Ülkede istikrar isteniyorsa öncelikle partilerde istikrar ve de huzur gerekir

Dünya sürekli değişim yaşıyor.
Çevre duyarlılığıyla, dünyanın gelecek kuşaklar içinde yaşanabilir kalması çabası var.
Küresel ısınmanın yaratacağı sonuçlar, insanların gözlerinin önüne serilerek, uyarı mesajları veriliyor.
Giderek artan insan nüfusunun, beslenme sorunları…
Gıda güvenliği…
Bitmeyen savaş tehditleri…
Nükleer, kimyasal silah kullanımında insanlık adına duyulan endişeler…
Listeyi daha da uzatmak mümkün.
***
Sonuçta, hâlâ dünyanın en değerli varlıkları insanlar. İnsan yaşamı, sınırlı bir ömürden oluşur. Doğumla başlar, ölümle sonlanır… Ölümsüz canlı yok…
Dünyada, duyarlılıkların tümünde, insana yönelik özen var.
Ortak amaç, insanların kaliteli, sağlıklı, uzun bir yaşama sahip olması.
Ne kadar ilginçtir, pek çok ülke kendi içinde bile insanlarına eşit davranamazken, öteki ülkelerin insanlarına karşı sorumlu davranmaya hiç önem vermeyen ülkeler de var.
***
Dünyanın neresinde olursa olsun, sınırları belli bir ülkede yaşayan herkesin hükümetlerinden beklentileri, az sorunlu bir ülkede mutlu, huzurlu, sağlıklı yaşam koşulları yaratmalarıdır.
Bu Çin’de yaşayan Çinliler için de, KKTC’de yaşayan bizler için de geçerlidir.
Adını koymadan, bizim insanlarımız da hükümet edenlerden bunu bekler.
***
Bir ülkede herkesin siyaset yapma, siyasi değerlendirmede bulunma hakkı var.
Siyaset, sadece seçilmişlere bırakılamaz.
Seçilmişler, siyasetin profesyonelleri, siyasetten yaşam giderlerini, parasal olarak da karşılayanlardır.
Temsili demokraside, seçilenler, onları seçenlerin vekilleridir.
Toplum oy vermenin dışında, kendilerini ilgilendiren konulara duyarsız, ilgisiz kalırsa, siyasetin verimliliği düşer. Tıpkı bizde olduğu gibi.
Etkin baskı gruplarından yoksun, demokrasilerde tıkanmalar kaçınılmazdır.
***
Hiç unutmamak gerekir ki, hiçbir şey bir öncesine benzemez.
Değişen dünyada, her yeni gün, yepyeni gelişmelere sahne olabilir.
Çok radikal, hiç beklenmedik gelişmeler hariç, yaşamın olabildiğince az sürprizlerle yaşanması arzu edilendir.
Olağanüstü koşullar, olağanüstü karar ve uygulamalarla yönetilir… Sıra dışı sorunlar da sıra dışı karar ve kadrolarla aşılır.
Önemli olan her koşul altında, demokrasi ve katılımcı anlayışla, çıkış yolu bulunup, çare üretilmesidir.
Özellikle siyasi sorumluluğu olanlar, “bana ne” diyerek, sahadayken tribündeymiş gibi davranamaz.
Ortada sorun var ve sorunun çözümü, çözmeyecek olanlara bırakılırsa, suçlu kadroları çoğalır.
***
Bizim demokrasimizde geçmiş deneyimler pek de işe yaramaz.
Buna bir de değişme ürünü yeni koşullar, yeni nesiller eklenince siyasette sorunla daha da Arap saçına dönüyor.
Ülkede istikrar isteniyorsa öncelikle siyaset dünyasında partilerin içindeki siyasette, istikrar ve de huzur gerekir.
Bu başarılmadıkça, siyasi partiden ülkeye kaliteli hizmet kalitesi olmaz.
Sözü fazla uzatmadan birkaç soruyla yazımı noktalamak isterim.
Hükümeti oluşturan partiler gerçekten uyumlu mu?
Başbakana saygı yürekten mi?
UBP’de parti yönetimine saygı ve güvene, UBP’liler not verse, 10 üzerinden kaç puan verirler?
Başbakana yönelik ağırlıkla sosyal medyadan gelen yayınlarda, milletvekillerinin ve de bakanların suskunluklarının anlamı nedir?
UBP üst kadrolarından kaç kişi Başbakanının yüzüne karşı söylemek istediklerini söylüyor?




