Politikasız, spor olmaz…

Türkiye Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, KKTC’de.
Dünkü toplu açılış töreninde yaptığı konuşmayı, şu sözlerle tamamladı: “Hep beraber spor yapacağız, ülkeyi sporla tanıtacağız. KKTC’yi hep beraber büyütmeye devam edeceğiz. Sizleri çok seviyoruz, başarılar diliyoruz.”
Çok güzel sözler.

Osman Aşık Bak’ın bu sözleri, içten, samimi, inanarak ve de olmasını arzulayarak söylediğinde milim kuşkum yok.
Bizi sevdiklerine ve başarı olmamızı çok istediklerine de inanıyorum.
KKTC’yi hep beraber büyütelim mi?
Hem büyütelim hem de yüceltelim. Bunu biz de çok istiyoruz.
Ülkeyi sporla tanıtmak olası mı? Elbette. Yeter ki o fırsatı yakalayalım.
O fırsat yok mu? Yok.
Spor ambargosu, KKTC’den önce Kıbrıs Türk gençliğine uygulanan, en temel insan haklarına ve de olimpizmin en temel ilkelerine aykırıdır.
Spor ambargosu nedeniyle bırakın dünyayı, Ata Vatanımız Türkiye ile bile beraber spor karşılaşması yapamıyoruz.
***
Bu satırların yazarı olarak Kıbrıs Türk Spor Yazarları Derneği’nde (KTSYD), altı yıl asbaşkanlık, altı yıl da başkanlık yaptım.
Aktif spor yazarlığı ve KTSYD’de de görev yaptığım süre içinde, spor ambargosuna karşı neler yaparsak yol alabileceğine, kafa yordum. Dünden bugüne sporumuz tarihini bu bağlamda inceledim.
Kritik eşiklerde Rumlarla, yollarımız ayrılırken nerelerde hata yaptığımızı ya da hakkımızı aramadığımızı çok net olarak saptama şansını bulduk arkadaşlarımla.
Allah iyiliğini versin Togay Bayatlı’nın TSYD ve Türkiye Olimpiyat Komitesinde çok etkili görevlerde bulunurken, Dünya Olimpiyat Komitesi Başkanı Juan Antonio Samaranch, Dünya Spor Yazarları Birliği (AİPS) Başkanı Frank Taylor’la görüşme koşulları yarattık.
Frank Taylor, Ercan’dan gelerek KKTC’de konuğumuz oldu.
AİPS, gözetimde, Rum Spor Yazarları örgütü ile Ledra Palas’ta toplantılarda eşit taraf oldu. Masadan kazanarak kalktık.
***
Rumlar, spor konusunda bizler karşısında çok mu güçlüdür? Değil.
Ambargolar içinde, belki de en kolay yol alabileceğimiz spor ambargosudur.
Rumların bazı federasyonlarının, kuruluş tarihi bizim ilgili federasyonlarımızdan yenidir. Bizim belirli spor dallarında federasyonlarımız varken, Rumların yoktu.
Örneğin bizim Atletizm Federasyonumuz kurulup var olurken, Güney Kıbrıs’ta atletizm çalışmaları, 1980’lere kadar Yunan Atletizm Federasyonunun bölge ajanlığı tarafında organize ediliyordu.
Kıbrıs Futbol Birliği KOP, FİFA ve UEFA üyesi olmasına rağmen, futbolda şampiyon olan Rum takımı, Yunan liginde oynama hakkı elde ediyor ve Yunanistan’ın en üst liginde oynuyordu. 1970’lerin ikinci yarısına kadar bu devam etti.
Daha örnek çok…
***
Bizim futbolda, uluslararası özel karşılaşma yapma, İslam Oyunları gibi Uluslararası Oyunlarda yer alma hakkımız vardı.
1983’te KKTC ilan edildiği zaman Türkiye Futbol Federasyonu adına Halim Çorbalı, gereği yokken FİFA’ya yazı yazıp, “ Yeni bir cumhuriyet kuruldu. Bu cumhuriyetin takımlarıyla karşılaşma yapabilir miyiz?” diye sorunca o günün koşullarında olumsuz yanıt alındı ve var olan iznimizde geçersiz hale düştü.
***
Şimdi Türkiye, siyasi olarak tanımadığı Güney Kıbrıs’la uluslararası organizasyonlarda karşılaşıyor. Güney Kıbrıs’a, Rumların işaret ettiği alanlardan uçarak gidiliyor. Rum takımları da Türkiye’de öteki ekiplerle eşit statüde yer alıyor. Ama, Türkiye, siyasi olarak tanıdığı, var olması için her türlü desteği verdiği KKTC ile özel karşılaşma bile yapamıyor.
***
Bir kez altını çizeyim. Spor ambargosu kı-rı-la-bi-lir…
Yeter ki, bu konuda politika belirlensin ve kesintisiz bir çalışma içine girilsin.
Acı ama gerçek… Genelde sporla ilgili özelde, SPOR AMBARGOSUNA KARŞI BUGÜNE KADAR CİDDİ BİR POLİTİKA OLMADI. OLMADIĞI İÇİNDE BİR ARPA BOYU BİLE YOL ALAMADIK.
Türkiye Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın dikkatleri buralara yoğunlaşmışken bu satırları, saygılarımı da ileterek yazmak istedim.




