Böyle bir çiçekli mevsimde yitirmiştik Berberoğlu’nu…

Ahmet Mithat Berberoğlu… Kıbrıs Türk siyasi yaşamında iz bırakan bir demokrat. Berbeoğlu’nu 24 yıl önce böyle bol çiçekli bir mevsimde, 4 Nisan 2002’de yitirmiştik.
Doğanın en katı ve her canlı için kaçınılmaz kuralı, Berberoğlu için çalışıp, onu beden olarak aramızdan almıştı.
5 Nisan 2002’de de Berberoğlu’nun bedenini toprağa vermiştik. Ancak özünden gelen, sonradan etkileşimin ürünü olmayan demokrat kimliğini aşan onurlu mücadele günleriyle demokrat yüreklerde hep saygın yerini koruyor, koruyacak.

Berberoğlu, konuşma ve yazılarıyla belki solda, demokrat kesimde eserler bırakacak bir birikim yaratmadı. Ancak Berberoğlu en zor günlerde Kıbrıs Türk toplumu içinde gerçek bir demokrasi mücadelesinin en önünde bulunmaktan çekinmedi.
Kimileri söyledikleri, kimileri de yaptıklarıyla ölümsüzleşir. İşte Ahmet Mithat Berberoğlu, yaptıklarıyla ölümsüzleşmeyi başaran bir demokrasi savaşımcısıydı.

* * *
Berberoğlu’nun demokrasi tarihimizde çok özel bir yere sahip olduğunun bilinciyle, onunla yüz yüze uzun sohbetler yıllardır hep gündemimde yerini korumuştu.
1995 yılında ilk uzun sohbetimizi yapmıştık.
Son sohbetimiz ise 2001 yılı sonlarında KIBRIS FM’deki radyo programımda olmuştu.
Ağırdağ’daki evinde mütevazılığı yanında yaşadıklarının izleri hep var gibiydi.
Tek başına kendinin yaşadığı olayları anlatırken bile kendi kendini öne çıkarmaktan kaçınır, hep birilerini yaptıklarına ortak etmek isterdi.
1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin oluşan ilk Temsilciler Meclisi üyeleri arasındaydı. Dr. Fazıl Küçük’e daha yakın, Rauf Denktaş’a daha uzaktı.
Cumhuriyet döneminde Vergi Yasası şekillenirken Rauf Denktaş’la karşı karşıya gelişini anlatırken o günleri yeniden yaşar gibiydi:
“Vergi kanunu bir an önce yapılmalı ve CMC’den önemli miktarda vergi alınmalıydı. Yapılan tasarı bana göre ele alınabilirdi. Meclis günü Elçi Dırvan’a tüm Türk mebusları elçiliğe davet edip Ankara’nın vergi yasasının geçirilmesinden yana olduğunu söyledi. Hatta tek tek isimlerimizi okuyup onay aldı. Rum tarafındaki meclise gittiğimiz zaman grup odamızda TMT’den, Denktaş’a yakın isimleri bulduk. ‘Noldu elçi sizi kandırdı mı?’ diye sorup yasaya ‘evet’ dememiz halinde Türk kesimine dönemeyeceğimizi söylediler. Klerides’le görüşüp ara formül bulmaya çalıştık. Ancak bizim taraf ne istediğini bilmiyor, neye karşı olduğunu söylüyordu.”

* * *
Beberoğlu, CTP’nin kurucusu ve ilk genel başkanıdır.
1973’te cumhurbaşkanı muavinliği seçiminde Rauf Denktaş’a karşı aday olduğu günler ise baskıları en yoğun yaşadığı günler oldu.
Rauf Denktaş’ın hatıralarda yazılanları boş verin, bizzat dönemin bayraktarı, adaylıktan çekilmemesi halinde kendinin ötesinde zarar görecek olanların mesajını verdi ve Berberoğlu, göz hapsinde tutulduğu evinde adaylıktan çekildi.
O günleri anımsarken gözlerinin dolu dolu olduğunu hiç unutmam.
Yaşanan o günlere karşılık, kimseye karşı bir tek noktada bile kin duymaması, insan tarafının bir başka göstergesiydi.
CTP onun için her zaman önemli oldu. Partiden hiç mi şikayeti olmadı? Oldu tabii. Ancak hiçbir neden farklı bir arayışı gündemine getirmedi.
Partiden ayrılanların davranışlarını onaylamadığı, partinin birlikteliğinin zedelenmesinden duyduğu rahatsızlığı da çok açık anlattı. O konuşmalar hâlâ kulağımdadır.
***
Ahmet Mithat Berberoğlu’nu 24. ölüm yıldönümünde en içten saygılarımla anıyorum.





