Kıbrıslı Türklerin, kendi kaderini belirleme hakkı…

Devlet ve hükümet yetkililerinin, yazılı konuşmalarını daha dikkatle dinlerim.
Kağıtsız, yapılan konuşmaların, değeri hiç mi yok?
Var elbette.
Çok da süzgeçten geçmeyen görüşleri yansıttığı için farklı bir değeri var..
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir dış seyahat dönüşü, uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlarken, KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili, sonca takdir yorumuna açık sözleri, bu bağlamada ayrı bir değer taşıyordu.
***
Dün akşam, TRT AVAZ’ın yeni yayın dönemiyle ilgili KKTC Lansamı vardı.
Bu arada Kıbrıs Mücahitleri isimli belgeselin ilk bölümü de gösterildi.
Ağırlıklı Muratağa- Atlılar – Sandallardaki toplu katliamlara yer verildi ilk bölümde.
Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve ardından KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar da konuştu.
Ersin Tatar, seçime yönelik yaptığı içerikle, konuştu. Yazılı konuşma metni yoktu.
Cevdet Yılmaz, ciddi bir çalışma ürünü olduğu belli, yazılı metinden bir konuşma yaptı.
İki devletli çözüm vurgusuyla Ersin Tatar’a destek mesajı verdi. Ancak konuşma bütünü 19 Ekim seçimine dönük değildi.
***

Cevdet Yılmaz’ın konuşmasında benim en çok dikkatimi çeken vurgu neydi, sorusu aklınızdan geçerse, yanıtını vereyim.
Belki de ilk kez Türkiye Cumhuriyeti’nin en tepesindeki birkaç isimden biri olarak Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıs adasından verdiği mücadelenin Self Determination, Kendi Kaderini Belirleme Hakkı, mücadelesi olduğunu söyledi.
Bu çok yerinde, çok doğru bir tespitin seslendirilmesidir.
***
Kıbrıs Cumhuriyeti kurulurken, Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum Halkı denmedi.
Peki ne dendi?
Türk Cemaati ve Rum Cemaati.
Bu yaklaşımla Anayasal kimliğiyle Kıbrıs Türk Cemaat Meclisi ve Kıbrıs Rum Cemaat Meclisi vardı.
Makarios’un 13 maddelik ünlü anayasa değişiklik önerilerinden biri Kıbrıs Türk Cemaat Meclisi kalırken Rum Cemaat Meclisi’nin ortadan kaldırılmasıydı. Böylece onlar Cemaat değil Cumhuriyetin ana sahibi halk olacaklardı.
BM Ana sözleşmesi toplumlara, cemaatlere değil, haklara kendi kaderini belirleme hakkı verir.
Bizim liderliğimiz bile bunun böyle olduğunu çok gecikmeli fark etti.
Yoksa 1943’te Kıbrıs Adası Türk Azınlıklar Kurumu kurulur muydu?
Sonrasında da uluslararası bir sorun olan Kıbrıs konusunda, uluslararası hukukla örtüşen siyasetler geliştiremedik.
***
Kıbrıs Cumhuriyeti Kurulduğu zaman Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar ayrı ayrı referandum hakkı kullanmadı.
Uluslararası kabul gören referandum hak kullanımı Annan Planı referandumudur. Orada Rumlardan ayrı oy kullanarak ayrı Kendi Kaderimizi belirleme hakkımızı kullanmış olduk. Bu nedenle Annan Planı referandumunun Kıbrıslı Türkler açısından böyle bir kazanımı da olmuştur.
***
Unutmamak gerekir ki Cumhurbaşkanlığı, genel ve yerel seçimlerin her biri KENDİ KADERİMİZİ BELİRLEME ANLAMI TAŞIYAN ANAYSAL UYGULAMALARDIR.
Bu nedenle sadece devlet kurma ya da ortak bir devlet yaratmada ki referandumlara, değil, seçimlerimizi de kendi kaderimize sahip çıkma anlamında ciddiyetle sahiplenmeli ve iradenin tartışmasız ortaya çıkmasına katkı koymalıyız.
***
Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın konuşmasındaki KENDİ KADERİMİZİ BELİRLEME HAKKIMIZ vurgusu, anında bende bu düşünceleri dürttü.
Cevdet Yılmaz’a dürtüsü için teşekkür ederim.




