlik kullanmaya çalışmasını da kabul edilemez diye ifade etti. Bu da doğru… Buraya kadar Sayın Erhürman’a katılıyorum. Lakin “Ersin Tatar’ın “iki devlet” derken ne dediğinin uluslararası toplum tarafından anlaşılmadığı düşüncesine asla katılmıyorum..
Buna döneceğiz elbette..
Sayın Erhürman temsil ettiği siyasi anlayışın “Biz, “İKİ EŞİT KURUCU DEVLET”İ(!!!) olan, iki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı federasyondan bahsediyoruz.” şeklindeki ifadeleri de doğru. Nitekim Sayın Erhürman’ın Ersin Tatar’ın iki devlet tezinin uluslararası toplum tarafından anlaşılmamasına dikkat çekerken aslında tam olarak kendisinin ne demek istediğini açıkçası anlamış değilim, zira Ersin Tatar’ın Türkiye kontrollü iki eşit egemen devlet politikası Sayın Erhürman’ın ifade ettiklerinin tam aksine uluslararası toplum tarafından anlaşıldı ve fakat bu politik argüman uluslararası toplum tarafından kabul görmedi.
Yani başlamadan diplomatik girişim dahi yapmadan çöktü. Ha Sayın Erhürman bunu demek istedi ise bunda bir sorun yok.
Lakin Erhürman iki ayrı eşit egemen devlet politikası uluslararası toplum tarafından anlaşılmadı düşüncesinde ise bu şu demek oluyor biz buna karşı değiliz federal çözümü destekliyoruz evet doğru ama bu çözüm modeli içinde iki ayrı eşit egemen devlet politikanın da arkasındayız ve bunu uluslararası topluma biz daha iyi anlatabiliriz.
Bakın burada çok ince bir çizgi söz konusu. Sayın Tatar’ın savunduğu iki eşit egemen politikası uluslararası toplum tarafından anlaşılmadı mı? Yoksa uluslararası toplum tarafından kabul görmedi mi? İkisi farklı şeyler. Dolayısıyla kıyıda yürüyelim ama üzerimize de su sıçratmayalım yaklaşımı net bir duruş olmadığı gibi savunulan politikayı da belirsiz hale getirir.
