İzahı olmayan plansızlık ve harcama

Üretim bir ekonominin sağlıklı çalışabilmesi için olmazsa olmazdır.
Ürettiğiniz servis veya bitmiş ürünün son halini alabilmesi için 4 dört ana temele ihtiyacınız vardır.
Doğal Kaynaklar (Hammadde ve Toprak), Emek (İşgücü), Sermaye (Milli Servet) ve Girişim (Teşebbüs) üretimin temel faktörleridir.
Temel faktörlerin ne kadar etkili kullanıldığı, üretimin kalitesi yanında, yaratacağı katma değeri de doğru oranda etkiliyor.
Ülke doğal kaynaklarımız için zengin kaynaklara sahip bir ülke yorumunda bulunmak fazla iyimserlik olur.
Bu noktada ise kaynakların etkin ve doğru kullanımının önemi bir o kadar daha artıyor.
Ülke ekonomik yapımız için sürdürülebilir bir yapıdadır demek, oldukça güç.
Gerek kamudaki, gerekse özeldeki üretim verimliliği tümü ile gözden geçirilip, sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmasına gereksinim duyuluyor.
Geçtiğimiz hafta içinde, geçmişte, Kıbrıs Türk Sanayi Odası’na sekiz yıl başkanlık görevi yapmış Ali Çıralı ile sohbet etme fırsatım oldu.
Sohbet içerisinde kendisine, bugüne kadar ülkemizin sanayi üretimi ile ilgili sektör bazlı, kıyaslamalı bir çalışma yapılıp, yapılmadığını sordum.
Üzücü bir şekilde, tam manası ile böyle bir çalışmanın olmadığı yanıtını aldım.
Peki, biz bu ülkede ne üretmeliyiz?
Hangi ürünlerin üretimi doğru?
Hangisi yanlış?
Sermayemizi doğru kullanıyor muyuz?
Boşa mı kürek çekiyoruz?
Eksik yönlerimiz neler?
Maliyemiz doğru mu?
Ürettiğimizin katma değeri ne kadar?
Devlet teşvikleri doğru kullanılıyor mu?
En önemlisi gerek insan gerekse doğal kaynaklarımızı ne kadar verimli kullanıyoruz?
***
Bir ülke düşünün ki hangi koşullarda, hangi rakiplere karşı, hangi belirsizliklerle üretim yaptığı belli değil.
Bu kadar zamandır böyle bir çalışma ve veriden yoksun, sanayi ve üretim, nasıl planlanıyor ise, ayrı ve kocaman bir soru işareti.
Sağlıklı veri, sağlıklı bir ülke ekonomi yol haritası hazırlanmasındaki kılavuzdur.
Veriden yoksun her çalışmanın, sonucu havada kalmaya mahkumdur.
Belirtmeden geçmek istemediğim bir konu ise doğru veriye ulaşımın oldukça zor olduğu bir ülkede yaşıyor olmamız.
***
Bir ülkenin gideceği yol haritasını, ülkenin siyaseti belirler.
Dolayısı ile siyaset, her zaman ekonominin de, kaynakların da dümenini elinde tutandır.
Nabzı belirleyen de, yolu çizen de, gelmiş geçmiş hükümetlerdir.
Hükümetler geçici olsa da, devletin devamlılığı esastır. Bu çerçeveden hareketle temel bir yol haritasının olması ise şarttır.
***
Bizim bugüne kadar ki en büyük eksikliğimiz ise genel bir yol haritamızın olmayışıdır.
Ülkenin içinde bulunduğu siyasi konjonktür ne olursa olsun, şartlara uygun yeni bir ekonomik planlama bir an evvel hazırlanmalıdır.
Bütün teşvikler tekrardan gözden geçirilmeli ve kaynakların üretime giden yoluna, katma değerine göre teşvikler verilmelidir.
Yazımın üst kısmında verilerin yetersizliğine değinmiştim.
***
Bir süre önce Kıbrıs Türk Ticaret odası, Doğu Akdeniz Üniversitesi, Ekonomi Fakültesinden Dr. Yenal Süreç ve Lefke Avrupa Üniversitesi, Ekonomi Fakültesinden Yrd. Doç. Dr. Fehiman Eminer’in hazırladığı 2019-2020 Rekabet Edebilirlik Raporu’nu yayınladı.
Arzu edenler rapora www.ktto.net adresinden ulaşabilir.
Raporun erişilebilirliği olan veri oranında hazırlanıldığını, incelediğiniz zaman kolayca anlamanız mümkün.
Raporun akademik akılla, bilimsel yöntemler kullanılarak ve en önemlisi tarafsız bir gözle hazırlanmış olması benim açımdan değerli.
Rapora göre KKTC, Rekabet edebilirlik sırasında 141 ülke arasında 107. Sırada. Listede bizimle yakın coğrafyada olan ve benzer coğrafik özellikleri taşıdığımız Güney Kıbrıs 44, Malta ise 38. Sırada.
Aşağıda, rapordan alınan tabloda süt ürünlerine, 2015-2018 yılları arasında verilen teşvikleri görebilirsiniz.
Yıl 2015 2016 2017 2018
Değeri ($) 49,695,473 49,374,851 43,478,776 42,933,608
Süt Ürün Destekler ($) 33,317,259 26,708,108 23,696,930 23,969,352
İhracat Miktarı (kg) 11,078,919 11,503,757 10,752,154 10,533,145
Fiyat/ Kilogram $4.49 $4.29 $4.04 $4.08
Fiyat Destek Oranı 67% 54% 55% 56%
Tabloda da görüldüğü gibi, ihraç edilen ürünlerin yarıdan fazlası devlet kasasından destek olarak çıkıyor.
Hangi tarafından bakarsanız bakın, tarladaki üründen, hayvanına, mazotundan bitmiş süt ürününe kadar a’dan z’ye bu oranlarla teşvik, hiçbir mantıklı akılla izah edilemez ve sürdürülebilir değildir.
Eğer mantık, satılan orta doğu ülkeleri vatandaşları bizim vatandaşlarımızdan ucuza hellim yesin ise, bu da benim mantığıma uymuyor.
Yakın zaman önce kaybettiğimiz ünlü Ekonomistimiz Ünal Akifler, ihracat teşvikleri ile ilgili ‘Bu ürünleri, Mağusa limanında döksek daha az zarar ederiz’ demişti. O günden, bugüne, değişen bir şey yok.
Bunu ifade ederken ne emek ne de sermaye düşmanı olmadığımı belirtmek isterim.
Bir işi yaparken, başarı ölçüsü, ne kadar girdi ile, ne kadar getiri elde ettiğinizdir.
Bu yüzden tüm ekonominin yeniden planlanması şart, üretim ve ihracat da bunun bir parçası olarak, doğru hedeflerle yeniden yapılandırılmalı.
İzahı olmayan plansızlık ve harcama, zarardan ve vakit kaybından başka sonuç doğurmaz.
