Sessiz Bir Özlem”

Konuştuğu zaman utanmayacağımız, yaptığı eylemlerle yerin dibine geçmeyeceğimiz bir Cumhurbaşkanımızın olmasıdır benim hayalim.
Bu cümle, bir siyasî talep olmanın çok ötesinde, aslında bir toplumun onur arayışının ifadesi. Hepimizin ortak bir çatı altında yaşadığı bu topraklarda, başımızı dik tutmamızı sağlayacak bir temsil makamı arıyoruz. Sadece bize benzeyen değil; bizi anlayan, bize saygı duyan, bizi dünyaya karşı mahcup etmeyen bir lider arayışı…
Liderlik sadece güçle, yetkiyle ya da seçim zaferleri ile ölçülmez. Asıl liderlik, temsil ettiği insanlara duyduğu saygıyla ölçülür. Halkını her koşulda savunmakla, ama aynı zamanda ona karşı sorumlu olmakla şekillenir. Bir ülkenin Cumhurbaşkanı, sadece politik kararların sahibi değildir; aynı zamanda o ülkenin yüzüdür. Onun sözleri, tüm bir milleti bağlar. Onun davranışları, bir halkın neye değer verdiğini gösterir.
Ne zaman ki bir lider, sadece kendi seçmenine değil; oy vermeyen yüzlercesine de adil ve saygılı davranır, işte o zaman toplum olarak rahat bir nefes alırız. Ne zaman ki ekran başında bir açıklama duyduğumuzda içimizde bir burukluk değil, bir güven hissi belirir, işte o zaman umut yeniden yeşerir.
Bu ülkenin insanları; kutuplaşmadan, hakaretlerden, kibirli nutuklardan bıktı. Artık temsil edildiğini hissetmek istiyor. Yüzünü kızartacak sözler duymak değil, gururla “İşte bizim Cumhurbaşkanımız” diyebilmek istiyor. Bu beklenti, ne fazla bir taleptir ne de hayalcilik. Bu, bir vatandaşın en doğal hakkıdır.
Belki bir gün…
Sözleriyle değil, duruşuyla ilham veren…
İktidarıyla değil, adaletiyle hatırlanan…
Konuştuğunda hepimizi temsil eden bir Cumhurbaşkanına sahip oluruz.
Ve belki o zaman, sadece oy pusulalarında değil, içten bir gülümsemeyle de “evet” deriz geleceğe.
