Polisimizin bilgiye erişimi hangi seviyede ?

Kuzey Kıbrıs için siyasi statüsünü göz önünde bulundurarak, farklı bakmak isteyenler için, gri bir alan tanımlaması sanırım yanlış olmaz.
Ne dışındaki dünya ile tam entegre, ne de tam dışında.
Ne tam manasıyla uluslararası hukukun içinde, ne de tam olarak dışında.
Kuzey Kıbrıs’ın mevcut statüsünün, buranın yerlileri bizler için, birçok dezavantajı barındırdığını yaşayarak tecrübe ettik ve etmeye devam ediyoruz.
Son yıllarda Kuzey Kıbrıs’ın dışarıdan bakıldığındaki algısında, suç ve suça bağlı unsurların varlığı daha ön plana çıkıyor.
Bu yazının konusu olmamakla birlikte, yasadışı sanal bahis, yasa dışı para hareketleri,fuhuş, bir şuçlunun sığınacağı liman vs.
Örnekleri çoğaltmak mümkün.
Bu durumda yönetimsel zaafları görmezden gelmek mümkün olmasa da, ululararası dünyadan kopukluğun payını da yadsıyamayız.
Dün Bağımsız Milletvekili Hasan Tosunoğlu, kişisel sosyal medya hesabından bir açıklama yaparak, oğlu Cenk Tosunoğlu’nun Metehan sınır kapısından geçişi sonrasında polis tarafından tutuklandığını bildirdi.Tosunoğlu’nun açıklamasından, tutuklulukla ilgili herhangi bir sebebin, en azından paylaşım yaptığı ana kadar, kendilerine bildirilmediğini anlıyoruz.
Günün devamında Philnews gazetesi, Rum polisinin açıklamasını referans göstererek, 30 yaşındaki Kıbrıslı Türk gencin, Europol aracılığıyla kendilerine iletilen bilgiler sonucunda, çocuk pornografisi bağlantılı, ciddi bir suç sonucunda tutuklama emrinin çıkarıldığı haberini yaptı.
Ortada böylesi bir suç varsa, elbetteki en ağır şeklide cezasını bulsun.
Siyasi bir algı operasyonuysa da, en ağır şekilde karşılık verilsin.
Spesifik olarak bu konuda yorum yapmak için çok erken olsa da, işin toplumsal güvenlik boyutu beni daha da rahatsız ediyor.
Rum polisinin yaptığı ilk açıklamada tutuklama emrinin Europol’un bilgilendirmesi ile ilişkilendiriliyor.
Bu noktadan hareketle KKTC Polis teşkilatının ne oranda uluslararası bu tarz bilgilendirmelere erişimini sorguluyorum.
KKTC ve TC arasında suçlu iadesi, 1988 tarihli “Hukukî, Ticarî ve Cezaî Konularda Adlî Yardımlaşma, Tanıma ve Tenfiz, Suçluların Geri Verilmesi ve Hükümlülerin Nakli Sözleşmesi”ne tabidir.
Türkiye Cumhuriyeti ise Europol ile teknik ve stratejik işbirliği anlaşmasını 2004’te imzalamış, devamında 2016’dan bugüne Europol merkezinde irtibat görevlisi görevlendirilmiştir.
KKTC tarafından bakıldığında, yukarıda belirttiğim TC-KKTC ve TC-Europol ilişkileri doğrudan veya dolaylı, bir şekilde bu bilgiye erişimi imkanlı sunuyor görüntüsünde.
Buna rağmen yakın geçmişte yaşanmış bazı olaylar, bu kez bu bilgiye erişimin sağlığını sorgulatıyor.
İnterpol tarafından uyuşturucu kaçakçılığı ve cinayet şüphelisiyle kırmızı bültenle aranan Mark Buddle 30 günlük turist vizesiyle KKTC’ye giriş yaptı. Giriş yapmakla da kalmayıp, buraya parasını getirip yatırım yaptığı, henüz hafızalardaki tazeliğini koruyor.
Bu tür bir tutuklama emrinin hazırlanma sürecinin uzunluğunu ise bilmemekle beraber, bu konunun toplum güvenliğini birinci dereceden ilgilendiren bir konu olduğuna inanıyorum.
Hakkında arama veya tutuklama emri bulunan birilerinin, toplumun arasında rahatça hareket edebilmesi, ülkeye giriş çıkış yapabilmesi, ciddi bir güvenlik açığıdır ve tehdittir.
Ülkenin mevcut statüsünde bile gerekli girişim ve iletişimle gerekli bilgiye erişimde zorluk varsa, aşılabileceğine inanıyorum.
Yaşadıklarımız bize ne yazık ki ciddi güvenlik zaafları olan bir ülkede yaşadığımızı söylemekle kalmıyor, bağırıyor.
Sizin ne düşündüğünüzü bilmiyorum ama bence bu konuda polis teşkilatının topluma ivedilikle bir açıklama borcu vardır.
