Derviş Doğan

Sözün Çarpıtılması, Duruşun Netliği ve Kıbrıs Gerçeği

Siyasette sözün bağlamından koparılması yeni bir olgu değil. Ancak Kıbrıs gibi tarihsel, siyasal ve duygusal yükü ağır bir mesele söz konusu olduğunda, bu tür çarpıtmalar yalnızca kişilere değil, çözüm ihtimalinin kendisine de zarar veriyor. CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli’nin Ankara’da yaptığı temaslar sırasında federasyon konusundaki açıklamalarının bazı yayın organlarında özünden uzak biçimde aktarılması da bu çerçevede ele alınmalı.

Sıla Hanım’ın “sözlerim çarpıtıldı” demesi elbette tek başına yeterli bir savunma değildir; önemli olan ne söylendiği ve bunun CTP’nin yıllardır savunduğu çizgiyle uyumlu olup olmadığıdır. Bu noktada tablo son derece nettir. CTP’nin Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin yaklaşımı, yeni, muğlak ya da konjonktürel bir tutum değil; aksine onlarca yıldır savunulan, uluslararası parametrelerle uyumlu bir duruştur: siyasi eşitliğe dayalı, iki toplumlu ve iki kesimli federasyon.

Bu yaklaşım, Birleşmiş Milletler kararlarında tanımlanan çözüm zeminiyle birebir örtüşmektedir. Siyasi eşitlik, Kıbrıslı Türklerin federal yapı içerisinde iradelerinin güvence altına alınması anlamına gelirken; iki toplumluluk ve iki kesimlilik, adadaki tarihsel ve sosyolojik gerçekliğin kabulüdür. Dolayısıyla bu ilkelerden herhangi birinin yok sayıldığı bir “çözüm” önerisinin, Kıbrıslı Türkler açısından kalıcı ve güvenli olması zaten mümkün değildir.

Buna rağmen, Türkiye merkezli bazı yayın organlarının, İncirli’nin açıklamalarını farklı bir eksene çekme çabası dikkat çekicidir. Federasyon vurgusunun sulandırılması ya da sanki CTP bu konudaki duruşunu esnetiyormuş gibi bir algı yaratılması, basit bir yanlış okuma olarak geçiştirilemez. Bu tür yorumlar, ya Kıbrıs meselesinin tarihsel arka planına dair ciddi bir bilgisizliğin ya da bilinçli bir siyasi tercihin ürünüdür.

Burada altı çizilmesi gereken bir diğer nokta da şudur: Kıbrıslı Türklerin siyasi iradesi, Ankara’daki iç siyasi tartışmaların ya da medya reflekslerinin bir uzantısı değildir. CTP’nin federasyon temelindeki çözüm ısrarı, Türkiye karşıtlığı ya da “statükoya meydan okuma” gibi sığ etiketlerle açıklanamaz. Bu tutum, aksine, Kıbrıslı Türklerin dünyayla bütünleşme, uluslararası hukuk içinde yer alma ve kalıcı barışa ulaşma arzusunun ifadesidir.

Sıla Usar İncirli’nin açıklamalarında da bu çizginin dışına çıkan herhangi bir unsur bulunmamaktadır. “Kapsamlı çözüm” vurgusu, federasyonun dışında bir modeli ima etmemekte; tam tersine, siyasi eşitliğin ve iki kesimliliğin güvence altına alındığı bir federal yapının altını çizmektedir. Bunun dışında yaratılan yorumlar, İncirli’nin de ifade ettiği gibi, kabul edilebilir değildir.

Sonuç olarak mesele, bir siyasetçinin sözlerinin çarpıtılıp çarpıtılmadığından daha geniştir. Asıl mesele, Kıbrıs sorununda hangi zeminde konuştuğumuzdur. Gerçeklerden kopuk, günübirlik siyasi hesaplarla yapılan yorumlar, çözüm umudunu beslemez; aksine mevcut çıkmazı derinleştirir. CTP’nin duruşu ise bu karmaşanın içinde hâlâ nettir ve açıktır: Kıbrıs’ta adil, kalıcı ve yaşayabilir bir çözüm, ancak siyasi eşitliğe dayalı, iki toplumlu ve iki kesimli bir federasyonla mümkündür.

Bu gerçeği çarpıtmak mümkün olabilir; ancak değiştirmek kolay değildir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu