Hasan Hastürer

Kalp hastalıklarını tedavi etmek yetmez, önlemek zorundayız”

Kendi insan kaynaklarımızı hiç küçümsemem.. Sağlık alanında da çok değerli insanlarımız var. Türkiye’de özellikle İstanbul’da 20. Yüzyılın başlarından itibaren, mesleki güveni çok yüksek tıp doktorlarımız gurur kaynağımızdır.

   Bu topraklardan yetişen ve toplumsal görev sorumluluğumla yazıp, konuşan bir gazeteci olarak, mesleklerinde dünya çapında üne sahip insanlarla tanışıp, sohbet etmeyi çok severim, çok yararlı bulurum.

   En yalın tanımlamayla mest olarak dinlerim.

   Dünyanın en saygın kardiyoloji otoritelerinden biri olan Prof. Dr. John Deanfield ile Cuma günü yaklaşık bir buçuk saat sohbet imkanım oldu.

***

Kimdir Prof. Dr. John Deanfield?

Önce özgeçmişten öte bir içerikle Prof. Dr. John Deanfield’i tanıyalım.

   “… Prof. Dr. John Deanfield, Dünyanın en saygın kardiyoloji otoritelerinden biri kabul ediliyor. Yaşam boyu kalp sağlığı yaklaşımı, erken yaşta damar hastalıklarının önlenmesi ve veriye dayalı kardiyovasküler sağlık politikaları konularındaki çığır açan çalışmalarıyla bilim dünyasında referans kabul edilen isimler arasında yer almaktadır.

   Doğumsal kalp hastalıklarından yetişkin kardiyovasküler risk yönetimine uzanan geniş uzmanlık alanı ile Prof. Deanfield, modern kardiyolojinin yönünü belirleyen figürlerden biri olarak öne çıkmaktadır.

University College London’da (UCL) Kardiyoloji Profesörü olarak görev yapan John Deanfield, aynı zamanda İngiltere’nin en büyük kardiyovasküler veri ve sonuç araştırmaları merkezi olan National Institute for Cardiovascular Outcomes Research’ün (NICOR) direktörlüğünü yürütüyor.

Bu görev kapsamında, İngiltere genelindeki milyonlarca hastaya ait kalp-damar sağlığı verileri analiz edilmekte; elde edilen sonuçlar hem klinik uygulamalara hem de halk sağlığı politikalarına yön vermektedir.

1952 yılında Londra’da dünyaya gelen Prof. Deanfield, tıp eğitimini University of Cambridge’de tamamlamış; klinik kariyerini Great Ormond Street Hospital ve Hammersmith Hospital gibi dünyanın en prestijli hastanelerinde sürdürmüştür. 1980’li yıllardan bu yana doğumsal kalp hastalığı olan bireylerin çocukluk döneminden erişkinliğe uzanan takip süreçlerinde öncü modeller geliştirmiş; bugün dünyada “erişkin doğumsal kalp hastalığı” olarak tanımlanan özel uzmanlık alanının oluşmasına öncülük etmiştir.

Bilimsel kariyeri boyunca 450’den fazla akademik yayına imza atan Prof. Deanfield’in çalışmaları, aterosklerozun (damar sertliği) çok erken yaşlarda başladığını ve çocukluk çağında oluşan risklerin erişkin kalp hastalıklarının temelini oluşturduğunu bilimsel olarak ortaya koymuştur. Geliştirdiği non-invaziv damar fonksiyon testleri sayesinde, bugün kalp hastalıkları henüz hiçbir belirti vermeden yıllar önce tespit edilebilmektedir.

2014 yılında İngiltere’nin ulusal kardiyovasküler korunma rehberi olan JBS3 Kılavuzu’nun başkanlığını yürüten Prof. Deanfield, kamuoyunda büyük yankı uyandıran “Arterlerinize yatırım yapın” yaklaşımının da mimarıdır. Bu yaklaşım, kalp sağlığını yalnızca ileri yaşların değil, tüm yaşam sürecinin ortak sorumluluğu olarak ele almaktadır. Bu vizyon doğrultusunda geliştirilen “Kalp Yaşı” hesaplaması bugün milyonlarca insan tarafından önleyici sağlık aracı olarak kullanılmaktadır.

Prof. Deanfield’i küresel ölçekte farklı kılan en önemli yaklaşım, kalp hastalıklarını yalnızca tedavi edilen bir sorun olarak değil, önlenmesi gereken bir halk sağlığı meselesi olarak ele almasıdır. Bu yaklaşımı, konuşmasında referans verdiği dünyanın en prestijli tıp dergilerinden biri olan The Lancet’te yayımlanan bilimsel çalışmalar da güçlü biçimde desteklemektedir.

The Lancet verilerine göre:

   Kalp-damar hastalıklarının temeli yetişkinlikte değil, çocukluk ve gençlik döneminde atılmaktadır. Obezite, yüksek kolesterol, sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşam gibi risk faktörlerinin çocuk yaşta başlaması, ilerleyen yıllarda kalp krizi ve felç riskini katlanarak artırmaktadır.

Prof. Deanfield’e göre yalnızca hastanelerde uygulanan tedaviler yeterli değildir.

   Asıl mücadele okullarda, ailelerde, şehir planlamasında ve devlet politikalarında başlamalıdır. Okul kantinlerinden spor alanlarına, yürünebilir şehirlerden gıda politikalarına kadar alınan her karar, toplumun kalp sağlığını doğrudan etkilemektedir.

Modern yaşam tarzının kalp sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri de Prof. Deanfield’in en çok uyardığı konular arasındadır. Masa başı yaşam, ekran bağımlılığı, fiziksel aktivitenin azalması, işlenmiş gıdaların yaygınlaşması ve şeker tüketiminin artması, kalp hastalıklarının giderek daha erken yaşlara inmesine neden olmaktadır.

Deanfield’e göre günümüz kardiyolojisinin geleceği önleyici tıp anlayışında yatmaktadır. Bu yaklaşım sayesinde yalnızca bireylerin yaşam kalitesi artmamakta, aynı zamanda sağlık sistemleri üzerindeki ağır ekonomik yük de önemli ölçüde azalmaktadır.

   Günümüzde kalp-damar hastalıkları dünya genelinde hâlâ bir numaralı ölüm nedeni olmaya devam ederken, Prof. John Deanfield’in çalışmaları “önleyici tıp” kavramını teoriden uygulamaya taşıyan en güçlü bilimsel modellerden biri olarak kabul edilmektedir.

Prof. John Deanfield, kalp hastalıklarını yalnızca tedavi eden değil, daha ortaya çıkmadan önlemeyi hedefleyen modern kardiyolojinin öncülerindendir.”

***

Prof. Dr. John Deanfield’le soru yanıt kısmına geçmeden, etkileşimli bir sohbetimiz oldu.

   Bir doktorun meslek ahlakı için insanın önde olması gerektiğini net bir şekilde.

   Çok önemli bir ilke de buluştuk: “EKONOMİ İÇİN SAĞLIK DEĞİL, SAĞLIK İÇİN EKONOMİ.”

   Bizde bunun tam tersi olduğu ortada.

   Sigaranın zararının tartışmasız olduğu noktasında kuşku yok.

   … Haaaa bizim zeytinyağı tüketimimizi sorduğumda, “Kalp, damar sağlığı için de ilaç gibi” dedi.

                                                              ***

   Prof. John Deanfield ile soru yanıt kısmı ise şöyle:

   Hastürer: Kardiyoloji alanında son derece saygı duyulan bir konuma sahipsiniz. Profesör John Deanfield olarak kendinizi ve profesyonel yolculuğunuzu nasıl tanımlarsınız?

   Prof. Deanfield: Araştırmalarımı ve klinik çalışmalarımı, aterosklerozun gelişimini ve çocukluktan itibaren ilerleyen yaşlarda – kalp krizi ve felç gibi problemler ortaya çıkmadan önceki uzun preklinik dönem boyunca – nedenlerini anlamaya odakladım. Sigara, yüksek tansiyon ve kolesterol gibi risk faktörlerinin etkisini ve tedavilerin faydasını değerlendirmek için teknikler geliştirdim. Birleşik Krallık’ta devlet kurumlarında, ulusal düzeyde uygulanabilecek kişiselleştirilmiş kardiyovasküler önleme stratejisi geliştirme konusunda uzman olarak tanındım.

 

   Hastürer: “Kalp Yaşı” kavramı ne anlama gelir? Nasıl ve nerede ölçülebilir?

   Prof. Deanfield: Kalp Yaşı, bir kişinin yaşı ve cinsiyetiyle uyumlu akranlarına kıyasla klinik komplikasyon riskinin bir ölçüsüdür. Örneğin, 50 yaşında olabilirsiniz ancak olumsuz kardiyovasküler risk profiliniz ve zaman içindeki maruziyetiniz nedeniyle 65 yaşındaki birinin kalp krizi ve felç riskine sahip olabilirsiniz. Kalp Yaşı kavramının, ‘risk’ konusunu anlatmak ve erken dönemde bu konuda bir şeyler yapılabileceğini göstermek için güçlü bir yöntem olduğu kanıtlanmıştır.

 

   Hastürer: Kardiyovasküler hastalıklar günümüzde neden geçmişe göre çok daha genç yaşlarda etkiliyor?

   Prof. Deanfield: Kardiyovasküler Hastalık (ateroskleroz), aile öyküsü, kolesterol, sigara kullanımı, yüksek tansiyon ve diyabet gibi iyi bilinen bir dizi risk faktörü ile yaşam tarzı alışkanlıkları nedeniyle gelişir. Kötü beslenme ve obezite gibi bazı faktörlerin toplumda görülme sıklığında yıllar içinde artış gözlemlenirken, sigara kullanımı gibi bazılarında ise düşüş kaydedilmiştir. Erken yaşta kardiyovasküler hastalıklar artık çoğunlukla obezite, kötü beslenme tercihleri ve yaşam tarzı nedeniyle ortaya çıkmaktadır.

 

   Hastürer: Bireylerin kalp sağlıklarını korumak için bugün hangi pratik adımları atması gerekir?

   Prof. Deanfield: Kişiler, gelecekteki kardiyovasküler hastalık risk faktörlerini ölçerek ve bunlara yönelik önlem alarak ‘damarlarına yatırım yapmalıdırlar’. Bu önerme, statin gibi ilaçların kullanımını içeren çok sayıda kardiyovasküler sonuç çalışmasına dayanmaktadır. Kardiyovasküler planlama, finansal planlamaya benzer – erken başlayın ve yatırımınızı zaman içinde sürdürün.

 

   Hastürer: “Tütünde Zarar Azaltımı” yaklaşımı hakkındaki görüşünüz nedir?

   Prof. Deanfield: Zarar azaltma, risk faktörlerini erken yaşta azaltmaya başlayarak ve bunu yıllar boyunca kalıcı kılarak, kardiyovasküler problemlerin riskini azaltmanın önemli bir stratejisidir. Sigara konusunda en iyi yöntem bırakmaktır ancak yakılarak tüketilen tütün ürünlerinden daha az zararlı alternatiflere geçmek, tamamen bırakamayan bireylerde her zaman daha avantajlıdır.

 

   Hastürer: Isıtılan tütün ürünlerinin zarar azaltımındaki rolü nedir? Yanıcı sigaraları ve ısıtılan tütün ürünlerini kalp hastalıkları açısından nasıl karşılaştırırsınız?

   Prof. Deanfield: Yakılarak tüketilen sigaralar, kalp hastalığı riski açısından açık ara en zararlı olanlardır ve bırakmak her zaman en iyi stratejidir. Isıtılan tütün ürünleri gibi alternatifler daha az zararlıdır ve tamamen bırakamayan ya da bırakmak istemeyen birçok kişi için risk azaltımı sağlar.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu