Üstel’in füzesi: Karpaz’a “Üniversite” mi “garnizon” mu açıyoruz?

Ünal Üstel dün Meclis’te “dramatik” bir tonda, yüzüne esrarengiz bir eda yerleştirerek, büyük bir “milli sırrı” açıkladı.
Kıvrak zekâlı ünlü bir “showman” gibiydi…
Bütün taşları yerinden oynatmanın gururunu taşıyordu…
Muhalefetin de toplumun da “aklı”na, paslı bir çivi sapladı…
İTÜ’ye verilen, Karpaz’daki 3600 dönüm “alçak orman arazisi” ile ilgili yasanın üçüncü ve son görüşmesi yapılıyordu.
CTP; geçen hafta oylamada yasaya “evet” oyu vermişti.
Bunun üzerine sivil toplumdan itirazlar yükselmiş, 60’ın üzerinde örgüt ortak açıklama yaparak, İTÜ’ye 2500 dönüm kampüs alanına ilaveten, 3600 dönüm alçak orman arazisi verilmesine karşı çıkmıştı.
CTP de bu seslere kulak vermiş, geri adım atmıştı.
Başkan Sıla Usar dün Meclis’te “İstanbul Teknik Üniversitesi muteber bir kurumdur. Kıbrıs’ın kuzeyine yatırım yapması CTP’nin vizyonudur, buna karşı değiliz, yalnız bu arazi çok büyük, bir sınırlandırma yapalım, yasayı geri çekin” önerisinde bulundu.
İşte tam da bu sırada sahneye Ünal Üstel çıktı…
“Pandora’nın kutusu”nu açar gibiydi…
Vekillere nasıl düşünmeleri gerektiği konusunda bir “abi nasihatı”nda bulundu.
“Etrafımızda savaşlar var. Durumu görüyorsunuz. Türkiye Cumhuriyeti var işin içinde… Burası da stratejik bir alandır. Öyle düşünün” dedi.
Herkesi “şok” etmişti. Sıla Usar, “Bu da nereden çıktı?” der gibi, “Güvenlikle ne ilgisi var?” diye sordu Başbakan’a, izahat istedi…
Ünal Üstel, bombayı patlatmış ve seyrine dalmak üzereydi ki, Ana Muhalefet Başkanı’na bir “tiyo” verdi…
“Stratejik bir konu olduğu için burada açamıyoruz. Daha geniş bir açılım yapamıyorum.” diye yanıtladı Sıla Usar’ı…
Ünal Üstel’in “26’sı” bu milli sır karşısında daha da birbirine yapıştı…
Arkasından oylamaya gidildi ve İTÜ’ye, Karpaz’da toplam 6000 dönümlük “yatırım”ın kapıları açıldı…
Tabii, TC’nin bir devlet üniversitesinin, Karpaz’da 6000 kişilik bir “kampüs” açması büyük bir yatırımdır.
Bunun bölgenin kalkınmasına büyük katkı sağlayacağı da kuşkusuzdur.
Ancak Ünal Üstel, bütün bu planları ve projeyi dün bir “bomba” ile berhava etti…
2008 yılından beridir İTÜ; Karpaz’da “arazi” topluyor. Devlet hali araziler tahsis etti. Kamulaştırmalar yaptı… Üniversitenin kendisi de bu alanda araziler satın aldı. Toplam 2500 dönüm civarında bir alanda “yerleşke” kurması mümkündü. Ama 18 yılda bir “çivi” bile çakmadı. Arkasından 3500 dönüm “alçak orman arazisi”ni istedi ve onu da aldı.
Yani, şimdi Meclis’te bir tek “işi kılıfına uydurmak” kalmıştı.
İşte dün “yapışık 26” bunu da başardı ama Ünal Üstel’in “esrarengiz sırları” ortaya dökmesiyle durum yeni bir boyut kazandı…
Ne diyor Bay Ünal Üstel?
“Stratejik bir konu… Stratejik bir alan…”
Yani; “üniversite” adı altında “Nükleer laboratuvar” mı kuracak bu üniversite?
Yoksa; “kampüs” dedikleri bir “askeri üs” mü olacak?
Bütün beyinlere Ünal Üstel’in gönderdiği bu füzenin, İran’ın “Shabab 3” füzesinden daha yıkıcı olduğu kesin…
Eğer süratle bizzat İTÜ tarafından Ünal Üstel’in söyledikleri yalanlanmazsa, Karpaz bir üniversite ile değil, bir “askeri üs” olarak damgalanacak…
Eğitim almak için buraya gelecek olan öğrencileri bir “garnizon” mı karşılayacak?
Tabii; bu “stratejiktir” tezi, TC’nin de hoşuna gitmeyecek…
Ne yani?
Türkiye burada, “askeri üs” kurmak istese, bunu bir devlet üniversitesine mi yaptıracak?
Bu kadar “saf” mı Türkiye?
Kıbrıs’ın kuzeyinde, dilediği yerde, dilediği yığınağı, dilediği konuşlanmayı yapmaktan aciz mi Türkiye?
Böyle bir “gereksinim” baş gösterse Ünal Bey “dükkân senin abi” demekten başka bir seçeneğe mi sahiptir?
Sırası mıydı durup dururken, herkesin aklına “garnizon” sorusunu sokuşturmak?
Tabii; Ünal Bey’in bu “milli sır” savunması, “26’yı yapıştırma” gollası olabildiği gibi, her “pisliği” bayrakla örten zihniyetin de hortlaması olabilir…
Hoyrat milliyetçiler, tüm yolsuzlukların, rüşvetin, talanın üzerini “bayrak”la örttükleri gibi, bu “alçak orman arazisi” peşkeşinin de üzerini örtmede “milli sır” iyi bir “kara çarşaf” görevi görebilir.
Sonuçta; Ekosistem… Habitat… Lebi derya… İmar hassasiyeti… Doğa… diyenler bir kez daha yenildi…
Bir kez daha UBP’nin, DP ve YDP’nin “yapışık 26’sı” bu ülkenin topraklarını “üleştirme”de birbirine sarıldı ve başardı…
Tanrı aşkına söyleyin…
Savaşla alınan toprak, kocaman bir “arsa” değil mi?
Tamı tamına 3 milyon 355 bin dönüm “emlak”imiz var bu ülkede…
74’ten beridir; dilim dilim parçalıyoruz, dağıtıyoruz…
Bu “üleşme” siyaset sistemimizin temel dayanağıdır…
Aradan 50 yıl geçse de, politikacının elinde en güçlü silah olmayı sürdürüyor…
Acı gerçek şudur: Bu memleketin doğasını, yeşilini seven insanların, partilerin, sivil toplum kuruluşlarının “mücadelesi” bu ülkenin topraklarını koruyamadı…
Ayıptır bize ama hiçbir dönemde önüne geçemedik “yağma”nın…
