Derviş Doğan

Sadece Bir İsim Değil, Bir Duruştur 

2025 yılı Ekim ayında, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bir kez daha sandık başına gidecek. Bu sefer oy pusulasında yazan sadece aday isimleri değil; halkın zihninde çok daha büyük bir soru olacak: Bu makamın onurunu, ciddiyetini ve anlamını kim temsil edebilir?

 

Cumhurbaşkanlığı; sadece bir siyasi makam değil, bir toplumun dünyaya açılan yüzüdür. Bir toplumun vizyonu, ilkeleri ve iradesi, o makamdaki kişinin duruşunda kendini gösterir. Kuzey Kıbrıs’ın geçmişte yaşadığı diplomatik yalnızlıklar, tanınma mücadelesi ve uluslararası arenadaki hak arayışı düşünüldüğünde, bu makamın ne kadar hayati olduğu tartışmasızdır.

 

Ama bu kez halkın dikkate alacağı unsurlar alışıldık politik vaatlerin çok ötesinde. İnsanlar artık şunu sorguluyor:

 

Bu kişi, makamın ağırlığını taşıyabilir mi?

 

Uluslararası platformlarda halkını onurla temsil edebilir mi?

 

Siyasi polemiklerden medet ummak yerine, diplomasi masasının diliyle konuşabilir mi?

 

Devlet ciddiyetini günlük polemiklere feda etmeden liderlik yapabilir mi?

 

2020 seçimlerinden bu yana geçen süreçte yaşananlar, toplumun hafızasında taze. Siyasal söylemlerin değersizleştiği, makamın hafifletildiği her adım, halkın gözünde bu soruların daha da önem kazanmasına neden oldu.

 

Kuzey Kıbrıs halkı artık sadece “kazanan” değil, “yakışan” bir lider görmek istiyor. Kimin ne kadar oy alacağından ziyade, halkın gönlünde kim Cumhurbaşkanı makamının ciddiyetine yakışıyorsa, onun kazanması bekleniyor.

 

Bu seçim; sadece bir ideolojik mücadele değil, aynı zamanda ahlaki ve entelektüel bir turnusol kağıdı olacak. Oy pusulasına mühür vurulurken, seçmen aslında bir ülkenin itibarı, onuru ve geleceği adına bir karar verecek.

 

Ve belki de bu kez en çok şuna bakılacak:

Kimin elbisesi değil, kimin duruşu bu makama uyuyor?

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu