Derviş Doğan

Rol Çalmadan Sorumluluk, Sorumluluktan Kaçarak Rol

Siyasette en zor şeylerden biri, elinizdeki yetkiyi kullanırken sınırınızı bilmektir. Yetkinin cazibesi, hele ki denetimsiz kaldığında, çoğu siyasetçiyi rol çalmaya, alan genişletmeye, kendini olduğundan büyük göstermeye iter. Bu açıdan Tufan Erhürman’ın “anayasal sorumluluklarını ve yetkilerimi kullanırım ama hükümetle yarışa girmem, rol çalmaya yeltenmem” sözleri, Kıbrıs Türk siyasetinde alışık olmadığımız bir siyasal olgunluğa işaret ediyor. Katılalım ya da katılmayalım, bu yaklaşım en azından devlet ciddiyetine dair bir hassasiyet barındırıyor.

Ne var ki aynı hassasiyeti yürütmenin başındaki isimde görmek zorlaşıyor.

Ünal Üstel, sanki ülkenin iç meseleleri çözülmüş, yolsuzluk iddiaları, denetimsizlik, kurumsal çürüme ve ekonomik sorunları  ortadan kalkmış gibi, neredeyse her gün Kıbrıs meselesi hakkında ahkâm kesiyor. Üstelik bunu, konunun tarihsel, hukuksal ve diplomatik derinliğine hâkim bir devlet adamı üslubuyla değil; daha çok “doğruyu ben bilirim” kolaycılığıyla yapıyor.

“Asıl gerçekleri inşallah Erhürman da görecek” gibi ifadeler, bir temenniden çok, arkasını görünmeyen güç odaklarına dayamış bir özgüven gösterisi olarak algılanıyor. Bu söylem, ne ikna edici ne de birleştirici. Aksine, üsttenci bir tavırla muhalefeti küçümseyen, toplumu ise edilgen bir seyirci yerine koyan bir siyaset tarzını ele veriyor.

Oysa Kıbrıs meselesi, iç politikada başarısızlıkların üzerini örtecek bir sis perdesi değildir. Dış politika, içerideki sorunlardan kaçış alanı hiç değildir. Tam tersine, içeride hukuk, şeffaflık ve güven tesis edemeyen bir yönetimin, uluslararası alanda inandırıcı olması mümkün değildir.

Buradaki temel çelişki şudur: Erhürman, anayasal sınırlar içinde kalacağını vurgularken; Üstel, kendi sorumluluk alanındaki sorunları çözmeden, başkasının alanında siyaset yapmayı marifet sanıyor. Biri rol çalmamayı erdem sayarken, diğeri rol büyütmeyi siyaset zannediyor.

Kıbrıs Türk halkının ihtiyacı olan şey, bol hamaset değil; az laf, çok iş. Fetva dağıtan değil, hesap veren bir siyasal anlayış. Gerçekleri “bir gün görmesi” beklenen muhalefet değil; bugün yüzleşmesi gereken iktidardır.

Çünkü siyaset, yüksek sesle konuşma sanatı değil; ağır sorumluluk taşıma işidir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu