Kaostan medet umanlar, demokrasinin düşmanıdır… Ve, PEÇELİ VEKİL İSTEMİYORUZ…

14 Kasım Perşembe günü, “Susmak, ateş kestir…” başlıklı yazımı sizlerle buluşturmuştum.
O yazımın son bölümünde ,“Meclis Başkanlığı seçiminde uzlaşı kapısı kapanmadı mı?” sorusunu sorup, devamını şöyle getirmiştim:
“ Tabii ki kapanmadı. Bunca yaşanmışlıktan sonra, orta yolun bulunması bal gibi mümkündür. Nasıl mümkün olduğunu bu aşamada yazmayı, siyasetin bu konuda karar vericilerine, saygısızlık görüyorum.
Sorunu aşma niyeti varsa, Pazartesi en çok Salı günü Meclis Başkanlığı sorunu çözülür. Devamında Meclis Başkan Yardımcısı öteki divan üyeleri seçilir ve sorunu geride kalır. Hem de en çok bir saatin içinde.”
***
Bugün 18 Kasım 2024, Pazartesi.
O yazımın üzerinden 4 gün geçti.
Bu gün, o dediğim Pazartesi.
Düşüncemde her hangi bir değişiklik var mı?
Kesinlikle yok.
Hatta, eğer kaostan medet umanların, şeytani dürtülerine fırsat verilmezse, bugün ya da yarın, Meclis Başkanlığı sorunu aşılır, başkanlık divanı oluşumu tamamlanır.
Kaostan medet umanlar, asla, toplumcu düşünce sahibi olamaz.
Kaostan medet umanlar, demokrasinin düşmanıdır.
Evet, demokrasinin düşmanıdır.
***
Şimdi birileri öne çıkıp, “Kuzey Kıbrıs’ta demokrasi mi var?” diye sorabilir.
Bu satırların yazarı olarak, 1960’lı yıllardan başlayarak demokrasinin hangi evrelerden geçtiğini çok iyi bilenlerdenim.
Prematüre bebek gibi var olmuş demokrasimiz, yoğun bakımdan zar zor çıktı. 1950’lerin sonları, 1960’lar, 1974 öncesi, hatta 1974’ten sonrasında yıllarca,, gerçekten göstermelik demokrasilerden geçerek bugünlere geldik.
Eksiklerimiz var mı? Var. Ancak, demokrasimizi daha ileriye götürecek olanaklara sahibiz. Yeter ki, kişisel hesapları, toplumsal çıkarların çok önünde olanlara izin verilmesin.
***
KKTC Cumhuriyet Meclisinde, Meclis Başkanlığı seçiminde yaşananlar, kişisel hesaplarını, her türlü toplumsal kayba rağmen, önde tutma ısrarını sürdürenlerin eseridir.
Belki bugün için bir tarafta UBP ve koalisyon ortakları, öte tarafta CTP ve iki bağımsız milletvekili görülse de, sorunun kısa sürede, adeta kontrolden çıkmasında, hükümetin parçası olan bazı milletvekillerinin rolü tartışmasızdır.
Daha önce de yazdım.
“…UBP ve koalisyon ortaklarının 29 milletvekili var mı?
Var ve bu sayı, Meclisin toplanmasına da Meclis Başkanının seçilmesine de yeter de artar bile.
Peki neden kimsenin gıkını çıkaramayacağı bir seçim yapılamadı?
Çünkü, UBP’nin içinde, bir anlamda Ünal Üstel’le kan davası olanlar var. Peçeli Muhali diyebileceğimiz bu isimler, UBP’li bir Meclis Başkan adayının tartışmasız seçimine engel olmuştur.
Çift mühür vuranlar da kötü niyetle, bilerek ve isteyerek çift mühür vurmuştur. Niyetleri, kaosun devamı ve Ünal Üstel’i siyaseten ağır yaralamaktır.”
***
“Demokrasi yara alırmış, Meclisin itibarı daha da zedelenirmiş…”, bazılarının hiç umurunda olmadığını, yaşayarak gördük.
Sorun bugün, yarın çözüm yoluna girer mi? Girer.
Son dört günde, bazı temaslar oldu mu? Tabii ki oldu.
Empoze oldu mu? Büyük harfle yazayım OL-MA-DI…
Belki de ilk kez, talimat vermek yerine görüşler dinlendi.
Buna rağmen bugün, kişisel beklenti ya da çıkarlarına, partisel ya da toplumsal kılıf giydirerek, oyun bozanlık yapmak isteyecek, denemede bulunacak ÜÇ KİŞİ ,OLABİLİR.
***
Gün, Meclisteki tıkanıklığın aşılması ve halkın iradesinin Mecliste çalışır hale getirilme günüdür.
Lütfen herkes, açık oynasın.
PEÇELİ, VEKİL İSTEMİYORUZ.