2026 siyasi depremlerin yılı olacak…

Soruyorlar… 2026’dan ne bekliyorsun?
Yüzümü asarak, ya da derin derin düşünen adam pozları vermeden, hatta gülerek “Deprem değil depremler bekliyorum” derim. Elbette, Allah göstermesin, bildiğimiz deprem değil. Siyasi depremler…
***
Gidilecek köyün minareleri göründü, derler ya… 2026’nın minareleri 2025’ten göründü.
Genel seçim odaklı konuşacaksan, bir genel seçimde ortaya çıkan ve Meclis aritmetiğini belirleyen sonuç, normal koşullarda beş yıl geçerliliği olan bir iradededir.
O iradenin başına bir yol kazası gelmezse, beş yıl süreyle, o meclis aritmetiğinden çıkan hükümet modelleri, nüans farklarıyla sorgulansa da matematiksel olarak meşrudur.
Ancak unutmayalım, bizdeki sistem de temsili demokrasiye dayalıdır.
Seçmen oylarını, kullanarak kendini temsil etmesini istediği partiyi ve milletvekillerini belirler.
Seçmenin oy verme kalitesi, tartışılır olsa da, kimse seçmen, saça, başa, boya, posa bakarak oy veriyor diyemez.
“Bize oy verirseniz, şunu şunu yapmayı taahhüt ediyoruz” diyen partiye ve aynı yaklaşımla bir adaya tercihini kullanır.
Her parti, verdiği söze uygun hareket etmek zorunda mı? Elbette.
Aksi halde halka verilen vaatler, kandırma amaçlı olur.
***
Yeri gelmişken belirteyim. Seçim sonrası önce Meclisteki sandalye dağılımı belli olur. Sonrasında parti içinden adayları karma ve tercih oylarının toplamına göre, partinin sandalyelerini oturacak isimler belli olur.
Bağımsız aday olup, seçilenlerin dışında kimse HALK BENİ SEÇTİ diyemez.
Eğer seçildiği partiyle siyasetin uyumu bozulduysa, partisinden istifa eder. O istifa milletvekilliğinden de istifayı kapsar. Boşalan sandalye, genel seçim yakın değilse, ara seçimle doldurulur. Keşke sistem, boşalan yere en son yapılan genel seçimdeki, parti içi sıralamaya göre sıradaki isim getirilse.
Dolayısıyla en son genel seçimden sonra, milletvekili istifası yaşanmışsa, böyle istifa ya da istifalar, sandık sonuçlarına göre şekillenen halk ya da seçmen iradesini, kendi boyutunda bozar.
***
Siyaset dünyamız, kısa sayılmayacak bir süreden beri sarsılıyor.
Bu sarsıntı çok etkilenen siyasi partiler var. Bu etkileşim yukarıdan aşağıya tüm partileri bir biçimde az veya çok etkiliyor. Aksini kimse söylemiyor zaten.
Bizdeki siyasi yapıda, her parti ve de her vekil, bir sonraki seçimi düşünür.
POLİTİKACILAR GELECEK SEÇİMLERİ, DEVLET ADAMLARI, HALKINI VE GELECEK KUŞAKLARI DÜŞÜNÜR.
Bizde çok olan birincisidir.
İkincisine, devlet adamına örnek bulmak kolay değil. Hani derler ya, “İLAÇ NİYETİNE BİLE YOK”… Aynen öyle.
***
2026 sonunda yerel seçimler, Ocak 2027’de de genel seçimler var, normal takvime göre.
Muhalefet erken seçim diye sesini yükseltiyor, Üstel’in başbakanlığındaki üçlü koalisyon bir anlamda, “Daha yapacak işimiz var” diyor.
Bir süre önce olasılıkları yazmıştım. En güçlü olasılığın yerel ve genel seçimin bu yılın sonunda olabileceğini işaret etmiştim. Sürpriz bir gelişme olmazsa öyle olacak herhalde.
***
Seçimin tarihini de, kaderini de UBP belirleyecek.
UBP sıkıntılarını aşıp, özgüvenini yerine getirse, önümüzdeki pazar seçime gider.
Koalisyon ortaklarının da sıkıntıları yok değil ama hükümetin ve seçimin kaderini UBP, UBP’deki gelişmelerin, örtülü, grup grup devam eden pazarlıkların duman rengi belirleyecek.
Senaryo çok. Senaryo yazanların neredeyse tümü kendi siyasi geleceğini düşünerek senaryo yazıyor.
Bu senaryolar içinde medya üzerinden yeni mevzi almalar da ya oldu ya olacak.
***
“Hasan Hastürer, bu gün için, geleceği düşünerek biraz ipucu vermeyecek misin?” Bir küçük ipucu vereyim…
“Ne zaman yapılırsa yapılsın, UBP’nin çıkaracağı milletvekili sayısının alt ve üst sayısı değişken olabilir. Fakat bugün için şu öngörüde bulunmak mümkün. İlk genel seçim sonucunda şu an Mecliste, UBP milletvekili olarak bulunan isimlerin, yaklaşık yüzde sekseni yeni Meclis’te olmayacak.”
***
Herkese, mutlu, sağlıklı, keyifli günler diliyorum…
Canınızı yemeyin, sonuçta olacak olan olacak.
“Nasılsın?” diye soranlara da “Bomba gibi” deyin…




