İSİAS davamız…Gözyaşlarımız bir direniş diline, dönüştüyse..

Geçmişi anımsamak, bir anlamda zaman tünelinde yolculuk yapmaktır.
Zaman tünelinde yolculuk yapılır, anılara dokunulur, oralardan anımsananlar geri yaşanılan ana gelinir.
Öyle anılar var ki, zaman tünelinde oralara ulaşıldığı zaman, geri gelmek çok zordur. İnsan gözlerini kapar, ne kadar geride olursa olsun, orada kalakalır.
6 Şubat 2023 Pazartesi’nin ilk saatlerinde 04.17’de yaşanan Kahramanmaraş merkezli deprem yaklaşık 13 milyon insanı etkilerken, resmi rakamların çok üzerinde olduğuna inanılan on binlerce insanın ölümüne neden oldu. Biz de şampiyon meleklerimizi, öğretmenlerini ve bazı aile bireylerini yitirdik.
Unutmadık – Unutmayacağız- Unutturmayacağız.

***
Unutmak, insanın kendini koruma refleksidir belki; ama bazı acılar vardır ki unutuldukça büyür, hatırlandıkça insanı ayakta tutar. 6 Şubat, işte tam da böyle bir tarihtir. Takvim yapraklarından düşüp gidecek bir gün değildir. Hem KKTC’nin hem Türkiye’nin hafızasına kazınmış, vicdanına mühürlenmiş bir gecedir. O gece yalnız binalar değil, güven duygusu çöktü… Enkazlar, beton yığınları değil, ihmaller öldürdü.
Saatler 04.17’yi gösterdiğinde, yalnızca yer kabuğu kırılmadı. “Denetim var” diyen sistem, “her şey yolunda” diye avutulan insanlar, “olmaz” denilen ihtimaller paramparça oldu. O enkazın altında yalnız canlar değil, yılların savsaklaması, göz yumması, imza karşılığı suskunluğu da kaldı. Ve o enkazlardan çıkan en ağır feryatlardan biri, Adıyaman’da İSİAS Otelinin enkazının altında can veren ŞAMPİYON MELEKLERİMİZİN, SESSİZ İSYAN, İMDAT ÇIĞLIĞIYDI..

***
Adıyaman’a İSİAS davası nedeniyle bir kez gittim. İSİAS otelin yerle bir olduğu yerden de geçtim.
Otel yoktu ama Şampiyon Meleklerimizin ruhu oradaydı. Melek olmuş, oralarda uçuşuyorlardı sanki.
Kentin simgelerinden saat 04.17’de sarsılıp durmuş, deprem anını yaşatıyordu.

İSİAS, bir bina değildi sadece. Bir ihmal zincirinin, bir çarpık düzenin, bir “nasıl olsa bir şey olmaz” kültürünün somutlaşmış hâliydi.
O otelde konaklayan Şampiyon Melekler, sporcu çocuklardı. Hayalleri vardı; formaları, madalyaları, yarım kalmış maçları… Onlar Kuzey Kıbrıs’ın geleceğiydi. Ama o geleceğin üstüne, kuralları uymadan yapılan bir bina çöktü.
Yönetmelikler ezildi. Vicdanlar sustu. Kıbrıs Türk Halkı, susan, susturulan vicdanlara karşı isyan ederek, “İSİAS ORTAK DAVAMIZDIR” haykırıyoruz. Haykırmakla kalmıyor, deplasman, hukuk mücadelesi veriyoruz.
***
İSİAS davası, sıradan bir dava değildir. Ne bir dosyadan ibarettir ne de sanıkların yargılandığı teknik bir süreç…
Bu dava, “İnsan hayatı ne kadar değerli?” sorusunun cevabının arandığı bir davadır..
Bu dava, adaletin beton kadar sağlam olup olmadığının sınavıdır.
…Ve bu dava, sadece kaybedilen çocukların, öğretmenlerin, aile bireylerinin değil, hayatta kalanların da davasıdır.
Çünkü adalet, yalnızca mahkeme salonlarında dağıtılan bir karar değildir.
Adalet, toplumsal hafızanın canlı tutulmasıdır.
Adalet, “oldu bitti” denmesine izin vermemektir. Adalet, “emsal karar” deyiminin içini doldurmaktır. Eğer bu davada ihmaller “bilinçli taksir”e sıkıştırılırsa, yarın başka İSİAS’ların kapısı aralanır. Eğer sorumlular zincirleme biçimde ortaya çıkarılıp, hak ettikleri cezayı almazsa, suç yine kadere havale edilir.
***

Sadece Şampiyon Meleklerin aileleri değil, tüm Kuzey Kıbrıs, işte bu yüzden susmuyor. Gözyaşları bir direniş diline, bu yüzden dönüştürüldü.
Acılarımızı adalet arayışının yakıtı yaptık. Her duruşmada, her açıklamada şunu boşuna söylenmiyor.: “Evlatlarımızı geri getiremeyiz ama başkalarının ölmesini engelleyebiliriz.”
Bu cümle, evladını yitiren bir anne-babanın söyleyebileceği, en ağır, en onurlu cümledir.
Kıbrıs Türk Halkı bu sesi yalnız bırakmadı, bırakmayacak.
Teorik olarak, yolunu, yöntemini bilirseniz, unutmak kolaydır, mümkündür. Hatta unuttukça insanın rahatlayabileceği anlatılır.
Ama böylesi konularda rahatlayan vicdan, çöken binalardan daha tehlikelidir. Bugün susarsak, yarın yine aynı enkazın başında ağlarız. Bugün “yorgunuz” dersek, yarın “geç kaldık” demek zorunda kalırız.

6 Şubat’ı unutmadık. İSİAS’ı unutmadık. Şampiyon Melekleri unutmadık. Ve unutmayacağız.
Çünkü unutursak, sadece ölenleri değil, yaşayanları da kaybederiz.
Unutturmayacağız. Çünkü gerçek adalet için, hatırlayarak, adalete omuz vermek gerekir.



