Hasan Hastürer

Rum tarafı, Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili, hayal bile kurmuyorsa…

“…GKRY Dışişleri Bakanı Konstantinos Kombos Alfanews’e yaptığı açıklamada, özellikle Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin müzakerelerin yeniden başlatılmasına yönelik çabalarla bağlantılı olarak, KKTC’de yapılacak seçimlerle ilgili beklentilerini “hayal kurmuyoruz” ifadesiyle netleştirdi.

   Kombos, tarihsel, siyasi ve deneyimsel olarak hem halkın hem de Rum Yönetiminin, Kıbrıs sorununun çözümünün “anahtarının” Ankara’da olduğunun bilincinde olduğunu vurgulayarak,  Ersin Tatar’ın izlediği “sistematik reddetme çizgisinin” diğer Kıbrıslı Türk liderler tarafından da benimsendiğini vurguladı.

Bu iki paragraf önceki gün Rum Basınında yer alan bir haber.

***

Rum tarafı Kıbrıs sorununun müzakeresiyle ilgili karşısında Rauf Denktaş, Mehmet Ali Talat, Derviş Eroğlu, Mustafa Akıncı ve en son Ersin Tatar’ı gördü.

Rauf Denktaş, en uzun ömürlü Cumhurbaşkanlığı yapan. “Rumların anlaşma niyeti yok. Boşuna zaman harcamam” dedi öz olarak. 1977 – 1979 doruk anlaşmalarında Makarios ve Kiprianu’nun karşısında Rauf Denktaş vardı. Her iki anlaşma çerçeve niteliğindeydi. Çerçevenin içini dolduracak görüşme süreci yaşanmadığı için Rum tarafının ne istediğini, görüşlerinin ne olduğunu da bilmedik, bilemedik.

O dönem için futboldan bir benzetmeyle, “Masaya oturmadığımız, müzakere yapmadığımız için hep hükmen yenik sayıldık. Rumlar maç yapmadan üç puanları kazandı” derim. Bu yaklaşımımı da hiçbir zaman değiştirmedim.

RUM TARAFI, MEVCUT TANIMLAMA KALIPLARINDA ÇÖZÜM İSTEMİYOR, İSTEDİĞİ UCU AÇIK SONUCU OLMAYAN GÖRÜŞMEDİR.

***

Mehmet Ali Talat, masadaki yerini alınca, Rum tarafı için zor günler başladı. Mehmet Ali Talat, Annan Planı şekillenirken Türk Tarafının Masadaki birinci ismiydi.

Son sözü BM söylediği için plan referanduma kadar geldi. Dönemin Rum Cumhurbaşkanı Papadopulos, Rum halkına ekranlardan ağlayarak HAYIR çağrısı yaparken ne demişti? “ Ben devlet devraldım, toplum devredemem.”

Yani, Annan Planı’yla Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki Rum İşgali sonlanıyor, eşit taraflar, eşit kurucu devletler söz konusu oluyordu. Unutmayalım Annan Planı, Rumlar hayır dediği için fiilen hayat bulmasa da, biz hemen sonrasından başlayarak  İslam İşbirliği Teşkilatı toplantılarına katıldığımız zaman, katılımcı Dışişleri Bakanımızın önüne Kıbrıs Türk Devleti yazıldı.

Talat, masada Hristofyas’la da buluştu. 43 konuda ilerleme sağladılar. Ancak Hristofyas, Talat, yeniden seçime giderken, hatta BM Genel Sekreterinin katılımıyla, uzlaşılan konuları açıklamaktan kaçındı.

***

Derviş Eroğlu, gün geldi 11 Şubat 2014’te ortak açıklama metnini, Ankara ile istişare ederek imzaladı.

Ortak açıklamanın 3. Maddesinde ne vardı?

“.. Çözüm ilgili Güvenlik Konseyi kararlarında ve Doruk Antlaşmalarında belirlendiği üzere, iki toplumlu ve iki kesimli, siyasi eşitliğe dayalı bir federasyon zemininde olacaktır. Birleşik Kıbrıs, Birleşmiş Milletlerin ve Avrupa Birliğinin bir üyesi olarak tek uluslararası hukuk kişiliğine ve BM Şartı çerçevesinde tüm Birleşmiş Milletler üyelerince yararlanılan egemenlik şeklinde tanımlanmış tek egemenliğe sahip olacak ve (bu egemenlik) Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türklerden eşit olarak neşet edecektir. Federal yasalar tarafından düzenlenen tek bir birleşik Kıbrıs vatandaşlığı olacaktır.

Tüm birleşik Kıbrıs vatandaşları aynı zamanda ya Kıbrıs Rum kurucu devletinin ya da Kıbrıs Türk kurucu devletinin vatandaşları olacaktır.”

Derviş Eroğlu da çözüm yönünde önemli bir irade cesareti gösterdi. Rum tarafı gene yan çizdi.

***

Sıra geldi Mustafa Akıncı’ya… Mustafa Akıncı, “Sıfır asker sıfır garanti asla kabul edilemez, demek gibi, Garanti sistemi asla ele alınamaz, demek de kulağa hoş gelmiyor” diyerek Ankara’yı konuyu ele alma noktasına getirdi.

Müzakere masasına ortaya konulan ve BM’nin kasasında bir süre saklanan haritaya son şekli de yanılmıyorsam, İstanbul’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Dolmabahçe’deki çalışma ofisinde verildi.

***

Kuzey Lefkoşa ve Ankara’nın uyum içinde ortak çözüm katkıları, çözüm getirmeye yetti mi? Yetmedi.

Çünkü Rum tarafı, adı her ne olursa olsun 1974 sonrası oluşan iki bölgeli, iki toplumlu ve de fiilen iki devletli yapı üzerine inşa edilecek HİÇ BİR ÇÖZÜM MODELİNİ KABUL ETMEZ.

Peki Rum tarafı çözüm olarak ne ister?

Uygulanabilir bir çözüm modeli öneremeyecekleri için ne istediklerini kendileri de bilmez.

Herkes bilsin ki, KIBRIS TÜRK HALKI VE DE KKTC, YUTULACAK HAP YA DA BANADABULİYADA SATILIK HIYAR DOMATES DEĞİLDİR. BUNDAN ÖNCE KİMSE SATMAYI AKLINDAN GEÇİRMEDİĞİ GİBİ BUNDAN SONRA DA KİMSENİN AKLININ KENARINDA BİLE, BÖYLE BİR DÜŞÜNCE OLAMAZ.

Rumlar bunu çok iyi bildiği için bizim Cumhurbaşkanlığı seçiminde her hangi bir aday lehine, iyimser ya da umutlu değildir.

Rum tarafı, Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili, hayal bile kurmuyorsa…
 Yorum Yap

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu