Hasan Hastürer

Okullarda artan şiddet ve disiplin sorunları… Yarın çok geç olabilir.

Toplumların geleceği okullarda şekillenir deriz. Çocuklarımızı okullara gönderirken içimiz rahat olsun isteriz. Bilgi öğrensinler, arkadaşlık kursunlar, hayatı tanısınlar… Ama son zamanlarda gelen haberler insanın içini ürpertiyor.

Okullarda akran zorbalığı artık zorbalığın ötesine geçti.

Eskiden kavga olurdu. İki çocuk tartışırdı. Öğretmen araya girerdi, mesele büyümeden kapanırdı. Şimdi tablo çok farklı. Veliler çocuklarının okulda şiddete uğradığını düşünerek polise gidiyor.
Bu bile başlı başına alarmdır. Çünkü okul içindeki sorunların karakola taşınması demek, eğitim sisteminin içindeki çözüm mekanizmalarının zayıfladığı anlamına gelir.

Öğretmenler otorite kurmakta zorlanıyor. Sınıfta düzen sağlamak bile giderek zorlaşıyor. Bugün birçok öğretmen, sınıfta problem çıkaran öğrencinin yerini bile değiştiremiyor.

Bir zamanlar öğretmenin sözü kanun gibiydi. Şimdi öğretmen, sınıfta dengeyi kaybetmemek için çoğu zaman sessiz kalmayı tercih ediyor.

***

Teknoloji de bu karmaşaya yeni sorunlar ekliyor.

Bir öğretmen öğrencilerin kulaklıkla ders dinlettiğini sanıyor. Ama sisteme sızan bir öğrenci, aynı anda bütün sınıfa porno içerik dinletebiliyor.

Düşünün… Bir öğretmen sınıfta ders anlattığını zannediyor. Ama öğrenciler bambaşka bir dünyanın içindeler. Ne olur bu yazdıklarımı hayal ürünü sanmayın… Lefkoşa bölgesinde yaşandı.

Disiplinin sınırları bulanıklaşmış durumda. Kavga eden öğrencileri ayırmaya çalışan öğretmen tekme yiyor. Bu cümleyi yazmak bile ağır geliyor. Ama ne yazık ki artık konuşulan olaylar arasında. Daha da çarpıcı örnekler var. Kazağının altında, beline dizdiği paketlerle sigara satan öğrenci olduğu söyleniyor.

Yakalanıyor. Ne oluyor? Üç gün uzaklaştırma… Üç gün sonra okula geliyor ve aynı düzen devam ediyor.

Bu durumda cezanın caydırıcılığı nerede?

Bir başka iddia daha var ki daha da ürkütücü. Okullarda uyuşturucu satan öğrencilerin bilindiği konuşuluyor.

Doğruysa vahimdir. Yanlışsa araştırılmalıdır.

Ancak 3-4 yıl önce Lefkoşa’da bir okulda, çocuğunun disiplin sorunu için çağrılan bir annenin, “Benim çocuğumun suçu ne ki? Aha şu şişko kızın eroin sattığını herkes bilir” dediğini birinci ağızdan dinlemiştim.

Toplumun bu söylentileri ciddiye alması gerekir. Çünkü okullar toplumun aynasıdır. Toplumda sorun büyürse, okullarda da büyür.

Okul idareleri bunlardan habersiz mi?

Hayır.

Peki Milli Eğitim Bakanlığı habersiz mi?

O da değil.

Herkes bir ölçüde biliyor. Sorun tam da burada başlıyor.

Bilinmesine rağmen etkili çözüm üretilemiyor.

Elbette bazı adımlar atılıyor. Disiplin kurulları çalışıyor. Rehberlik hizmetleri devreye giriyor.

Ama anlaşılan o ki yapılanlar sorunun büyüklüğü karşısında yetersiz kalıyor.

Bu mesele sadece eğitim meselesi değil. Bu mesele toplumsal bir alarmdır. Aile yapısındaki değişim, sosyal medya etkisi, madde kullanımı, otorite algısındaki kırılma… Hepsi aynı zincirin halkaları.

Ama yine de okulun bir farkı olmalı. Okul, toplumun sorunlarını taşıyan yer değil, onları düzelten yer olmalıdır. Bugün öğretmenin otoritesini güçlendirecek düzenlemelere ihtiyaç var.

Disiplin cezalarının caydırıcı olması gerekiyor. Okul güvenliği yeniden düşünülmeli. Psikolojik destek mekanizmaları güçlendirilmeli. Veliler, öğretmenler ve devlet aynı çizgide buluşmalı.

Aksi halde korkulan şey uzak değil. Bugün kavga haberlerini konuşuyoruz. Yarın bir gün okullardan bıçaklama haberi gelirse kimse şaşırmasın.

Bu bir kehanet değil. Bu bir uyarıdır. Toplumun en hassas alanlarından biri olan okullar için verilen bir uyarı. Çünkü bazı sorunlar vardır…Görmezden gelindiği sürece büyür.

Ve bazı sorunlar vardır… Fark edildiği gün çözülmezse, yarın çok geç olabilir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu