Hasan Hastürer

Uluslararası mücadele, uluslararası platformda verilir…

Ölümün dışında her sorunun çaresi olduğuna inanırım. Bu inancım nedeniyle de başarısızlık hikayesi dinlemeyi ciddi bir zaman israfı görürüm. Ortada başarı yokken, başarısızlığa kılıf giydirilip, başarı diye sunulmasını da konuya ilgi duyan herkesi enayi yerine koymak olarak nitelerim.

Çocukken, iki taştan kale yapar, hakemsiz, hataları ortak hakemlik iradesiyle cezalandırıp oynardık. O oyunumuzda üç korner, bir penaltı diye bir kuralımız vardı. Üç korner kazanan taraf, köşe atışı olmadığı için bir penaltı atışı kullanılırdı.

Siyasette üç korner bir penaltı, ya da kaleye vurulup dışarı giden 5 şut bir gol, benzeri kural yoktur. Siyasette, sonuç levhası, tabela yok ama, somut sonuçlar var.

Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin kuruluşunun üzerinden 50, KKTC’nin ilanının üzerinden  de 42 sene geçti.

Türkiye’nin dışında kimse, sırtımızı sıvazlayıp, fotoğraf çektirmenin dışında elle tutulur, gözle görülür, fiiliyatı olan bir tavır koymamıştır.

Kıbrıs sorunundaki sonuçsuz müzakerelerden yorulduğumuz, usandığımız gibi, arkası gelmeyen, içi boş destek söylemlerinden de bıktık usandık. Bu durum bazılarını mutlu edebilir ama beni mutlu etmiyor. Yalan mı söyleyim…

***

KKTC’ye uygulanan her türlü ambargoyu, en temel insan haklarına saldırı olarak görürüm ve sonuna kadar karşıyım.  Karşı olmakla yetinmem, kesintisiz her türlü mücadelenin yapılmasını, sürdürülmesini desteklerim.

KKTC’nin tanınmamışlığını ve de ambargoların iç politikaya meze yapılmasından da şiddetle rahatsızım.

***

Bu konularda mücadele edecekseniz önce bütünlüklü politikanızı belirleyeceksiniz.

Yola çıkarken de öncelikle insan kaynaklarınızı iyi bileceksiniz. Kendi insan kaynaklarınız yetersizse, dıştan profesyonel kurumlardan destek alacaksınız. Uluslararası bir mücadele veriyorsanız insan kaynaklarınızı dünya genelinde derleyip toparlayacaksınız. Uluslararası platformda mücadele edecek elemanlarınızın o nitelikte ve o platforma uygun olması koşuldur.

***

Bir de yerel anlayışla dünya ölçekli bir mücadele veremezsiniz.  Bu işler çoktan profesyonelleşmiştir.

Rum tarafının lobicilik çalışmaları için yıllık harcamasını, 20 sene evvel 13 milyon sterlindi. Şimdi, doğrudan ve dolaylı kaynaklarla çok rahat 100 milyon EURO’dur herhalde.

Kıbrıs Rum tarafının Kuzeyde mülk edinen yabancılara karşı başlattığı hukuk savaşına karşı hala istikrarlı bir politikamız YOKTUR. Rum tarafının KKTC’de mülk edinen ya da yatırımcı olan yabancıları hedef alması on binlerce yabancıyı bizim yanımızda aktif konuma getirdiğigörülmedi, görülmediği içinde değerlendirilmedi.

***

İnanın, bizim devlet yapımızda, yapılan çalışmalarla ilgili doğru dürüst bir dosyalama yoktu.

Tam 20 sene evvel İngiltere’de EUPRO Ltd. diye bir şirket kurulmuştu. Bu şirketin kuruluş nedeni ticaret değil.  Eupro, ağırlıkla mülkiyet konusunda Rumlara karşı yasal yardıma gereksinim duyan yabancılar için kurulmuştu. Ancak lobicilik ve hukuk savaşı konusuna öncelik veren Eupro, özellikle Londra’da kısa sürede iyi mesafeler almıştı.

Akıbetinin ne olduğunu bilmiyorum. Ancak aktif oldukları dönemde EUPRO’nun Başkanı Donald Crowford ve direktörlerinden Gültaç Özsan’la, Girne’de sohbet etmiştim.

Konuştuğum insanların en önemli farkı profesyonel çalışmayı tercih edip, ciddi kuruluşlarla işbirliğiyle konuların üzerine gitmeleriydi.

Londra ulaşım ağında Kuzey Kıbrıs’ın turizm amaçlı tanıtımın ilanlarının yasaklanmasına karşı kazanılan hukuk savaşının perde gerisindeki en önemli ekibinin konuştuğum insanlar ve arkadaşları olduğunu duymuştum.

***

Londra’da reklam yasağına karşı kazanılan davanın en doğru yanlarından biri ciddi bir hukuk bürosu ile çalışılmasıydı. EUPRO bu konuda doğru rotaya ciddi anlamda katkı koymuştu.

Anlatmışlardı. . Addleshow Goddard isimli çok ünlü hukuk bürosunun kapısı çalınıp, olay anlatılmış, ilk tepki,  “Bu dava kazanılır” olmuş,  sonuçta kazanılmış.

Aynı hukuk bürosuna Kuzey Kıbrıs’ta kamp ve hazırlık maçı yapmak isteyen bir İngiliz Futbol Takımına FİFA tarafından yapılan engelleme de götürülmüş,  tıpkı reklam davasında olduğu “BU DAVA KAZANILIR” yanıtı alınmıştı.  Peki arkası gelmiş miydi? Tabii ki hayır. Çünkü bizi yönetenlerde süreklilik kültürü yoktur.

***

Hiç unutmam, deneyimli bir hukukçu ve aynı zamanda İngiltere Parlamentosunda kulis olanaklarına sahip Donald Crowford, sohbetin sonuna doğru şunları söylemişti:

“Uluslararası mücadele, uluslararası platformda verilir. Hukuki anlamda düşman neredeyse siz de orada olacaksınız. Aynı anda tüm alanlarda savaşmanız mümkün değil. Etkili, anahtar savaş alanı olanı seçip orada başarıyı hedefleyeceksiniz. Londra anahtar savaş alanıdır. Londra’da kazanılacak hukuk savaşının sonucu öteki yerlerde de kazanım getirir.”

… Acı ama gerçek, uzun yıllardır, uluslararası mücadeleyi, Sarayönü’nden öteye bile taşıyamıyoruz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu