Derviş Doğan

Rezilliğin Normalleştiği Bir Ülkede

Bu ülkede rezilliğin dibi her seferinde yeniden kazılıyor. Üstelik aynı ellerle, aynı yüzlerle ve aynı pişkinlikle. Ne ders alınıyor ne de utanılıyor. Sanki yaşananlar bir skandal değil de sıradan bir mesai günüymüş gibi davranılıyor.

Başbakanın en yakın çalışma arkadaşları… Hani bizzat kendisinin atadığı, “güvendiği”, “emanet ettiği” isimler… Bugün rüşvet alma iddiasıyla mahkemeye sevk ediliyor. Altını çiziyorum: iddia. Ama bu iddia öyle kulaktan dolma bir söylenti değil; yargının önüne gitmiş, dosyaya dönüşmüş, ciddiyeti tartışmasız bir durum.

Bakanlar Kurulu’nda rüşvet iddiasıyla anılan bakan sayısı ise artık kimse için sürpriz değil. Halkın konuştuğu, sokakta fısıldadığı, basının defalarca gündeme getirdiği bir tablo var ortada. Yolsuzluk diz boyu. Ve bu tablo karşısında beklenen en basit şey bile gösterilmiyor: sorumluluk, mahcubiyet, istifa kültürü.

Onun yerine ne duyuyoruz?

“Veremeyeceğimiz hesap yok.”

Bu cümle artık bir savunma değil, bir alay ifadesidir. Hesap verilecekse önce yüz kızarmalı. Önce “biz nerede yanlış yaptık” sorusu sorulmalı. Önce kamu vicdanı rahatlatılmalı. Ama yok… Ne edep var, ne onur, ne de haysiyet.

Sayın Başbakan Ünal Üstel’e buradan sormak gerekiyor:

Sizin atadığınız, sizin en yakınınız olan isimler bu iddialarla anılıyorsa, bu siyasi sorumluluk kime aittir? Her şey yolundaymış gibi davranmaya devam etmek, bu ülkeye yapılan en büyük saygısızlık değil midir?

Bu halk artık hamaset istemiyor. Martaval dinlemekten yoruldu. Şeffaflık istiyor, hesap sorulmasını istiyor, en önemlisi de utanma duygusunun hâlâ bu ülkede yaşadığını görmek istiyor.

Çünkü bir ülkede yolsuzluk kadar tehlikeli olan şey, yolsuzluğun normalleşmesidir.

Ve biz maalesef tam da oradayız

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu