Hasan Kahvecioğlu

Açın Mağusa Kapısı’nı, neden aklınıza gelmiyor?

CB Erhürman; yerden göğe kadar haklıdır…

Ne diyor?

“Hem Kıbrıslı Türklerin, hem de Kıbrıslı Rumların günlük hayatlarını kolaylaştıracak bu kadar basit bir konuda bile çözüm üretemeyen iki liderin, Kıbrıs sorununun esasıyla ilgili çözüm üretmesi kimsenin bekleyebileceği bir şey değil.”

Çok doğru söylemiş…

Kamuoyunda; şu an itibariyle bu doğrultuda güçlü bir algı oluşuyor.

Erhürman; bunun farkında…

Bu bağlamda; bu ayın sonuna doğru, “BM gözlemcisi olmadan” doğrudan Hristodulidis ile görüşmesi de riskler taşıyor.

Bu; her iki lider için de çok ciddi bir sınav olacak…

Bugüne kadarki “performansları” ne yazık ki “küçük ortak kararlar” almayı bile başaramadıklarını gösteriyor.

Bu “siyasi irade eksikliği” BM Genel Sekreteri’nin Özel Temsilcisi Holguin’in sözlerine de yansıdı.

Kolombiyalı deneyimli diplomat, ciddi anlamda bir “bezginlik” yaşamakta olduğunu gizleyemedi…

Örneğin; “Sadece baskı kurma ve durağanlığa oynama, ya da üçüncü bir tarafı suçlayıcı eylem ve söylemler kimseye hizmet etmiyor” diyerek, liderlerin “fırt zırt” açıklamalarının gereksizliğine vurgu yaptı.

“Liderlerin fikirlerinin olgunlaşması için zamana ihtiyaç olduğunu” söylemek zorunda kaldı.

Mayıs ayındaki Rum parlamento seçimleri ve AB Başkanlığı nedeniyle Temmuz ayına kadar “durgunluk” olacağını, buralara gelmeyeceğini, 5+1 görüşmesinin de olmayacağını açıklayınca, Rum tarafı küplere bindi.

Hristodulidis, Pazar günü ismini vermeden Holguin’in Rum seçimlerine ilişkin sözlerini “gülünç” diye niteledi.

“Saçma bir argüman” ifadesini kullandı.

Rum tarafının genişletilmiş bir toplantıya “gelecek hafta gibi erken bir tarihte” katılmaya hazır olduklarını” söyledi.

Bu açıklamadan sonra, Hristodulidis ile Erhürman’ın birbirinden ne kadar uzak “alan”larda “kılıç salladığı” daha da netleşti.

Rum tarafı “müzakereler”e, Türk tarafı ise “güven yaratıcı önlemler”e yoğunlaşmış gibi görünüyor.

Hristodulidis, Türk tarafının “önşartlarını” hafife alarak, hatta görmezden gelerek küçümsüyor…

Pazar günü yeni bir açıklama yaparak “Siyasi eşitlik konusunun önceki görüşmede yapılan yazılı açıklama ile kapandığını” söyledi. Hristoldulidis “Erhürman’ın ortaya koyduğu 4 noktanın artık var olmadığını, her birinin önceden cevaplandığını” da belirtiyor.

Yani; Erhürman’ın “önkoşul”larını es geçiyor ve “müzakere masasını” işaret ederek “Oturalım, orada konuşalım, beni test edin” diyor.

Hristodulidis gerçekten “müzakere” mi istiyor, yoksa Erhürman’ın Ankara kaynaklı “zorluğunu” bildiği için böyle bir “baskı” mı uyguluyor?

Bu konuda ne kadar “samimi” olduğu şüpheli…

TC’nin “iki devlet” politikası ortada durduğu sürece, Erhürman’ın müzakerelerde “federal çözüm” konuşmasının mümkün olmadığını bildiği için bu “alan” içinde oynamayı tercih ettiği anlaşılıyor.

Yani; Türk tarafının “önşart”larına ve TC’nin ayrılıkçı politikasına karşı, güçlü olduğunu düşündüğü yeni bir “alan” açtı kendisine…

Bu yüzden de, “güven yaratıcı önlemler” alanından uzaklaştı.

Hatta; 28 Ocak’taki son görüşmede Hristodulidis, 5 maddelik bir “yol haritası” önerdi ve “beşli” konferansın toplanmasını, açılacak kapıların bile orada açıklanmasını önerdi.

Türk tarafı ise özellikle kapılar konusuna “anlaşılabilen” bir öncelik veriyor.

Yeni kapıların açılması; aslında Christodulidis ve Ersin Tatar arasında, geçen Mart ayında

BM Genel Sekreteri’nin huzurunda “uzlaşılmış” bir konudur.

Genel Sekreter Guterres, net biçimde bunu desteklemiş, hatta Güvenlik Konseyi de bu konuda “apaçık” biçimde destek beyan etmiştir.

Genel Sekreter’in Temsilcisi Maria Angela Holguin’in de bu konuda “Tek önceliğim olacaksa o da yeni kapıların açılması olacaktır” şeklinde beyanı vardır.

Türk tarafı; bu konuda BM ile “yakın” bir duruş sergilemektedir.

Peki; yeni kapılar açılması bu kadar mı zordur?

Öncelikle tarafların “pozisyonları”na bakalım…

Rum tarafı; 4 sınır kapısı öneriyor: Erenköy, Haspolat, Akıncılar ve Kiracıköy…

Erhürman şunları söylüyor:

“Haspolat ve Akıncılar geçiş noktaları hem Kıbrıslı Türkler hem de Kıbrıslı Rumlar açısından yararlı. Kiracıköy-Eylence noktası daha fazla Larnaka’dan Lefkoşa’ya seyahat eden Kıbrıslı Rumlar için önemli. Ama bizim açımızdan sorun yok.

Bu geçiş için bugüne kadar Sn. Hristodulidis tarafından gündeme getirilen “sıkıntılar” doğrultusunda, bizim tarafımızdan yeni bir yol yapılması dahil, dört ayrı yapıcı ve gündeme getirilen “sıkıntıları” giderici öneri yaptık.

Yani; iki taraf arasında Erenköy hariç, diğer kapıların yerleri konusunda bir “mutabakat” olduğu anlaşılıyor.

Bu durumda iki lider; Şubat sonlarında “BM gözlemcisi” olmaksızın yapacakları ilk görüşmede üzerinde anlaştıkları “kapı”ların açılacağını ilan edebilirler.

Böylece “küçük bir adım” atmış olurlar…

Hatta; Haspolat ve Akıncılar konusunda “pürüz” olmadığına göre, en azından bu iki kapı için “start” verebilirler.

O da olamazsa; Lefkoşa’da Mağusa kapısı’nda çok kolay bir düzenleme ile yeni bir öneri üzerinde çalışabilirler.

Gerçekten; neden Mağusa Kapısı’nı konuşmuyorlar diye hayret ediyorum.

Madem ki geçişlerin yüzde 70’i Lefkoşa’dan yapılıyor ve tıkanıklık buradadır, o zaman açın Mağusa Kapısı’nı, zevahiri kurtarın…

Bakalım; bunu olsun başarabilecekler mi?

 

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu