Hasan Hastürer

Güney Kıbrıs–Yunanistan–İsrail askeri iş birliğinin çapı büyük olamaz

İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) 2026’yı kapsayan üçlü bir askeri “eylem planı” imzaladı. İsrail basını planı, “Türkiye’ye karşı iş birliğini güçlendirmeyi ve Doğu Akdeniz’de istikrarı desteklemeyi amaçlıyor.” diye duyurdu.

Bazı basın organları eylem planı çerçevesinde Güney Kıbrıs, Yunanistan ve İsrail’in ortak bir tugay kuracağını  yazdı.

Üçlü eylem planı imzalanmasına Türk tarafı tepki gösterirken, Güney’den de AKEL tepki gösterdi.

   Güney Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas, Rum Milli Muhafız Ordusu’nun (RMMO) dost ve müttefik ülkelerle faaliyetleri çerçevesinde Yunanistan ve İsrail’le 2026 yılında ortak askeri tatbikatlar planladığını söyledi.

   Güney Kıbrıs, Yunanistan ve İsrail arasında ortak tugay kurulması yönündeki haberleri yalanlayan Palmas, üç ülke arasında tek bir askeri güç oluşturulmasının söz konusu olmadığını vurguladı.

   Bir anlamada eylem planını yumuşattı.

***

Kaç gündür konuyla ilgili görüşümü soranlar var.

Söylediğimin özü şu:

   “Bu üçlü iş birliğinin çapı büyük olamaz. Hele, Türkiye’ye karşı güç birleştirmesi hiç olamaz.”

   Hristodulidis, askeri güç birlikleriyle, bazı ülkelere, askeri konuşlandırma imkanı sunarak, aklınca SAVUNMASINI güçlendirmeye çalışıyor.

Askeri gücünü büyütüp Kuzey Kıbrıs’ı geri almak gibi hedefi kısık sesle bile seslendiremiyor.

***

Güney Kıbrıs ve Yunanistan’la iş birliğine girenler, ya da girecek olanlar bu ikili ile Türkiye’nin gücünü, hem genelde hem de askeri alanda kıyaslamak durumundadır.

Kıyas denemesi yapacak olanlar için,  Türkiye’nin Güney Kıbrıs’la askeri kıyası mümkün değil.

   “İsrail, Türkiye’yi karşısına alıp, Güzey Kıbrıs’la askeri iş birliğine girebilir mi?” Mümkün değil. Akıl karı hiç değil.

***

   İş birlikleriyle yaratılmak istenen havayı boş verin. Güney Kıbrıs, hatta Yunanistan, Türkiye ile aynı ligin takımı değil.

   Türkiye, yalnızca coğrafyasının büyüklüğüyle değil, tarihsel birikimi, kurumsal hafızası, insan gücü ve savunma sanayii kapasitesiyle en üst ligde oynar.

   Türkiye’nin ordusu, bölgesel bir güvenlik mimarisinin omurgasıdır. NATO üyeliği, caydırıcılık kapasitesi, operasyonel tecrübesi ve son yıllarda ivme kazanan yerli savunma sanayiiyle Türkiye, sahaya yalnız çıkmaz; sahayı da şekillendirir.

   Kara, hava, deniz ve siber alanlarda eş zamanlı hareket edebilme kabiliyeti, “aynı lig” tartışmasını daha baştan anlamsız kılar.

***

 

Güney Kıbrıs’ın askerî kapasitesi, daha dar bir çerçevede ele alınmalıdır.

   Savunma anlayışı, kendi başına bir caydırıcılıktan ziyade, Avrupa Birliği üyeliği ve bölgesel ortaklıklar üzerinden kuruludur. Asker sayısı, donanım çeşitliliği ve operasyonel tecrübe bakımından sınırlı olan bu yapı, güvenliğini ittifaklara emanet etme stratejisiyle hareket etmektedir.

   Güney Kıbrıs,  askerî kapasitesini ittifaklarla olduğundan büyük gösterirken, Türkiye’nin caydırıcılığını da küçültmenin yollarını deniyor.

   Kıbrıs bağlamında, askerî denge tartışması, çoğu zaman siyasetin sis perdesi altında yürür. Güney Kıbrıs, askeri söylemi desteleyen anlaşmaları diplomatik baskı aracı olarak kullanmayı sever. Türkiye ise askeri gücünü, çoğu zaman konuşmadan, varlığıyla hissettirir. Senaryo düzeyinde kalsa da aradaki fark tam da buradadır… Biri gürültüyle oyunda kalmaya çalışır, diğeri sessizlikle oyunu kontrol eder.

Güney Kıbrıs, yanına İsrail, Yunanistan veya bir başka ülkeyi almayı denese de, Türkiye ile aynı ligin takımı değildir. Biri oyunu kuran, temposunu belirleyen bir güçtür; diğeri ise güçlü tribünlerin desteğiyle ayakta tutunmaya çalışan bir takımCIKTIR. Bunu görmeyip hayalde kalmaya devam eden taraftan, erken uyananlar, gerçeği seslendirmeye paralel,  konuşmaya başlar.

   Tıpkı Güney Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas gibi…

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu