Hasan Hastürer

Hristodulidis, yeni nesil EOKA tohumları ekerken…

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Nikos Hristodulidis, bir taraftan Kıbrıs sorununa çözüm için görüşme talep ederken, öte yanda hatta daha önce Rum Toplumu içinde yeni nesil EOKA tohumları ekilmesine öncülük ediyor.

   Hridtodulidis, yeniden seçilme şansının azlığı nedeniyle tehlikeli bir şekilde aşırı sağa göz kırpmaktadır.

   Bunun ne denli tehlikeli olduğunu göremiyorsa, tarih sayfalarını 20 Temmuz 1974’e kadar karıştırmalı.

***

Kıbrıs’ta siyaset, kelimelerin masum olmadığı bir alandır. Burada söylenen her söz, yapılan her jest, göz kırpılan her sembol, geçmişin tozlu raflarından bir dosyayı indirir. O dosyaların çoğu kanlıdır, acılıdır, yarım kalmış hayatlarla doludur.

   Bugün Nikos Hristodulidis’in izlediği çizgi de tam olarak bu nedenle sıradan bir siyasi tercih olarak görülemez. Çünkü Kıbrıs’ta EOKA’ya dair her ima, her sessiz onay, sadece geçmişe değil geleceğe de müdahaledir.

***

EOKA, bazıları için hâlâ “bağımsızlık destanı” olarak pazarlanabilir. Ama Kıbrıslı Türkler için EOKA’nın anlamı nettir: Korku, tehdit, zorunlu göç, mezarlık sessizliği. Bu gerçek, zaman aşımına uğramaz. Tarih, romantik anlatılarla değil yaşanmışlıklarla yazılır. EOKA, bu adada iki halk arasında açılan en derin yaraların suç kaynağıdır..

   Hristodulidis’in temel açmazı da burada başlıyor. Bir yanda Avrupa Birliği dili, çözüm vurguları, diplomatik yuvarlak cümleler… Diğer yanda milliyetçi damarları besleyen semboller, anmalar, kabuller, törenler, yönlendirmeler.

   Kıbrıs gibi kırılgan bir coğrafyada bu ikili dil, “denge” değil, düpedüz tehlikedir. Çünkü Kıbrıs’ta denge, geçmişle yüzleşmeden kurulmaz.

***

EOKA’nın yeniden dolaşıma sokulması, sadece Kıbrıslı Türkleri tedirgin etmez. Aynı zamanda çözüm ihtimalini de sabote eder. Güven, korku üzerinden inşa edilemez. Karşı tarafın varoluş hafızasını yok sayarak barış masasına oturulamaz.

   Hristodulidis bunu bilmiyor olamaz. Biliyorsa ve yine de bu çizgide yürüyorsa, ortada ciddi bir siyasi sorumluluk sorunu vardır.

***

Kıbrıs’ın yakın tarihi bize şunu öğretmiştir: EOKA’nın güç kazandığı her dönem, adada tansiyon yükselmiş, müdahalelerin yolu açılmış, iki toplum arasındaki mesafe biraz daha büyümüştür. Bunun faturasını en sonunda Rum Halkı da ödemiştir.

   Rum siyasiler nutuk atmış, kendi halkları bedel ödemiştir.

Bugün Kıbrıs’ın ihtiyacı olan şey, geçmişin hayaletlerini hortlatmak değil, onlarla yüzleşmektir. Cesaret, EOKA’yı kutsamakta değil; EOKA’nın yol açtığı felaketleri açıkça mahkûm edebilmekte yatar. Gerçek liderlik, kendi toplumuna hoş gelen masalları anlatmak değil, acı gerçekleri söyleyebilmektir.

   Hristodulidis, eğer gerçekten Kıbrıs’ta bir gelecek inşa etmek istiyorsa, bu toprakların hafızasına saygı duymak zorundadır.

   Kıbrıslı Türklerin yaşadıklarını “geçmişte kaldı” diyerek geçiştirmek, barışı değil güvensizliği büyütür.

Unutulmamalıdır ki, hafızası inkâr edilen toplumlar, kendilerini savunma refleksiyle hareket eder. Bu da çözüm zeminini değil, yeni gerilim hatlarını doğurur.

Son sözüm nettir: Kıbrıs’ta EOKA tohumları ekmenin bedeli her zaman felaket olmuştur. Dün böyleydi, bugün de böyledir, yarın da değişmeyecektir. Bu ada, bir kez daha aynı karanlık yoldan geçmeyi kaldıramaz. Siyasetçilerin sorumluluğu, kibritle oynamak değil, yangını söndürmektir. Kıbrıs, ateşle değil akılla yönetilmelidir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu