Hasan Hastürer

İş yapmadan bir koltukta oturanlar, koltuğu yıpratır…

Mücadeleyi sendikacılık sıralarında öğrendim.

Örgütlü mücadelenin olmadığı yerde hiçbir kazanım kalıcı olamaz.

Kuzey Kıbrıs’ta da örgütlü mücadele geriletildiği için tüm kazanımlar, koşar adım geriye gitmektedir. Sınırlı sayısal veri, kimseyi yanıltmasın.

***

   Tüzük ve programlarında ne yazarsa yazsın siyasal sorumluluğa talip tüm partiler liberal politikaların etkisinden, kulvar önderliğinden kurtulamıyor.

   Emeğe saygı , giderek sözde kalmıştır.

   Maaş ve ücretlerden yola çıkıp, kimse KKTC’de emeğin değerli olduğunu söyleyemez.

   Sendika kanadından bilimsel verilerle belirlenen rakamlar, durumun vahametini yansıtır.

   EMEK, EN YÜCE DEĞİL EN CÜCE DEĞER haline hızla getirilmiştir.

***

Hayat pahalılığı ödeneğinin bir artış olmadığını her fırsatta yazarım, söylerim.

Önemli olan satın alma gücünü korumak değil, satın alma gücünü artırmaktır. Uzun yıllardır kimse, bu iddiayla konuşmuyor. Dolaylı kıyaslarla, vaziyet kurtarılmaya çalışılır.

***

   Bir bakıyorum, ağzını açanların çoğu ,hala, çalışandan fedakarlık istiyor.

   Daha nereye kadar fedakarlık?

   Dar ve sabit gelirliler, ayakta durma cambazlığında uzman oldular. Farklı alanları boş verin. Bir biçimde özel okul tuzağına yakalananlar, özellikle, geçmişten gelme davranış bozukluğuyla ‘Beğenirseniz’ diyen patron okullarında aile boyu dayanışmayla okul harcını ödemede neler çekiyor neler?

   Eğer fedakarlığın adı kemer sıkmaksa, kemerde sıkılacak delik kalmadı.

   Kıbrıs Türk insanı aile içi dayanışmayla ayakta duruyor.

   Genç kuşak, anne – baba hatta nene- dede desteğiyle kımıldanabiliyor.

***

Yeni kuşağın evliliklerinin kısa ömürlü olduğu sorgulanır..

“Bu gençler evlenmeden boşanır. Nedir bu hal?” denir.

Hiç kuşkusuz bir evliliğin yürümesinde pek çok neden var.

Ya da yürümemesinin nedenleri birden fazladır.

Ailenin ekonomik anlamda yeterliliği de çok önemlidir.

Anne-baba evinde sahip olunan koşulları genç çiftler evlerinde bulamayınca, evlilik bundan mutlaka olumsuz etkileniyor.

***

   Bir de giderek sayıları artan tek, hade iki çocuklu aileler var.

   Neden daha fazla çocuk sahibi olunmuyor?

   Yeni kuşağın kültürel düzeyi yüksek.

   Kültür yüksekliğiyle birlikte sorumluluk bilinçleri de daha iyi.

   Yaşam kalitelerinin daha iyi olmasını istemelerinden daha doğal ne olabilir?

   Kendilerini düşünürken çocuklarını da düşünürler.

   Çocuk yetiştirmek para ister.

   Kuzey Kıbrıs’ta devletin sağlık ve eğitimdeki varlığı kağıt üzerinde kalmıştır.

   Sağlıkta da eğitimde de özele yöneliş ortada.

   Sosyal devlet anlayışı sıfıra yakındır.

   Bu durumda genç çiftler neye güvenerek çok çocuk sahibi olsun?

***

Bunlar KKTC’de acıdan öte zehir gibi gerçekleridir.

Ekonomi büyütülemiyor.

Kayıt dışı ekonomiden yarısı kayıt altına alınsa KKTC kendi olanaklarıyla Akdeniz’in İsviçre’si olur.

***

Bir tarafta yüzsüzler, öte yanda, onurlu iki yakasını bir araya getiremeyenler.

Canlı tanıktan dinledim.

Bakın biri ne demiş… ‘Mercedes cibimden usandım, Range Rover’e geçtim. Ondan da sıkıldım. Ne yapacağımı bilmiyorum. Evdeki havuz da eskisi gibi havalı gelmiyor.’

   Yolda karşılaştığınız fiyatı 80 bin sterlin ve yukarı olan arabaların koltuğunda, dümeninde ağırlıkla kim olduğunu bilmediğimiz genç kadınlar var.

   İşinin başında olan kadınlara sözüm yok. Hele kazanç vergisi ödenmişse, sahip olunan değerlere hiç sözüm yok.

   Bunun dışında kalanlar için, ‘Baba, koca, ya da bir başka yakınlık nelere kadirmiş?’ sorusunu sorarım.

Özetle, iş yapmadan bir koltukta oturanlar, koltuğu yıpratır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu