Serkan Hastürer

Eğitim etkili bir silahtır… Peki bizde?

 

Ülke olarak, iyi günlerden geçmediğimiz ortada.

Covid-19, hayatımızın normal seyrini değiştirirken, ekonominin çarklarını da oldukça yavaşlattı.

Geçmişten gelen hatalar, gün yüzüne çaresizlik olarak çıkarken, bu yavaşlamayı kendimize, yeni bir değişimin ve doğru reformların fırsatı olarak değerlendirmek için ise, ortada duruyor. Tercih ise yine bizim elimizde.

***

Gelecek ve gelişimin sınırını kestirmek oldukça güç, hatta imkansız, tanımlamasını kullanmak sanırım yanlış olmaz.

Çok geçmişe gitmeden,15 yıl önce kullandığımız teknolojik çoğu eşyanın, bugün neredeyse hiçbir maddi veya ergonomik kıymeti yok.

Okuduğumuz “kağıt” kitapların yerine bile, “Kindle” ciddi bir rakip. Artık istediğiniz kitabı kitapçıdan almanın yanında, alternatif olarak internetten satın alıp indirebiliyorsunuz.

Değişimden, meslekler de nasibini alıyor.

Bugün ünlü bir şarkıcının derdi, kaç CD sattığından çok, şarkılarının internetten ne kadar indirildiğidir.

***

Yapılan araştırmalar sürekli gelişen ülkelerde, bu günlerde doğan çocukların çalışma çağına geldiği zaman yapacakları mesleklerin yüzde yetmiş beşinin henüz tanımlanmamış meslekler olduğunu söylüyor.

Örneğin, “profesyonel sporcuyum”, “sosyal medya danışmanıyım”, ”mekatronik mühendisiyim”, ”veri danışmanıyım”, ”profesyonel dijital oyun oynayıcısıyım”, “youtuberim” ya da “yazılım uzmanıyım” dijital gelişimi önde olan ülkelerde, günümüz  mesleklerinden, sadece birkaçı.

Daha birçoğunu saymak mümkün.

Bunu tamamen bir gelişmişlik ölçüsü olarak algılamak, bence yanlış olsa da, gerçek, bu mesleklerin var olduğu ve kazandırdığı kazancın, hayatın idamesine tanıdığı olanak, gün gibi ortada duruyor.

Futbola meraklı birçok kişi Messi’nin yerinde olmak ister. Messi’nin annesi veya babası da çocuklarıyla gurur duyuyordur. Çocukluğunda da çok futbol oynadığı için ona kızdıklarını da pek sanmıyorum.

***

Zaman, biz istesek de istemesek de hızla akıyor. Sürekli bir şeyler gelişiyor veya değişiyor.

Zaman bize değil, biz zamana ayak uydurmak zorundayız.

Değişenin, gerekliliği ile gereksizliğini ayırt etmek ilerisi için yapılan planlamada büyük önem taşıyor.

Peki toplum olarak buna ne kadar açığız?

Eğitim sistemimiz bunu ne kadar destekliyor?

Aslında çok açık olmadığımız ortada.

Belirli mesleklerden birçok üniversite mezunumuz var.

Gereğinden fazla eczacı, öğretmen, hukuk mezunu, mühendisimiz, uluslararası ilişkiler uzmanımız ve daha birçok bilindik bölümden, yüksek okul mezunu enflasyonumuz var.

Sonuç ortada. Mezun var ama o alanlarda mezun olanların çeyreğine yetecek iş yok.

Öyle bir ihtiyaç da yok.

Sonuç, halkla ilişkiler fakültesi mezunu polis, turizm ve otelcilik fakültesi mezunu bankacı ve belki de yakında diş hekimliği fakültesi mezunu memur olarak karşımıza çıkacak.

***

Plansız eğitim için harcanan zaman kaybı ve maddi bedellerin hesabını yapan yok.

Aslında, konuyu sadece üniversite mezuniyeti ile sınırlamak da doğru değil. Bugün ara eleman sıkıntısı ciddi boyutta. Teknik eleman bulmak ciddi bir sorun.

Mesleki planlama, gerek toplum refahı, gerek istihdam verimliliği, gerekse ekonomik kalkınma ve sürdürülebilirlik açısından, önemli konulardır.

Bu noktada, kilit konu ise, güncel ihtiyacın ne yönde olduğudur.

***

Geçmişten gelen ve hala devam eden, yanlış uygulamalar ve politikalar, eğitimi ekonomiye katkıdan çok, zarar veren konumuna koyduğuna inananlardanım.

Evrensel değerler hedef alınacaksa, milli eğitim sisteminin de evrensel olmak gibi bir zorunluluğu olmalıdır ki dünya ile aynı zamanda, aynı dili konuşabilelim.

Bu konuda ailelere de, devlete de, ciddi yönlendiricilik, imkan ve destek sorumluluğu düşmektedir.

Toplumsal geleceğimizi belirlemede ise, eğitim ve ekonomi ilişkisi, her zaman, iç içe olacağı konusunda hiç kuşkunuz olmasın.

Aşağıdaki , 2009 yılında yayınlanan, Prof. Richard G. Wilkinson ve Prof. Kate Pickett tarafından hazırlanan, ‘The Spirit Level’ (Türkçe yayın ismi: Su Terazisi) kitabından alınan tabloda, matematik beceri ortalaması ve okuma oranındaki artış ile eşit gelir dağılımı arasındaki ilişki incelenmiş.

Doğru eğitimle yetişmiş, kendini bilen her insanın önceliği, kendini mutlu eden ve verimli olduğu işi yaparak kendine ve toplumuna ve de ekonomiye, faydalı bir birey olacağından kuşkunuz olmasın.

Yapılan araştırmalar, doğru eğitim politikalarının, toplumsal adaletli gelir dağılımı ile de doğru orantılı olduğunu gösteriyor.

Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde, eğitim ve okuma oranı yükseldikçe, gelir dağılımındaki adaletsizlik azalıyor.

Eğer değişim bizim için zorunluluksa, eğitim bunun başlangıcı olmalıdır.

Güney Afrika’nın unutulmaz lideri Nelson Mandela’nın şu sözü ise sanırım her şeyi anlatıyor: ‘Eğitim, tüm dünyayı değiştirmek için kullanabileceğiniz, en etkili silahtır.’

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu