Hasan Hastürer

Meclis, demokrasinin kalbi..  Peki kalp, pazarlıkla atar mı?

 

 

Tufan Erhürman’ın Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra seçim yapılmadığı içinde Cumhuriyet Meclisinde 49 milletvekili var.

Milletvekillerinin birinci görevi Meclis çalışmalarına katılıp, milletin vekili olarak görev yapmaktır. Genel kurul çalışmaları dışında da vekillerin görevi vardır. Ancak birincil görevleri yasama çalışmalarına katılmak, denetim görevini yerine getirmektir.

Yurt dışında bulunma ve makul mazeret dışında tüm vekillerin pazarlıksız Mecliste olması gerekir. Bu bir görevdir.

Meclis Genel Kurul çalışmalarının başlaması için yeter çoğunluğun nisabın içinde, dışında olmanın konuşma konusu bile olmaması doğru olandır.

Genel Kurul başlar, her parti ya da her vekil, kürsü üzerinden mücadelesini verir. Son dönemde CTP’nin kürsüde dirençle verdiği mücadele örneklerinde olduğu gibi.

Meclis, demokrasinin kalbi mi? EVET.

Peki, kalp pazarlıkla atar mı? TABİİ Kİ HAYIR.

***

Nisap pazarlığı… Kelimenin kendisi bile insanı rahatsız ediyor. Çünkü nisap, yani toplantı yeter sayısı, bir meclisin çalışabilmesi için asgari şarttır. Asgari, alt sınır, tartışmaya açık olmaması gereken bir teknik gereklilik.

Ama bizde ne oluyor? O asgari şart bile siyasi manevra alanına dönüştürülüyor.

Mecliste iktidarla muhalefet arasında nisap pazarlığı olur mu?

Olmamalı ama bizde oluyor. Pazarlık aşamasında, farklı hesaplar vardır mutlaka. Ancak demokrasi öncelikli olmayan düşüncelerde, eylemlerde demokrasi kazanmaz.

Meclisin çalışır halde olması iktidar ve muhalefetin değil, sistemin ihtiyacıdır. Meclis çalışmazsa yasa yapılmaz. Yasa yapılmazsa devlet yönetilemez. Devlet yönetilemezse bunun bedelini ne iktidar ne muhalefet, doğrudan halk öder.

O yüzden “Meclis kimin için çalışmalı?” sorusu bile aslında yanlış bir sorudur. Meclis, toplum için çalışır. Nokta.

Burayı gülümsemeyle yazıyorum…Ama işte o noktada, bizde nokta yerine, çoğu zaman üç nokta oluyor…

***

Nisap pazarlığı demokrasi kültürüyle ne kadar örtüşür?

Demokrasi sadece sandık değildir. Demokrasi aynı zamanda, demokrasiyle uyumlu kurallara bağlılıktır. Kurumlara saygıdır. Görev bilincidir. İktidarın görevi yönetmek, muhalefetin görevi her aşamada denetlemektir. Ama her iki tarafın da ortak görevi, Anayasanın rehberliğinde sistemin işlemesini sağlamaktır.

Nisap üzerinden yapılan pazarlık, işte tam bu ortak zemini tahrip eder.

Muhalefet, “Ben gelmezsem meclis toplanamaz” diyerek sistemi kilitlemeyi bir güç gösterisi sanabilir. İktidar ise “Nasıl olsa çoğunluğum var” rehavetiyle kendi milletvekillerini bile meclise getiremiyorsa, bu da ayrı bir zafiyettir.

Muhalefetin nisap aşamasındaki tavrı doğru ya da yanlış olarak sorgulanırken, iktidara mensup milletvekillerinin nisaba takoz koyması AHLAKİ OLARAK SORGULANIR.

***

Nisabın sağlanmasını iktidara bırakmayı yanlış bulurum. Bu benim yeni bir düşüncem değildir.

Nisabı sağlamak iktidara bırakılırsa, muhalefet söz hakkını da mı bırakmış olur?

Evet, büyük ölçüde öyle olur.

Muhalefetin, Meclisin toplanmasında da genel kurul ve komitelerde etkin görevi olmalıdır.

Çünkü meclise gelmeyen, mecliste olamayan  muhalefet, kürsüyü boş bırakır. Kürsü boş kalınca, söz tek sesli olur. Tek sesli meclis ise meclis olmaktan çıkar, iktidarın noter masasına döner.

Demokrasinin bize göre daha yerleşik olduğu ülkelerde muhalefetin mecliste olmaması, ya da pasif bir direniş içinde olması iktidarı rahatsız eder. Nitelikli muhalefet, iktidarın gailesidir.

Bizde öyle mi? Değil. Boş verin zaman zaman söylenenleri, bizde etkili muhalefeti iktidarlar istemez. Hele meclis dışı muhalefetle uyumlu muhalefeti, hiç istemez.

Şunu unutmayalım: Denetimsiz güç, konfor alanını genişletir. Ama unutulmamalıdır ki denetimsiz güç, hata yapmaya daha yatkındır. TAM DA BİZDE ÖRNEKLERİ OLDUĞU GİBİ..

***

Gelelim bizde ki bir başka geleneksel yanlışa…

Pazartesi, Meclisin, Yasa yapma günüdür ve  çoğunluğu sağlamak hükümetin görevidir…

Salı günü denetim günüdür..

Pazartesi, yeterli sayı için yoklama yapılırken Muhalefet genel kurul salonunda yoktur. Kuliste beklemededir. Meclis Başkanı, “Toplantı yeter sayısı vardır. Toplantıyı açıyorum” deyince muhalefet vekilleri hızla salona gelip yerlerini alır.

Salı günü nisap sorunu yaşanmaz. Çünkü öncelikle muhalefet Genel Kurulun, toplantının, açılmasını başlamasını ister. Salı günü iktidar, yeterli çoğunluk için ayak sürüse, Meclis, daha doğrusu muhalefet denetim görevini nasıl yapacak?

***

“Bugün yasa günü, yarın denetim günü” diye bir ayrım olmaz. Aynı gün içinde hem yasa yapılır hem sorgulama yapılır. Çünkü yasayı yapan ile denetleyen aynı çatı altındadır.

Eğer bu denge bozulursa, nisaptan başlayarak ortaya karikatürümsü bir görünüm çıkar..

***

Yazımın sonuna geldim…

Nisap pazarlığı, siyasetin zekice bir hamlesi değil, sistemin zayıflığının göstergesidir. Meclis, yoklama üzerinden değil, sorumluluk üzerinden çalışır. İktidar çoğunluğunu taşımalı, muhalefet varlığını hissettirmelidir.

Demokrasi, kimsenin tek başına oynayabileceği bir oyun değildir.

Bu oyunda herkes sahada olmalıdır. Aksi halde demokrasi kaybederken, kazanan kimse olmaz.

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu