Silahların Gölgesinde Bir Ada…

Doğu Akdeniz’in ortasında duran Kıbrıs, haritaya bakıldığında küçük bir ada gibi görünebilir. Ama tarih boyunca hiçbir zaman küçük bir mesele olmadı. Büyük imparatorlukların, orduların ve stratejilerin kesiştiği bir yer oldu. Bugün de manzara çok farklı değil.
Adanın çevresine baktığınızda savaş gemileri görürsünüz. Gökyüzüne baktığınızda savaş uçakları geçer. Haritalara baktığınızda askeri üsler, radarlar ve tatbikat bölgeleriyle dolu bir coğrafya görürsünüz. Bu manzara ister istemez şu soruyu akla getiriyor: Bu kadar silah kimin güvenliği için burada?
Kıbrıs’ın modern tarihi, güvensizlik ve korkularla şekillendi. 1960’ta bağımsızlığını kazanan ada, kısa süre sonra toplumlar arası çatışmaların içine sürüklendi. 1974 ise Kıbrıs’ın kaderini belirleyen bir kırılma noktası oldu. O günden beri ada fiilen bölünmüş durumda ve güvenlik meselesi siyasetin merkezinde yer alıyor.
Bir kesim için askerî varlık bir “kalkan”. Geçmişte yaşanan acıların tekrarını önleyen bir caydırıcılık unsuru. Özellikle Türk ve Rum toplumlarının hafızasında yer etmiş travmalar düşünüldüğünde bu duyguyu anlamak zor değil. İnsanlar güvenliklerini somut bir güçte görmek istiyor.
Ama diğer taraftan başka bir gerçek daha var. Kıbrıs sadece Kıbrıslıların yaşadığı bir ada değil; aynı zamanda büyük güçlerin stratejik hesaplarının tam ortasında. Orta Doğu’ya yakınlığı, enerji yollarına komşuluğu ve Doğu Akdeniz’deki konumu nedeniyle ada yıllardır bir askeri ve siyasi satranç tahtası gibi kullanılıyor.
Bu yüzden şu eleştiri tamamen haksız sayılmaz: Kıbrıs’ta bulunan her askeri güç yalnızca Kıbrıslıların güvenliği için burada değil. Çoğu zaman bölgesel güç dengeleri, ittifaklar ve küresel stratejiler belirleyici oluyor.
Sorun tam da burada başlıyor. Bir ada düşünün: iki toplumun da barış, güvenlik ve normal bir hayat istediği bir yer. Ama aynı ada aynı zamanda uçakların, gemilerin ve üslerin arasında sıkışmış durumda. Güvenlik adına kurulan düzen, bazen güvenlik hissinin kendisini zayıflatabiliyor.
Belki de asıl mesele şu: Kıbrıs’ın gerçekten güvenli olması için daha fazla silaha mı ihtiyacı var, yoksa daha fazla güvene mi?
Silahlar caydırıcılık sağlayabilir. Ama kalıcı barışı sağlayan şey genellikle tanklar değil, insanların birbirine ve geleceğe güvenebilmesidir. Eğer bir gün Kıbrıs gerçekten huzurlu bir ada olacaksa, bu muhtemelen askeri dengelerden çok siyasi cesaret, karşılıklı anlayış ve ortak bir gelecek fikri sayesinde olacaktır.
Çünkü hiçbir ada sonsuza kadar silahların gölgesinde yaşamak zorunda değildir.
