Hasan Hastürer

Para, Koral Bozkurt’u değiştiremedi…

 

Kıbrıs küçük bir ada mı? Evet.

Kıbrıs Türk toplumu bu küçük adada, uzun yıllar birbirini tanıyacak kadar sayısal olarak küçük bir toplum muydu?

Tereddütsüz evet.

Bu kültürel anlayışla, özellikle orta yaş ver üzerinde olanlar yaşça küçük birileriyle karşılaştığı zaman önce nereli, devamında kimlerden olduğunu sorar… Dahası bir ipucu yakalarsa, işi akrabalığa kadar götürmek ister…

Böyle olunca, herkesin geçmişi, nerelerden geçerek bugünlere geldiği bilinir. Bilinmezse çok kolay öğrenilir.

***

   Kıbrıs Türkü, 1974’e kadar orta ölçekli iş insanı bile görmedi.

   Ortodoks kilisesinin önderliği Rum toplumunun ekonomik gelişimi de yönlendirirken, Kıbrıslı Türklerin, ekonomik var oluş ve gelişimin önüne takoz konmuştur…

   1900’lü yılların başlarında Larnaka’da Kenanların, dış bağlantılı ticaret yaptığı ancak İngiliz – Rum iş birliğiyle ekonomik yaşamdan koparıldığını birkaç kez dinledim.

   1974’e geldiğimizde ada genelinde küçük ölçekli bir kaç yatırımın dışında, sanayi kuruluşumuz yoktu. Ticaret hayatında da herhalde hiçbir temsilcilik bulunmuyordu.

   Yeni nesiller bir anlamda babadan devralıp ilerleyecek iş bulamadı… Birkaç istisna bu yargıyı değiştirmez.

   Ekonomimiz çok geniş yelpazede 1974 sonra oluştu.

***

Emlak sektörü, sıkıntıları ne olursa olsun konjonktürün desteklediği bir sektör.

Cesaret, akıl, girişimcilik birleşirse emlak sektöründe de başarı kalıcı olarak gelir.

Hızla büyüme oldu.

Koral Bozkurt, NorthernLand Yönetim Kurulu Başkanı… 2 bin 715 kişiye istihdam olanağı yaratmış… 6 binin üzerinde konut yapıp 50 değişik ülkeden insana pazarlayan bir kurumsal yapının tepesindeki isim. Çok genç yaşta ciddi büyüklüğe ve sektör sıralamasında en yukarılara ulaştı… 2025’te şirketin bütçe büyüklüğü 8 milyar TL’yi aştı. 2026 için öngörü 12 milyar TL.

***

   Son on günün içinde Koral Bozkurt’la önce baş başa sayılacak bir sohbet yaptık.

   Bir söz var… Yemek bahane sohbet şahane. Tam da öyle oldu. Turizme kazandırdığı Grand Sapphire’de buluştuk. Beyaz şarabı, hafif bir menüyle yudumladık. Şarap ve meze sohbetimizin sessiz yol arkadaşıydı.

Sonrasında bir grup gazeteci ile birlikte buluştuk.

İlk buluşmamızı tamamladığımızda saate baktım. Farkında olmadan tam 5 saat sohbet etmişiz…

Masada üç kişiydik. Üç kişilik bir masada beş saatlik sohbet hiç anımsamıyorum.

***

Koral Bozkurt’u elbette tanıyordum.

Sosyal ortamda buluştuğumuz zaman saygı – sevgi sorunu olmaksızın iletişimimiz hep oldu. Yakından tanıma fırsatım son iki görüşmemizde oldu.

   KKTC’nin en büyük sorunlarından biri paranın, makamın, statünün sarhoş ettikleridir. Çok ciddi sorunumuzdur bu sarhoşlar… Genelde saygısız, görgüsüz, yüzsüz, hadsiz, geçmişle bağları kopuk olurlar…

   Servet sahibi olanlar, parayı idare eder görünürken aslında para onları idare eder.

   Hobileri yoktur… Kültür sanat cahilidirler… Sosyal sorumluluk projeleri akıllarından geçmez. Çoğunun bir fakir fukaraya bir çift çorap almışlığı bile yoktur.

Sıraladığım olumsuzluklar Koral Bozkurt’ta yok.

   En net tanımlamayla para, Koral Bozkurt’u değiştiremedi.

   Kurumsallaşma sürecinde yeni isimleri şirket yapısı içine alsa bile, yola çıktığı çoğu çocukluk, okul arkadaşı olan arkadaşlarıyla yolunu ayırmadı… Bunu anımsattığımda, “Sadece işleyenleri değil, işlemeyenleri de düşünmek benim hayat tarzımdır” dedi.

   Koral Bozkurt’un annesi, bu konuda oğlunu çok iyi anlattı: “Zengin oldu diye, değişmedi çocuğum. Daha verici oldu…”

***

Koral Bozkurt, Larnaka yakınlarındaki Celya (Yıldırım) köyünden Ayşe – Hasan Bozkurt çiftinin 6 Ocak 1976’da Mağusa hastanesinde dünyaya gelen ikinci oğlu.

   Annesi Ayşe Bozkurt’a Koral Bozkurt’u sordum, “Fırtına gibidir” deyip ekledi. “Çok iyi anımsarım 6 Ocak 1976’da çok fırtınalı bir gecede doğmuştu. Ağaçlar fırtınadan yatar kalkardı.”

Biraz daha anlat deyince şunları ekledi: “Koral, dinler gibi yapar ama gene bildiğini yapardı. Ama disiplinliydi. Polis Akademisine girmek istemiş, yazılıyı da çok iyi yapmıştı. Mülakatta bir soruyu yanıtlarken, disiplini sevdiğim için polis olmak isterim, demişti. Torpilli olanlar alınmış, Koral alınmamıştı. Kısmet değilmiş. Sonunda hakkına iyi oldu polise alınmaması.”

***

Bu yazıda önceliğim Koral Borkurt’un iş hayatındaki serüveni değil.

   Özellikle beş saatlik görüşmemizde, iş konuları sohbetimizin yüzde otuzuna ya buldu ya bulmadı.

   Hiçbir sorumu yanıtsız bırakmadı.

   Kıbrıslı Türktür ama dedikoduyu sevmez. Beş saatlik sohbette kimseyi ya da hiçbir kurumsal yapıyı hedef almadı.

   Ama fark ettim ki, sevdiğini tam sever, sevmediğini hayat alanından söküp atar. Bunu yaparken de takılıp kalmaz.

   Anne – baba ve kardeşinin hayatındaki yeri geçmişten bugüne yıpranmadan geldi.

   Ancak kızları Dilem ve Irmak, Koral Bozkurt’un her şeyi. İnce sorularla saptamaya çalıştım ve gördüm ki, kızlarını isteklerini parayla karşılayarak değil, sevginin sonsuzluğuyla yetiştiriyor.

   Kızlarının yoluna ölür mü?

   Gözünü kırpmadan ölür.

***

Mağusa Türk Gücü (MTG) Başkanlığı… Koral Bozkurt’la konuşup da MTG’yi konuşmamak olur mu? Elbette olmaz…

  Spora, özellikle futbola özel ilgim, sohbetin MTG bölümüne özel bir lezzet kattı…

Bir tek soru sordum. “Bunca işinin içinde MTG’ye zaman ayırabiliyor musun?”

   İşte söylediklerinin derlenmiş hali… “MTG Başkanlığı benim için, başkanlık süremle sınırlı geçici bir heves değil. Sağlıklı, eğitimli, sporcu gençlik ve bir tutkudur MTG benim için.

   Bu topraklarda para kazanıyorsak, öncelikli sorumluluğumuz gençlerimizi düşünmektir. Bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bilinçli spor ortamı, gençleri zararlı alışkanlıklardan uzak tutar.

   Şampiyon olmayı ister miyim? İsterim… Gerekli alt yapı yatırımlarını yapıp, kendi ayakları üzerinde duran MTG’yi var ettikten sonra gönül huzuruyla görevi devredeceğim. Oraya kadar, arkadaşlarımla birlikte MTG’yi Kıbrıs Türk Futbol Tarihinin en çok şampiyon olan kulübü de yapacağız. MTG alt yapısı ve kulüp yönetim anlayışıyla, tüm adanın örnek kulübü olmaya çok yakındır.”

***

Peki zenginlik nedir Koral Bozkurt için?

İşte yanıt: “Zenginliği para ya da maddi değerlerin toplamı olarak görmedim. Zenginlik, dostlarım arkadaşlarım, dostlarım, geride bırakabildiğim izler, yetiştirdiğimiz insanlar ve dokunduğumuz hayatlardır.”

***

   Vatanı sordum, “Vatan sadece bir toprak parçası değil; emek verdiğin, sorumluluk hissettiğin ve geleceğine katkı koyman gereken bir mirastır” dedi.

   Anne – babasını, “En güçlü değerlerin kaynağı; saygının, emeğin ve duruşun temeli” diye anlattı.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu