Hasan Hastürer

51 senede, köprülerin altından çok sular aktı…

 

Dün 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı’nın 51. yıldönümüydü.

Kuzeyde bir  gün önceden başlayan kutlamalar, dün de akşam saatlerine kadar sürdü.

Güneyde ise bir gün önceden başlayan protesto gösterileri bugün de devam edecek.

***

KKTC’deki kutlamalarda en çok merak edilen Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yapacağı konuşmaydı.

Çok büyük olasılıkla Rum tarafı, Erdoğan’ın konuşmasını, tahrik edici bulacak.

Erdoğan konuşmasını hem bize hem de güneye vereceği mesajlar bakımından dikkatle dinledim.

Erdoğan yaklaşık 4 yıldır, Kıbrıs sorunuyla ilgili Türkiye’nin de desteklediği siyasetin bir kez daha altını çizip, “Kıbrıs Türklerinin kaybedecek 60 yılı daha yok. Biz artık tüketilmiş federasyon modeline dayanan Birleşmiş Milletler parametreleriyle vakit kaybedemeyiz. Kıbrıs Türk tarafının desteğini açıkça çektiği birçok kez denenmiş ve başarısız olmuş bir çözüm modelinde ısrarcı olmanın kimseye bir faydası bulunmuyor. Cumhurbaşkanı Sayın Tatar’ın ortaya koymuş olduğu iki devletli çözüm vizyonunun tüm gücümüzle arkasındayız. Buradan tüm dünyaya bir kez daha çağrımızı yapıyoruz. Uluslararası toplum Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımalı, diplomatik, siyasi ve ekonomik ilişkileri bir an önce kurmalıdır. Doğrudan uçuşların ve ticaretin önü açılmalıdır”, dedi.

***

Bu satırların yazarı olarak şimdiye kadar, çözümü, modelini adıyla savunmadım. Tarafların, uzlaşarak kabul edeceği, sahipleneceği, yaşayabilir çözüm, kabul ettiğim tanımlamadır.

Ancak Ersin Tatar’ın ısrarla iki devletli çözüm vurgusu ve bu vurguya karşı federasyonu savunanlar, bir anlamda karşı karşıya geldi.

Ersin Tatar, bir tören konuşması olmasına rağmen iki devletli çözümü sahiplenmeyenleri, sert bir üslupla eleştirdi.  “Geleceğimizi Rum’un iradesine, Rum’un onayına bağlamak isteyenlere de birkaç sözüm olacak” dedikten sonra şunları ekledi:   “ Bu süreci itibarsızlaştırmaya çalışanlar, hiçbir duruşları, net görüşleri olmadığı için ne adadaki gerçekleri okuyabilmekte, ne de uluslararası diplomasinin değişen dinamiklerini kavrayabilmektedir. 

… Kıbrıs Türk halkı, artık Rum liderliğini çaresizce ikna etmeye çalışan pasif bir noktada değil, yeni vizyonumuzla, kararlı ve eşit bir aktör olarak sahadadır. Kendi halkını ve onun seçilmiş temsilcilerini küçümseyen ve haksızca itibarsızlaştıran söylemlerle seçim kazanabileceklerini düşünenler, öncelikle halkımızın iradesine yaptıkları saygısızlığın farkında olmalıdırlar.”

***

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, federal çözümden, iki devletli çözüme geçişi çok daha yumuşak bir üslupla seslendirip,  “Kıbrıs Türklerini azınlık olarak görüp sözde devletlerine yamamaya çalıştılar.

Biliyorsunuz, esasen Kıbrıs Türk tarafının teklifi olan federal çözüm karşısında Rumlar ‘üniter devlet’ diye tutturmuşlardı. Federal model, merhum Denktaş’ın liderliğinde müzakerelerin temel çerçevesi olarak kabul edilmişti. Peki, 1960 ortaklık devletinde olduğu gibi federal çözüm modelini de kabullenemeyen Rumlar ne yaptı? İki toplumlu, iki kesimli federal model temelinde hazırlanan bütün çözüm önerilerini reddettiler.” diye konuştu.

***

20 Temmuz 1974, Kıbrıs’ın yüz yıllık tarihindeki en önemli kilometre taşıdır. 1974 sonrası adada oluşan iki bölgeli, iki toplumlu ve devamında biri tanınmamış olsa da iki devletli yapı yarım asrı aşkın geçmişi var.

51 seneden köprülerin altından çok sular aktı…

1974 öncesi dönülebilir diyen bir adım öne çıksın ve nasıl olabileceğini anlatsın.

Unutmayın, Kıbrıs Cumhuriyeti’nde yönetimi elinde tutan Rumlar, Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dönüş yolunu açmak için seçme ve seçilme haklarını bile kabul etmedi.

 

 

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu