Dış politikada tek başınıza oynamıyorsunuz…

Kıbrıs’la ilgili zaman tünelinde yolculuk yapmayı severim. Geleceğe bakmalıyız, derim. Bazıları yanlış anımsatmalar yapınca geçmişe dokunarak, değerlendirmeyle gelecek yürüyüşüne katkı koymayı, hem gerekli hem de yararlı görürüm.
***
Kıbrıs, küçük bir ada. Kıbrıs sorunu, dünyanın en eski uluslararası sorunlarından biri.
Uluslararası ilişkiler okuyan öğrenciler için Kıbrıs her türlü akademik yükselme için ciddi bir kaynak.
Kıbrıs’la ilgili çok yönlü araştırma yapanlar tarafların siyasi başarılarını sonuçlara göre çok daha kolay belirleyebiliyor.
Rum tarafı en büyük hatayı 15 Temmuz 1974’te yaşadı. Makarios’a karşı gerçekleştirilen Yunan darbesi, Türkiye’nin adaya müdahalesine meşru bir zemin yaratıp bugünkü tabloyu ortaya çıkardı.
Ancak Türk tarafı elde ettiği avantajları kalıcı kazanımlara dönüştürmeyi başaramadığı için Rum tarafı oldukça geriye düştüğü yarışta farkı kapatıp neredeyse öne geçmeyi başardı.
Dış politikada, tek başınıza oynamıyorsunuz. Başarılı olmak için değişimlere ayak uydururken çok dikkatli ve tutarlı olmanız gerekir.
Türk dış politikasının etkili isimleriyle konuşma fırsatı buldum mu, değerlendiririm.
Her buluşmada, kritik dönemlerde nelerin nasıl yorumlandığını, hedeflerin ne olduğunu öğrenmeye çalışırım. Genelde belirlenen hedeflere yönelik isabet başarılarının çok düşük olduğu ifade edilir.
* * *
2001 Kasım ayında KKTC’nin kuruluş yıl dönümü nedeniyle 1983’ün TC Dışişleri Bakanı İlter Türkmen ve yine aynı dönemin TC Lefkoşa Büyükelçisi İnal Batu ile KIBRIS FM’deki radyo programında buluşmuştuk.
O sohbetimizin özünün bugün içinde bulunduğumuz koşullardaki değerlendirmelere de kaynak olabileceğini düşünerek sizlerle paylaşmak istiyorum.
1983 TC’nin Dışişleri Bakanı İlter Türkmen, Denktaş’ın fikrinde bağımsızlığın hep var olduğunu anımsatıp bağımsızlığın ilanı için Türkiye’de geçiş döneminin beklendiğine dikkat çekip şunları eklemişti:
“Bağımsızlık ilan edilir edilmez TC hükümeti olarak KKTC’yi tanıdık. Başka ülkelerin de tanıması için çalıştık ama olmadı.
Bağımsızlık ilanının öncelikle iki amacı vardı. Birincisi Kıbrıs’ın içinde, iç politikada toparlanmayı amaçlıyordu. Bağımsızlık havası ile yeniden bir toparlanma sağlanabilirdi. İkincisi bağımsızlık ilanı ile görüşmelerde daha güçlü olunacağı inancı vardı. 1985’ten itibaren çözüm için sıcak gelen öneriler sunuldu. Ancak arkası gelmedi.”
Türkmen, bağımsızlık ilanından Ankara’nın tamamen habersiz olmadığını, gelişmeler için hazırlıklı olduklarını da söyledikten sonra şu görüşleri de dile getirmişti:
“Kaçırılan fırsat 1974’te oldu. Sıcağı sıcağına federe devlet kurulacağına bağımsızlık kurulacaktı. Askeri zaferin ardından bağımsızlık olması gerekirdi. TC’de hatalar yaptı.”
Türkmen o günkü değerlendirmesinde en yakın olan yarına göre politika belirlemenin önemine dikkat çekip Türkiye’nin Kıbrıs konusundan ayrıntılı bir politikası olmadığını da vurgulayıp, “Kıbrıs’ta razı olabildiğimiz çözüm şeklinin tespit edilmesi gerekir. Biz asgari bunu kabul etmeye mecburuz diyebilmeliyiz.”
* * *
KKTC’nin ilan edildiği dönemde TC Lefkoşa büyükelçisi olan İnal Batu ise o günlerle ilgili anılarını aktarırken, 14 Kasım 1983 akşamı TKP ve CTP yetkililerinin kendini ziyaret edip Ankara’nın tavrını sorduklarını anımsatıp şöyle konuşmuştu:
“Meclisteki bütün gelişmeleri izleyip Ankara’ya aktardım. Denktaş’ın kararı bana resmen iletmesinin sonrası Ankara’yı bilgilendirdim. İki saat sonra Ankara’nın KKTC’yi resmen tanıma kararı geldi. Kararı Sayın Denktaş’a bildirdim.
Dönemim Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in 10 İslam ve Türk Cumhuriyeti’ne yazdığı mektubu daha sonra bizzat ben de gördüm. Bangladeş KKTC’yi tanıdı. Yanlışlıkla telefon bana bağlandığı için Bangladeş dışişleri bakanını tanıma kararını Denktaş yerine bana iletmişti.
KKTC’yi tanıyan ülke sayısı artabilirdi. Ancak ABD ve İngiltere baskıyla buna izin vermedi. Lefkoşa’dan sonra büyükelçi olarak görev yaptığım Pakistan’da bunu çok açık görme, öğrenme fırsatım olmuştu.”
İnal Batu o sohbetimizde Geçitkale Havaalanı bölgesinde Amerika’ya üs verilmesi karşılığında ABD’nin KKTC’yi tanıması beklentilerinin boş çıktığını da belirtmişti.




