Hasan Kahvecioğlu

Bunu da başaramadık… Yuh olsun bize…

Beyaz saçlı sendikacı; polis bariyerlerinin önünde “Bu meclis kimindir?” diye soruyor…

Arka taraflardan yanıt geliyor:

-Halkın…

Gerçekten “külliye”nin halk için inşa edildiğine, avlusunda yer alan “Meclis”in de “halkın” olduğuna inananlar için dün büyük bir “sürpriz” yaşandı…

Sabahleyin erkenden, Meclis oturumuna katılmak için ana giriş kapısına giden CTP vekilleri Sami Özüslu ile Devrim Barçın, polis barikatıyla karşılaştılar…

Giriş yolu, demir bariyerlerle kapatılmış, daha geriye de beton engeller yerleştirilmişti.

Yani “tank” gelse giremezdi…

Polisimiz; sabahın erken saatlerinden itibaren “halkın meclisi”ni olası bir saldırıya karşı “korumak” üzere gerekli önlemleri almıştı…

KTAMS, Kamu Sen ve Kamu İş başta olmak üzere bazı sendikalarımız grev ilan etmiş ve Meclis önünde toplanmaya karar vermişti.

UBP-DP-YDP koalisyonu, TC ile imzaladığı onlarca “protokol”den birini daha Meclis’ten geçirmeye kararlıydı.

Daha doğrusu onlar adına Ankara’nın kararlı olduğu anlaşılıyordu.

Bu “ezik koalisyon”un destekçisi vekiller ise, AKP’nin bu “dayatma” protokolünü bir an önce onaylamak için “emir kulları” gibi dizilmiş bekliyorlardı.

Bariyerlerin gerisinde yüzün üzerinde polis hazır bekliyordu…

Ziya Bey; müthiş bir “işgüzarlık” sergilemişti…

Ya da Meclis önünde yapılacak “sendikal eylem”den ciddi biçimde korkmuştu…

Durum gerçekten bir yeni skandaldı…

Kıbrıs’ın kuzeyindeki rejimin bağlı olduğu “kudret” istediği anda, “Halkın meclisini” kilitleyebileceğini, vekil olsanız bile sizi içeriye almayacağını gösterdi bizlere…

Bir başka “garip” görüntü daha yaşandı dün…

Görevli bir Polis Müdürü, kurulan bariyerlerin önüne gelerek, sendikacılara “Resmi Gazete”yi dağıttı ve “Bakanlar Kurulu’nun grevi yasakladığını” duyurdu. Arkasından da “Burada Grev Vardır” pankartlarının indirilmesini talep etti.

Tabiiü ç sendika da “grev yasağını tanımıyoruz” dediler.

Bir müddet sonra, önce vekillerin içeriye geçmesine izin verildi. Daha sonra da sendikacılarla medya mensupları girdi içeriye. Arkasından da “polis operasyonu” sonlandırıldı.

Dün sergilenen bu “sertlik” ve “gerginlik” denemesi, “halkın meclisi”nin

giderek “anlamını” yitirdiğinin ilanı gibiydi.

Vekil Asım Akansoy, bunun nasıl bir “utanç” olduğunu kürsüden dile getirdi.

Meclis dün 24 Eylül 25 tarihinde Ünal Üstel’in imzaladığı ve bir türlü açıklamadığı “Milletlerarası Anlaşma” niteliğindeki “Fiber Optik” protokolünü tartışmayı sürdürdü.

Tartışmalar akşam da, benim bu yazıyı gazeteye gönderdiğim saate kadar devam ediyordu.

Bu hükümetin alışkanlığı olan “ihalesiz işler”den biridir “Fiber Optik protokolü”…

Yapılan reklamlara göre her eve kablolu internet gelecek ve hızımız göklere çıkacak…

Bu işi yapacak olan “Türk Telekom”un TC’de CB Erdoğan’ın Başkanı olduğu “Varlık Fonu”na ait bir “özel şirket” olması büyük tedirginlik yarattı, tepkilerin genişlemesine neden oldu.

Bu protokolle apaçık biçimde, KKTC’nin internet ve iletişim alt yapısı, bu şirkete adeta “peşkeş” çekiliyor.

Şirkete KKTC’de rahatsız edici pek çok özel imtiyazlar sağlanıyor.

Telekomünikasyon Dairesi neredeyse lağvediliyor, yerel internet sağlayıcı şirketler devreden çıkıyor ve “Türk Telekom” bütün sistemin sahibi oluveriyor…

Biz bu “senaryo”ları daha önce de yaşamıştık…

Havaalanının Emrullah Turanlı’ya, elektriğin Aksa’ya transferi de, TC’den gelen su da bu süreçlerden geçti.

Şimdi de “Türk Telekom”a internet alt yapısı teslim edilecek ve diğer TC’li şirketler gibi bu alanda “tekel” olarak faaliyet gösterecek.

Bu “protokol”e bu kez Ticaret Odası, Sanayi Odası, Esnaf ve Sanatkârlar Odası gibi kuruluşlar da tepki gösterdi.

Rezillik aslında şuradan başlıyor: Sözümona “Başbakan” unvanlı Ünal Üstel “Anavatandan gelen her şeye imzayı basarım” rahatlığıyla, kendi ülkesinin kuruluşlarıyla temas etmeden bu “protokol”e de imzayı bastı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından imzalanan “milletlerarası anlaşma” TC’nin resmi gazetesinde yayımlandı.

O zaman da Ünal Üstel’in “teslimiyetçi” ama daha da önemlisi “cahilce” neleri kabul ettiği ortaya serildi.

Protokol Meclis’e geldikten sonra ve üzerinde tek bir kelimesinin bile değişmesinin mümkün olmadığı bir aşamada, Üstel’in kırdığı “cevizler” ortalığa saçıldı.

Meclis tam 13 saat bu protokolü tartıştı. CTP’li vekiller gerçekten ciddi bir “meclis içi direniş” gösterdiler.

Özellikle Sami Özuslu, Devrim Barçın, Salahi Şahiner, Erkut Şahali hükümet edenleri “hallaç pamuğu” gibi savurdular.

Sonunda; bir ek protokolle bu anlaşmadaki bazı “anomali”lerin bir bölümünün düzeltileceği söylendi.

Küçücük bir geri adım atılmış oldu.

Hepsi o kadar… İnanalım mı?

Ben, Erhan Arıklı’nın hiçbir sözüne güvenilmeyeceğini buraya not ediyorum.

Ancak; ne yazıktır ki bu protokol bu gece büyük olasılıkla bu Meclis’ten geçecek…

Kıbrıslı Türkler’in kamusal değerlerinden biri daha “tekel” bir TC’li şirkete teslim edilecek.

Tabiidir ki, bu iş ihale yoluyla yapılsa, tekel yaratılmayacak önlemler alınsa, kimse daha hızlı internete “yok” demezdi.

 

Bunu da başaramadık. Yuh olsun bize…

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu