Türkiye, AB üyesi olursa hem AB, hem de Türkiye kazanır…

Sosyal medya ortamında haberin ya da makalenin özü, başlıkta vermeme gibi bir tarz.
Tam tersini benimseyen taraftayım. Okumaya çok vakti olmayan başlıktan mesajı almalı.
Biraz daha fazla vakti varsa, yazımda koyu siyah bölümleri okursa, neredeyse bütünü okumadan bütünü okumuş olabilir.
Yazının tümünü okursa ayrıntıya daha fazla ulaşmış olur.
***
Erdoğan’ın AB ile ilgili sözlerini tarihi önemde buluyorum…
Evet Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Pazartesi günkü kabine toplantısının ardından, yaptığı açıklamada önemli içerik bölümlerinden biri de Avrupa Birliği ile ilgili yaptığı değerlendirmeler, mesajlardır.
Erdoğan şunları söyledi: “Hızla yaşlanan Avrupa’ya can suyu verecek olan Türkiye’dir. Türkiye’nin tam üyeliğidir. AB bu gerçekle ne kadar erken yüzleşirse kendileri için o kadar iyi olacaktır. Üyelik sürecimizi ilerletmek arzusundayız. AB’yi çıkmazdan sadece Türkiye kurtarır. Birliğe yön veren ülkelerin yanlıştan vazgeçmesi gerekiyor. Türkiye olarak 360 derecelik bakış açısıyla pergelin bir ayağını Ankara’ya sabitleyip diğeriyle tüm dünyaya kucak açmayı sürdüreceğiz. Avrupa’nın Türkiye’ye ihtiyacı var.”
Sözün özü Erdoğan önceki gün, “Avrupa’nın Türkiye’ye ihtiyacı var. AB’yi çıkmazdan sadece Türkiye kurtarır. Birliğe yön veren ülkelerin yanlıştan vazgeçmesi gerekiyor” dedi.
***
Türkiye- AB ilişkileri biz Kıbrıslı Türkler açısından da özel önem taşımaktadır.
Türkiye’nin AB’nin dışında kalması ve AB üyesi Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan’ın Türkiye lehine kararları engellemesi, Kıbrıs özelinde gerginlik nedenidir. Öyle ortamlarda Kıbrıslı Türklerin, Türkiye’nin yanında olmasından daha doğal ne vardır?
***
Ancak samimiyetle şunu yazmazsam, yazımın devamını sağlıklı getiremem.
Türkiye-AB ilişkilerinin dönüm noktası, 10-11 Aralık 1999 tarihlerinde Helsinki’de yapılan AB Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’dir. Helsinki Zirvesi’nde Türkiye’nin adaylığı resmen onaylanmış ve diğer aday ülkelerle eşit konumda olacağı açık ve kesin bir dille ifade edilmiştir.
Bu net ifadeye karşın, Türkiye’nin AB üyeliğinde arzulanan ilerleme sağlanamamıştır.
Yeterli mesafe alınamamasının faturasını tek yanlı AB’ye kesmem.
Türkiye’nin AB üyeliğiyle egemenlik haklarının pek çoğunu Brüksel’e havale etmeye ya da Brüksel’le paylaşmaya hazır olmadığına hep inandım.
Ali Babacan, 3 Haziran 2005 tarihinde Devlet Bakanlığı görevinin yanı sıra Avrupa Birliği ile müzakereleri yürütmek üzere Baş Müzakereci olarak atandıktan sonra İstanbul Havalimanı VİP salonunda bir sohbet imkanım olmuştu.
Çok iyi anımsarım, o gün Ali Babacan, AB üyeliği için acele etmediklerini belirtip, “Tarım ve Çevre başlıkları, müzakere sürecinde bizi 10 yıl idare eder” demişti.
***
Avrupa Birliği ülkeleri, özellikle birliğin etkin ülkelerinin Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğini istediğine inanmıyor.
Verilen demeçlere bakıldığı zaman bu çok net anlaşılır.
Türkiye’nin tam üyelik istencini ısrarla ileriye taşımak istememesi AB üyelerinin işini kolaylaşırdı. Türkiye – AB gümrük birliğinin iyileştirilmesi ve vize kolaylığı konularıyla futboldan bir benzetmeyle “Top orta sahada gezdirildi.”
***
Özellikle Trump’ın ABD Başkanı seçildikten sonraki tavırları, dünyada taşları ciddi anlamda yerinden oynatacağının sinyallerini içeriyor.
Trump’ın hesaplaşma önceliği Çin değil Avrupa Birliği iledir. Trump’ın gücü yeterse, AB’nin dağılmasına kadar hedef koyabilir.
Avrupa Birliği bünyesinde sağ partilerin kazanımları Trump’ta zafer sevinci yaratıyor. Çünkü milliyetçi partiler, milliyetçi politikalar izlerken, ortak AB çatısının dışında olma politikalarını besleyecektir. Bu da AB’yi zayıflatacak, daha güçlü bir AB için karar vermeyi zorlaştıracaktır.
***
Değişen ya da değişmekte olan konjonktürde Türkiye’nin AB ile ilişiklerinin daha ileri safhalara taşınmasını, AB açısından da kazanım haline getirebilir.
Erdoğan’ın dün kabine sonrası söyledikleri, AB’ye “Biz tam üyelik için varız, siz de var mısınız?” sorusunu sorar gibiydi.
Türkiye AB üyesi olursa, hem AB hem de Türkiye kazanır. Hem de çok yönlü olarak.