Hasan Hastürer

Servetin ve kaderin hazmı zordur…

İnsanlar yeni bir yıla girmeyi genelde heyecanla bekler. Tüm olumsuzlukları geride kalan yılına torbasına bırakıp, yeni yıla her şeye rağmen umutla girmeyi dener insanlar.

Benim gibi hem KKTC Devlet hem de Türkiye Milli Piyango bileti alanlar, büyük ikramiyenin hayallerini, sonuçlar açıklanana kadar kurar.

Zengin olmanın ötesinde servet sahibi olmak isteyenler var.  Bilmezler ki, servetin hazmı zordur.

Başka hazmı zor olan ne var? KADER. Güzel olan, mutluluk kaynağı olan nedenlere kader gömleği giydirilmez. Kader genelde insanı, isyan ettiren yaşanmışlıklardır.

Bu nedenle servetin yanına kaderi de, koyup, SERVETİN VE KADERİN HAZMI ZORDUR, demek doğru olandır.

Aslında server ve kaderin yanına hak edilmeden elde edilen makamı, statüyü de ekleyebiliriz.

***

Çok eski yıllarda her evde Saatli Maarif Takvimi vardı… Günlük zaman dilimleri, namaz vakitleri, tarihsel olaylar, fıkralar ve sağlık tavsiyeleri gibi çeşitli bilgileri içeren, kültürel bir ansiklopedi niteliğinde olan geleneksel Türk takvimidir. Her gün bir yaprağı koparılırdı. Saatli Maarif Takvimi, evlerde eskisi gibi var olmasa da her yıl pazarlanan bir üründür.

2025’in son Takvim yapraklarından birini daha koparıyoruz. Kimileri için sıradan bir tarih değişimi, kimileri için ağır bir muhasebe anı… Oysa bir yıl, sadece günlerin toplamı değildir… KKTC’de özelinde biriktirdiğimiz suskunlukların, ertelediğimiz itirazların, yarım bırakılmış umutların ve bazen de harcanmış cesaretlerin toplamıdır.

Bir yılı daha uğurlarken, aynaya bakmak kadar zor bir iş yoktur insan için. Çünkü aynada gördüğümüz şey sadece yüzümüz değil, susarak kabullendiklerimizdir bana göre. Konuşan bir halk özlemim nedeniyle suskunluğu kolay kabullenmem.

***

Bir yılı daha uğurlarken sormamız gereken sorular var.

Bu yıl neyi daha iyi yaptık?

Daha çok bağırdık mı, yoksa daha çok sustuk mu?

Daha fazla düşündük mü, yoksa düşünmeden taraf mı olduk?

Çoğu zaman taraf olmayı, sorgulamanın önüne koyduk. Takım tutar gibi siyaset yaptık, inançları vicdanın yerine koyduk. Ve sonra şaşırdık… Neden hiçbir şey düzelmiyor diye.

***

İnsanlarda genel bir anlayış vardır, geride kalan yıllar yitirilmiştir. Halbuki tam tersinden yaklaşmak olasıdır.

Yeter ki yaşanan günler, haftalar, aylar ve de yıllar mutluluk nedeni olacak zenginlik içersin.

Böyle tarih değişimlerinde olabildiğinde gerilere gidip ders çıkarıcı anımsamalar yaparım..

40 yıl kadar önceydi. Öğretmen olarak görev yaptığım okula Öğretmen Koleji’nden genç öğretmen adayları staj için gelmişlerdi.

Bir gün üst kattaki dersliklere çıkarken 50’li yaşları geride bırakıp 60’a doğru merdiven uzatan bir bayan öğretmen arkadaşın gençlere dalıp giden gözelerle baktığını gördüm.

Öyle bir bakıyordu ki o gençlerin şahsında sanki  bir anda 30 kusur yıl gerilere gitmişti. Hafifçe yanına yaklaşıp, “Şışşştttt!” diyerek hayal dünyasından uyandırdım.

“Gözlerin nerelere dalıp gitti? diye sormayacağım çünkü gözlerini okudum” deyince, arkasını getirmemi beklemeden “Haksız mıyım? Kim o yaşlarda olmak istemez?” yanıtını verdi.

Bu kez benden beklemediği bir yanıt aldı…

“Haksızsın!”

Arkasını getirdim kuşkusuz.. “Hocanım siz şu anda orta yaşın bir üst basamağında olabilirsiniz. Ancak geriye dönüp baktığınız zaman 18, 20, 25, 30, 40 kısaca bu yaşa gelene kadar olan yaş dilimlerini sanıyorum mutlu bir şekilde yaşadınız. Anlattıklarınız bunu yansıtıyor.

İyi bir evlilik yaptınız… Çocuğunuz oldu… Eğitimini en iyi şekilde yaptırdınız… Meslek sahibi oldu… İyi bir işi ve en önemlisi iyi bir evliliği var…

Şimdi mutluluk kaynağın daha çok… Eşini, kızını, damadını, torunlarını seviyorsun… Gelelim adeta kıskanarak baktığın gençlere.

Mevcut koşullarda kaçının senin ulaştığın noktaya ulaşma şansı var? Kaçı senin yaşına geldiği zaman senin sahip olduklarına sahip olabilecek?

Bu nedenle senin onları değil, onların seni kıskanmaları daha doğal olandır.”

Bir an düşündü ve sonunda boynunu bükerek “Sen haklıymışsın” dedi.

*      *      *

Poliyannacılık oynamaya hiç  gerek yok. Ancak olumsuzluklar ne olursa olsun yaşama umutla bakıp, her anın değerini bilerek yaşamak gerekiyor.

Boşuna dememişler, HAYAT BİR GÜNDÜR, O DA BUGÜNDÜR. Hatta yaşanmakta olan günün, yaşanmakta olan anıdır.

.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu