Yargıyı engellemek asli göreviniz mi?

Hani her yurttaş yasalar karşısında eşit haklara sahipti?
UBP’li vekillere sorulması gereken soru bu.
Biz dokunulmazlığı kaldırmamak için değil ertelemek için oy verdik diyor Oğuzhan Hasipoğlu.
Yani ne demektir bu. Bizler adaletin tecelli etmesini engelledik için dokunulmazlığın kaldırılmasına rıza göstermedik, Başsavcılığın ve polisin talebine rağmen ilgili kişiyi UBP kalkanı ile korumaya aldık, kısacası elimizdeki gücü kamu yararı için değil kendi koltuklarımız için kullandık.
Peki milletvekili olarak ülkeye halka karşı sorumluluklarınıza ne oldu?
Hani devlettik, hani her yurttaş yasalar karşısında eşittir. Yok öyle bir şey.. Yasama dokunulmazlığı derken neyi kastediyor bu dokunulmazlık.
Bu suç işleme özgürlüğü de mi içine alıyor? Maalesef ve maalesef
UBP vekili Emrah Yeşilırmak hakkında yürütülen soruşturma, yükseköğretim sisteminde yaşanan derin yapısal sorunların bir parçası olarak ortaya çıkmıştır. Olaya konu üniversite hakkında, “usulsüz – haksız – yasa dışı” şekilde diploma temin ettiği yönünde de ciddi iddiaları içermektedir.
Hatta Yeşilırmak gibi dokunulmazlığı olmadığı için, aynı durumdaki bazı kişilerin yargı süreci de başlamıştır. Söz konusu fiiller, ağır suç kapsamındadır. Bu da konunun ciddiyetini ve ‘siyasi bir oyun’ olmadığını ortaya koymaktadır. Elbette masumiyet karinesini de her daim akılda tutmak gerekir. Ve fakat aynı olay da zanlı durumunda olan diğer kişilere yargı yolu açılırken ilgili vekilin dokunulmazlık zırhı arkasında durmasının adalete verdiği zarar tarihin en karanlık sayfalarına geçmiştir. Nitekim verilen kürsü dokunulmazlığı
, milletvekillerinin görevini yaparken siyasi baskılara karşı korunması içindir. Dolayısıyla bu bir vekilin her durumda yargıdan muaf olacağı anlamına gelmez.
Herkes hukuk önünde eşittir. Kaldı ki eğer ortada ciddi bir suç iddiası varsa,bu yargı önünde değerlendirilmelidir, meclisin bunu suistimal etmesi kabul edilebilir olmadığı gibi bu adaleti de engelleme girişimidir.
