Birileri, bizim yerli Japonlara, değişimi ve yeni dünya dilini öğretse…

Elbette fırsat bulduğum zaman sosyal medyayı izlerim. Oğlum Serkan ve kızım Seran, sosyal medyada olup bitenle ilgili erken uyarı işlevi yerine getirirler.
Geleneksel medyayı da sabah yedi gibi tararım.
Yazılanları okurken, kuyunun dibinde mi, yoksa kuyunun dışında mı yazıldığına mutlaka dikkat ederim.
Çünkü kuyunun dibindeki için gökyüzü kuyunun ağzı kadardır. Dışarı çıkmayı başarırsa, gökyüzünün sonsuzluğu da görür.
***
Kıbrıs Türk halkının uzun süre “kuyunun dibinde” yaşaması, asker – sivil yönetim tarafından istendi. Sivil toplum örgüt, sendika yöneticilerinin yurt dışında, Kıbrıslı Türkleri temsilen katılmasına uyduruk gerekçelerle konulan engelleri, yaşayarak anı defterime not ettim.
Resmi politikaya göre farklı düşünmek, 1990’lara kadar kabul edilemedi.
Farklı düşünenlerle düşünsel, iletişim ya da tartışma yerine, “Hainlik yaftalaması” tercih edildi.
- yüzyılın ortalarındaki bu zihniyetin, 21. yüzyılın ilk çeyreği geride kalırken devam ettiğini görmekten inanın, Kıbrıs Türk Halkı adına derin üzüntüyle karşılıyorum.
Ancak sabrımı koruyup, niteliksiz bir polemiğin parçası olmamak için susuyorum.
… Talimat ve itaat düzenin parçası olanların, dünya sorunlarını, çağdaş, barışçıl bir dille ifade etmesinin, zordan öte, neredeyse imkansız olduğunu anlıyorum.
Çünkü bu düşüncede olanlar için, Kıbrıs Türkü, hala Rumlar tarafından yutulacak hap gibidir. Farklı düşünenler de HAİNDİR.
***
Belki de ellerindeki akıllı telefonlara kuşkuyla baktıkları için, telefonlarıyla dünyadaki gelişmeleri takip edemiyorlar.
Tam bu noktada aklıma, Japon Hiroo Onoda’nın öyküsü geldi.
Hiroo Onoda’nın öyküsü, farklı bakış açılarından dersler çıkarılabilecek bir öyküdür.
Hiroo Onoda, ikinci dünya savaşı sırasında genç bir Japon subayı olarak Pasifikte, Filipinlerin Lubang adasına gönderilmişti.
23 yaşındaki Onoda, Yuichi Akatsu, Shoichi Shimada ve Kinshichi Kozuka isimli üç arkadaşıyla dört kişilik bir ekiptiler.
Oraya giderken kendilerine, asla teslim olmayacakları net bir şekilde ifade edilmiş, hatta intihar etmelerinin yasak olduğu emir olarak belirtilmişti.
Amerikan ordusuna karşı, verilen talimatlara uygun savaşıyorlardı.
Onlar Lubang adasında mücadele ederken ABD, 6 Ağustos 1945’te Hiroşima ve 9 Ağustos 1945’teNagazaki şehirlerine atom bombası atar.
2 Eylül 1945’te Japonya teslim anlaşmasına imza atar.
- Dünya Savaşı Japon cephesinde sonlanmıştır.
Pek çok Pasifik adasıyla iletişim olmadığı gibi Lubang adasıyla da Japonların iletişimi kalmamıştı.
Amerikan askerleri adadan ayrılmasına rağmen, gelişmelerden haberi olmayan Onoda ve arkadaşları mücadelelerini, savaşlarını karşılarında buldukları, Filipinlilere karşı sürdürdü.
Onoda’nın üç arkadaşı hayatını kaybetti.
Çevredeki tüm gelişmeleri yanıltma amaçlı olarak algılayan Onoda, tam 29 yıl ormanda tek başına yaşadı.
Hatta ailesi, öldüğünü kabul ederek 1959 yılında Japonya’da bir mezar yaptırır.
Savaşın bitmesinden 29 yıl sonra bir kaşif, Onoda’yla ormanda karşılaşır, onu tanır ve savaşın bittiğine ikna etmeye çalışır ama başarılı olamaz.
Japonya’ya gider ve O’na 29 yıl önce emri veren komutanı Binbaşı Taniguchi’yi bulur.
Komutan Lubang adasına gidip, savaşın bittiğini ve Japonya’ya geri dönmesi için “Emir” verir.
Hiroo Onoda, bulunduğu zaman üzerinde yırtılmış askeri kıyafeti ve samuray kılıcına sahipti.
… Ve Hiroo Onoda, 29 yıl sonra Japonya’ya döner.
2014 yılında, 91 yaşında hayata gözlerini kapar..
***
Japon Hiroo Onoda, savaşın bittiğinden haberi olmadan ya da savaşın bittiğine inanmadığı için tam 29 yıl, bir adada, ormanda saklanarak, düşman varmış gibi yaşadı.
Bizde de hala, siyasette ve en geniş anlamda medyada Hiroo Onoda gibi yaşayanlar var.
Keşke birileri, bizim yerli Japonlara, değişimi ve yeni dünya dilini öğretse…


