Hasan Hastürer

“KKTC’de yollar affedici değil”

Trafik Kazalarını Önleme Derneği Başkanı Dr. Mehmet Z. Avcı ile trafiğimizin bitmeyen acı sonuçlarını konuştuk.

Trafik KKTC’nin en önemli sorunlarından biri… Genelde suçlu kazanın taraflarından biri. Sorumluluk hep tribünde… Hiç suçları yok gibi.

Uzatmadan, TKÖD Başkanı Dr. Mehmet Z. Avcı ile sohbetimizi sizlerle paylaşıyorum.

***

   Hastürer: Kuzey çevre yolundan gelip, mezarlık karşısından Sanayi Bölgesine girerken en az iki aydır yolun içinde bir külah var. Sorumlular bunu görmüyor mu?

   M.Avcı: Aslında doğru bir yaklaşım değil. O külah, bir çukur varsa konur ama tamiri de başlar. Ama bizde devletin, memuriyetin sistemi –“ben koydum uyardım yapmasaydı”ya getiriyor olayı. Dünyada neden yapılması gerekenlerin gecikmesi sorgulanır.

Şimdi külahta, gitse biri çukura düşse denecek ki “burada külah vardı” denecek. Kaç gündür o külah orada, biri düşene kadar mı bekleniyor diye sorgulanmıyor.

Gidelim Atatürk Anıtı önüne bir kamyon çakıl dökelim. Emin olun ta fark edilsin kim niçin getirdi, bir hafta geçecek.

 

   Hastürer: Kazalara bakınca aşırı sürat, dikkatsiz sürüş ve alkol var. Denetimler başladı uyuşturucu da eklenecek.

   Avcı: Başladı gelmeye.

 

   Hastürer: Ama yolun fiziki altyapısında aydınlatma dahil neden eksik olduğu, polis bülteninde belirtilmeli.

   Avcı: Kıbrıs’ta yaşayanlar bunları bilir. Çukurdan kaçan sağa kaçar, karşıdan gelen araç olması halinde risk yaratılmış olur.

 

   Hastürer: Lastikçilere iş çıkarma…

   Avcı: Bir çukura düşüp de lastiğiniz parçalandığında ispat sorunu var, şikayet için gideceğiniz makam yok, sigorta bunu ispatla der. Dünyanın birçok ülkesinde kazaları önleyen sigorta sistemidir.

   Hastürer: Bunu açalım biraz…

   Avcı: Şöyle; Diyelim ki yolda gidiyorsunuz, yoldaki çizgi silindi ve fark etmediniz, dumanız gerekirdi durmadınız ve kaza yaptınız. Sigorta bu tazminatı ödeyecek.

Dönüp yoldaki çizginin silik olduğunu, tabelanın o gün iyi görünmediğini, fosforun bozulduğunu tespit ettiği anda tazminatı öder ama döner o belediyeye der ki bu tabelanın boyası silindi. Uzaktan görünmez. Yerdeki çizgiler görünmüyor, duracağı yeri görmedi. Lambalar yanmıyor. Senden bu zararın yüzde 30’unu talep ederim der, dava açar.

Bu sefer karayolları veya belediye böylesi davalarla zarara girmesin diye daha dikkatli davranıyor. Bizde hiç böyle bir tazminat ödenmedi, talep de olmadı.

Yollar bozuk, bu kadar kaza oluyor, ölüm oluyor ama hiçbirinde altyapı yargılanmadı.

 

   Hastürer: Aydınlatma yol kalitesinin bir parçası mıdır? Bizdeki durum nedir ve ne olmalıdır?

Avcı: Evet. Normalde ana yollarının tümünü aydınlatmak gerekmez. Çemberleri aydınlatmak ise şart. Çünkü biz çember özürlüyüz. Hem çemberin altyapısı hem sürücü özürlüyüz. Çemberdeyken, çembere yaklaşan araçlar hızla geliyor, duracak mı duramayacak mı emin olamıyoruz.

 

   HastürerAna yollardaki reklam konusuna değinmek ister misiniz?

   Avcı: Gönyeli’den Boğaz’a sanki reklam koridorunda giderim. Her yanda tabela dikkat böler. Bazıları otomatik ışıklıdır ve gece aniden gözünüze ışıklar girer.

Dünyada yoktur böyle bir şey! İzni verenler… Reklamcılar da bu işi bilmez. Polis de bu konuda uzman değil ama reklamcı profesyonelse sakıncasını bilmeli. İzni veren makam belediyeler de imza atarken bunu bilecek. Bilmezse öğrenecek.

Tabelalar yolun dibine dikiliyor, araba gidip çarpıyor, insanlar ölüyor. Sen yolun dibine ne diye koskoca tabela dikiyorsun?

Güneyde otobanda giderken burnunuzun dibinde tabela yoktur, tepenin üstünde vardır büyük tabelalar. Uzakta… Neden bizim dibimizdedir? Gerek var mı bu kadar yakına konulsun? Bir de hafta sonu takıyorlar bu tabelaları, onun da farkındayım.

Yani ülkede tabela anarşisi var. Olay bu.

 

   HastürerSiz kaç yıldır TKÖD’desiniz?

   Avcı: 30’u geçtik.

 

   Hastürer30 yılda bir farkındalık… Sizin varlığınızı fark ediyoruz da trafikte fark etmiyoruz, neden?

   Avcı: Beni üzen, sanki trafiği biz götürüyoruz. Vatandaş bizi bazen Trafik Dairesi gibi görüyor. Trafik bir sanayidir. Büyük bir gelir kaynağıdır hatta. Devlet de büyük gelir elde ediyor, bu konuda çalışanlar da… Ve bu bozuk sistemin sürmesi birçok kişinin işine geliyor. Düzeltilmesini istemeyen de çok kişi var.

 

   Hastürer: Geçen gün sol direksiyon bir otobüs, yolcuların çıkışı sağda, yolun içine. Ne beklenir, bir facia mı olsun?

   Avcı: Sağ kapıların kapatılması kararında ben de vardım. Otobüs şirketleri de geldi toplantıya. Otobüs yan devrilirse ne olacak dediler. O zaman acil çıkış kapısı olsun ve manuel açılsın. Bunlar karara bağlandı. Geçen gün hastane önünde gördüm bir otobüs çekmiş yolun soluna, sağ kapıdan yolcu indiriyor. Bu kadar rahat olmamalı.

Doğrusu nedir, eğer böyle bir otobüs varsa el konulur, izin verilmez. T izni veren makam var, sağ kapısı açıksa izin vermeyeceksin, sonradan açtıysa hiç izin vermeyeceksin.

 

   HastürerSanayi bölgelerinde araba kullanırken gözünüzü dört açmanız lazım. İş araçlarının direksiyonu da yüzde 98 yabancıdır.

   Avcı: Tehlikeli sürüşlere bakıyorum, KKTC plakası ama içindeki yabancı. Sayacak olsak bir: Ehliyeti değiştirirken nereye baktık? Hiçbir şeye! Bakar gibi yaptık. Bir tüzük çıkarıldı veya yönetmelik… Ulaştırma Bakanlığı sorumlu.

Yabancı ehliyetlerin sahteliğine bakılmıyor. Oturma veya öğrenci izni alanların ehliyetlerini KKTC ehliyetine çevirmek isteyenler şoför okuluna gönderiliyor, şoför okulu ona ders veriyor. Sonra “bu araç kullanabilir” diye bir belge verildikten sonra gidip ehliyetini değiştiriyor.

Bir defa şoför okulunun “sürebilir” deme yetkisi yoktur. Ders verme yetkisi vardır. Sürebilir deme yetkisi sadece sürüş ehliyeti müfettişlerindedir. Yasa dışı bir iş yapıldı.

Yurt dışından gelen herkese şoför okuluna gidip 10 gün sonra ehliyet sahibi olma hakkı verildi. Bu birinci hata. İkinci hata izini bulamıyorsun.

Bu sürücüyü 100 km hızda sürerken denedin mi? Bu ülkede ehliyet alanların hiçbiri sınavda 100 km hızda denememiştir.

 

   HastürerOtobüs, kamyon, tır ehliyeti alan bunları sürdü mü?

   Avcı: Hayır. Öyledir. Kamyonetle kamyon, minibüsle otobüs ehliyeti veriliyor. Dünyanın hiçbir yerinde kalmadı bu.

KKTC yolları affedici değildir. Halbuki yollar hata yapsan bile affedici olmalıdır. Dünyada yollarda insanlar ölmesin diye uğraşılır, bizde ise “hata yaptı öldü ne yapalım” denir.

 

   Hastürer: Trafik polislerinin duruşu, cezayı veririm gitsin gibi. Vatandaşın suçuna değil kendine ceza keser gibi görüyorum.

   Avcı: Polis, yasada öngörülen cezayı kesmek zorunda. Azaltma veya artırma lüksü yok. Yaparsa zaten suç işlemiş olur.

Yasalar yapılırken daha hassas olunmalı. Geçen gün sayın bakan cep telefonuna verilen cezanın yüksek olduğunu söyledi ama yasayı onlar geçirdi. Komisyondan öyle geçti, milletvekilleri de böyle geldi, doğrusu budur herhalde dedi geçirdi. Alkole bakıp mukayese etmek lazım.

 

   HastürerTrafik canavarı pusudaydı diyoruz. Trafik canavarı, yollardaki ihmal ve hataların kendisidir. Canavar diye biri yok ki!

   Avcı: Canavar hedef şaşırtmadır. “Trafik canavarı olmayın” diye sloganlar kullanılmıştı bir zamanlar, doğru değil…

 

   HastürerŞoför okullarına biraz daha dokunalım.

   Avcı: Bizde şoför okulunda eğitim mi veriliyor? İnsanlar trafiği kaza yapınca öğreniyor. Polis ve avukatı hatalarını söylüyor ve o zaman öğreniyor ki mesela süratli gitmemesi lazım. Alkol almaması gerekir. Başta, şoför okulunda alkolün zararları anlatılıyor mu? Yok. Film gösteriyorlar mı? Yok.

Ben Danimarka ve Finlandiya’da şoför okullarına gittim, eğitmenler ön lisans mezunudurlar. Bunu burada da yapmaya çalıştık, olmadı.

 

   Hastürer: 2026’da trafikte ne bekleniyor?

   Avcı: Yapacak çok işimiz var. Artık trafik kazalarının önlenmesi için radikal ve doğru kararların alınması lazım. Bir kere kazaları önlemede niyetli ve kararlı mıyız? Örneğin otobüslerin yaşı. Okul otobüsünde 28 kişi yaralandı. Yasada der ki yeni kaydolacak otobüslerde her koltukta emniyet kemeri olacak. Galiba bu kontrol yapılmıyor.

 

HastürerTKÖD trafik sorununu anlattı, vatandaş anladı, başımızdakiler anladı mı hiç tahmin etmiyorum.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu