Hasan Hastürer

Be amma anlamassınız? Re ma den katalavenis?

 

   İzolasyonlar nedeniyle biz Kıbrıslı Türklerin, kuyunun dibinde yaşamaya mahkum edildiğimizi ve doğal olarak, gökyüzünün kuyunun ağzı kadar olduğunu zannettiğimizi her fırsatta yazar ve söylerim.

   Hade biz Kıbrıs Türkleri, izolasyonlar ve gecikmeli demokrasi nedeniyle kuyunun dibindeyik.

   Peki, izolasyonsuz, dünya ile entegre olan Kıbrıslı Rumların, kısır düşünce yapısıyla kuyunun dibinde olmasını kim nasıl izah edecek?

***

Biraz kaba olacak ama izninizle yazacağım…

   Kıbrıs sorunuyla ilgili en sağdan en sola kadar herkes ‘mastürbasyon’ çekmeye bayılır.

   Azıcık düşünün… Özgür ve yapıcı düşünen herkesle fikir birliği buluşmamız olacak.

   Kıbrıslılar, Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğüyle, ‘sevişmekten’ müthiş haz duyar.

   Hatta Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünde ekmek yiyenler, ‘Aman Kıbrıs sorunu çözülürse, ne yapacağız?’ gailesiyle yatar kalkar… Bu endişe ya da korku o denli derindir ki, gece rüyalarına girer.

***

Bu insanlar, asla yaratıcı değildir.

Bu insanlar, ciddi anlamda statükocudur.

Bu insanlar, kendi statükoculuklarını görmeden, başkalarını statükoculukla suçlarlar.

Bu insanlar, ‘Eski köye yeni adet mi geliyor?’ diye korkarlar. Böylece ‘yeni adetlere’ kapıları sıkı sıkı kapalıdır, kapıları çifte kilitlidir.

   Hiçbir işe yaramayan, hiçbir sorunu çözmeyen 50-60 senelik, kağıt üzerinde yazılanları kutsal kitap ayeti gibi sahiplenirler.

   Dine pek inanmazlar ama kendileri, ismi farklı içerikleri, bir araya getirip, kendi kutsal kitaplarını yaratmak isterler.

Ve ne acıdır kimileri bunu milliyetçilik, kimileri de ilericilik adına yapar.

ÖZELLİKLE UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞI İNSANLIK İÇİN EN BÜYÜK TEHLİKEDİR.

Hiç itirazım yok, kabul ediyorum.

Ancak, KAFATASÇI, FARKLI DÜŞÜNCEYE VE DEĞİŞİME KAPALI OLMA BAĞIMLILIĞI DA, EN AZ UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞI KADAR TEHLİKELİDİR.

Rumlarda da var ama bizde bu tür bağımlılar daha çoktur.

***

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’dan, dün bir açıklama vardı.

Gereği var mıydı?

Benim anlayışıma göre yoktu.

   Yanıt verme yerine bilgi verilmesini doğru bulurum. İyi niyetli olmaktan uzak soru soranları, ciddiye aldığınız sürece, samimiyetten uzak soruların arkası gelir.

   Haaa… Bazıları yanıt vermeyi sever. Çünkü seslendirecek fikirleri yoktur.

   Tufan Erhürman, bir politikacıdan çok, bir düşünce insanıdır. Bu nedenle bilgi paylaşacak… Bir defada anlamayan olursa, birden fazla okuyarak, hatta birilerine danışarak anlayacak. Bunun başka yolu yok.

***

   Bir taraf ‘TUFAN ERHÜRMAN, NEDEN FEDERASYON VURGUSU YAPMIYOR?’ sorusunu sorarken öte taraf, ‘ TUFAN ERHÜRMAN, NEDEN İKİ DEVLET VURGUSU YAPMIYOR?’ sorusunu öne çıkarıyor.

   İki taraf da üçlü dönüş imkanı olmayan daracık yolda gitmeyi tercih ediyor.

***

 

Tufan Erhürman’ın açıklamasından şu bölüm bilgilendirme anlamında yeter de artar bile:

   “Müzakere olsun diye müzakere değil, çözüm olsun diye müzakere istiyorum. Ve siyasi eşitlik yoksa çözüm de olmayacağını biliyorum.

   Bugün neden bir kez daha söylüyorum bütün bunları…O yüzden, aslında gerek olmadığını bilmeme karşın, bir kez daha açıklamak istedim. Yeni bir şey yok. Seçimde halkıma ne yapacağım dediysem onu yapıyorum. Halkımın çok geniş kesimleri çözüm istiyor. Ben de öyle. Halkımın çok geniş kesimleri siyasi eşitliğin olmayacağı bir “anlaşma”ya çözüm demiyor. Ben de öyle.

   Bu konuda ne değişen bir şey var, ne de değişecek olan…”

***

Cuma günü, ‘Sonucu olmayan müzakereler mi, yoksa çözüm mü isteniyor?’, başlıklı yazım, hem Kuzey’de hem Güney’de, hem yurtdışında özellikle diplomatik çevrelerde geniş yankı buldu.

   Özünü, bu yazımın bütünlüğünde bir kez daha paylaşayım:

   ‘Bunca yılın deneyimi göstermiştir ki, bu noktadan sonra KIBRIS SORUNU, MÜZAKERELER VE DEVAMINDA ORTAYA ÇIKACAK SONUCUN, EŞ ZAMANLI OLARAK KIBRIS TÜRK VE RUM TARAFINDA REFERENDUM VE İKİ EVET BEKLENTİSİYLE ÇÖZÜLEMEZ.

   Rum tarafının çözüme en yakın noktaya gelindiği zaman bir yolunu bulup, kıyamet kopardığı, masayı devirdiği tartışmasız bir gerçek.

Bir biçimde bir çözüm planı referandum aşamasına geldiği zaman Rum liderliğinin, Rum kilisesinin, tüm yolları deneyerek HAYIR’ı sağlamayı başardığını da gördük.

   Çözüm için geriye ne kaldı?

   1960’ta olduğu gibi, yaşayabilir bir çözümü sağlayacak bir anlaşmanın hazırlanması ve Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum liderlerinin imzalaması.

   “1960’ta olduğu gibi” derken, anlaşmaya şekil verebilecek tarafları anlatıyorum.

İmzalanacak yürürlüğü girecek.

   2004 Annan Planı’nda referandum hakkımızı kullanıp, kendi kaderimizi belirleme hakkı olduğunu gösterdik. Bu defa gerek yok.’

***

   Beğenelim veya beğenmeyelim, dünyada çok hızlı ve radikal değişimler oluyor. Bu değişimlerin dalga boyu çok yüksek. Hızlı ve doğru karar vererek, çıkarlarınıza uygun, çözümler elde edebilirsiniz.

   ISRAR, KONJONKTÜREL DEĞİŞİMLERE AYAK UYDURURSA, YARAR SAĞLAYICI OLUR. AKSİ HALDE ISRARIN GETİRİSİ DEĞİL GÖTÜRÜSÜ YAŞANIR.

***

   Bizim eski köyün, yeni adetlere ihtiyacı var…

   Hem Kıbrıslı Türkler hem Kıbrıslı Rumlar için..

   Bu nedenle yazımın başlığını iki dilli olarak yazdım.

   … Be amma anlamassınız?

   … Re ma den katalavenis?

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu