Hasan Hastürer

Yolumun başı Kıbrıs, yolumun sonu da Kıbrıs olacak…

İnsanı insan yapan duygusal yanıdır.
İnsanı öteki canlılardan ayırt eden en önemli özelliklerinden biri duygularını çok derin olarak yaşayabilmesi…
   Duygunun çok geniş bir yelpazesi var.
Acının derin sularında kürek çekmenin ne demek olduğunu bilmeyen var mı?
Yaşamın akışı içerisinde yüreğinizden akan pınarın şırıltısıyla en güzel bestelerle yarışan şarkıların ortak adı değil mi aşk?
Aşkı tüm güzellikleriyle yaşamak bir insanın duygusal evriminin en şanslı en ayrıcalıklı noktasıdır.
Aşkın her zaman iki tarafı var. Biri sizsiniz… Aşka tek başınıza hayat veremezsiniz. Tek yanlı aşkı aşk kabul etmeyenlerdenim.
Aşka hayat veren karşı taraf ilahi gücün size bir armağanıdır.
   Her aşkın adresi var.
Paylaşılsın ya da paylaşılmasın her aşkın bir de efsaneleşen masalı olur.

***

Tarihe geçen ölümsüz aşkların efsaneleşen hikayelerinde acı hep fazladır. Zoru olmayan, zorluklarla savaşmadan var edilen bir tek aşk yoktur.
   Aşk, bir engelli koşudur belki de… Ama engelleri bir türlü bitmeyen.
Zorluklar insanın direncini test eder… Bıkıp bıkmayacağınızı ortaya çıkarmaya çalışır…
Bıkıldığı an aşk ölür, unutulduğu an ise toprağa verilir.
Aşk, yaşamın en güçlü bağıdır. Aşk, bıkmadan, usanmadan savaş vermektir.
Aslında aşk, elde edilenin yitirilmemesi için verilen savaşın adıdır.
Aşkın özünde efsane var.
Önce efsane olarak doğar güçlü aşklar. Bileni taraflarıdır.
Bir yanda kaybetme korkusu, öte yanda onu ölümsüz kılma kavgası.
Aşkın değerini işte bu kavga sırasındaki sınavlar ortaya çıkarır.
Kolay pes edenin hakkı değildir aşkın tarafı olmak.
Aşk kaldırabilen insanın yüreğinin tacı, kaldıramayanın yüreği için ise bir an önce kurtulunması gereken bir yüktür.

***

En büyük aşklardan biri yaşanılan topraklara duyulan aşktır.
Yurt sevgisinin laftan eyleme dönüşmesini başaranlar işte bu aşkın tarafı olanlardır.
Yurt sevgisinin aşka dönüştüğü noktada kuru lafın hiç ama hiç değeri yoktur.
Yurt aşkı lafla değil insanların mutluluğunu, huzurunu, güvenini sağlama alan her türlü yatırımla olur.
   Yurduna aşıksan, insanının ekmeğini kaliteli ve büyük yapacaksın.
Yurduna aşıksan, zorluklara rağmen dünya ölçeklerinde iş başaracaksın.
Yurduna aşıksan, insanına layık görülmeyen başarıları somutlaştıran eserlere köstek değil destek olacaksın.
Yurduna aşıksan, küçücük adamızda dünya ölçeklerinde başarıların olabilirliğine cesaret vereceksin.
Yurduna aşıksan, iş başaracaksın.
Yurduna aşıksan, efsanelerin gerçeğe dönüşmesini sağlayacaksın.
Ben Kıbrıs’a aşığım.
Bu topraklarda doğdum, bu topraklardan başka yerde arayışım yok. 

   Yolumun başı Kıbrıs, yolumun sonu da Kıbrıs olacak.
Mutluluğu, aşkı hiç uzaklarda aramadım. Aramayacağım da…

***

 

Kıbrıs’ımızı çok seviyoruz. Yıllardır, yaşadıklarımız, yukarıdan aşağıya akan kötü yönetim örnekleri hepimizi üzüyor. Aslında üzülmemek elde değil.

Cuma günü gittiğim İstanbul’dan Cumartesi öğleden sonra döndüm. Seyahat vesilesiyle konuştuğum Kıbrıslı Türkler oldu. Şu sözler hem duygulandırdı, hem de düşündürdü: “Bizim Kıbrıs sevdamız, çok özel, çok güzel ve çok güçlüdür. Öyle olmasa bunca olumsuzluktan sonra adaya yaşamayı tercih edeceklerin sayısı çok azalırdı. Yumuşak huyluluğumuz siyasiler tarafından istismar ediliyor. İnsan aşık olduğu öz yurdunun hançerlenmesine eşit kötü yönetimini nasıl bu kadar suskunlukla karşılar. Vallahi terbiyeyi izne yollayıp, en ağır kelimelerle tepki koymamız gerekir. Aksi halde pek çok Kıbrıslı Türk, öğrenim sonrası yurt dışında kalmayı tercih eden torunlarının, çocuklarının yanına gidecek. Son nefesini de Kıbrıs’tan binlerce kilometre uzaktan, el yerinde, belki de huzur evinde verecek.’

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu