Türkiye

7 soruda Erdoğan-Özel görüşmesi

  1. çeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW’

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in görüşmesinin yankıları sürerken, taraflarca Türkiye siyaseti açısından “yumuşama adımı” ve “kilometre taşı” olarak açıklanan görüşmenin ardından gelebilecek adımlar da merak ediliyor.

Erdoğan ile Özel’in 2 Mayıs’ta AKP Genel Merkezi’nde gerçekleştirdiği ve yaklaşık 1 saat 40 dakika süren görüşmenin ardından iki parti de genel bazı ifadelerle olumlu mesajlar verirken, görüşmenin ayrıntıları ve beklentiler ise henüz tam olarak açıklığa kavuşmadı.

DW Türkçe olarak görüşmeye dair bilinenleri, açıklamaları, eleştirileri ve konuşulanları derledik.

Protokol neden ön plana çıktı?

CHP’nin Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne gitmeye dair çekincelerinin de etkisiyle AKP Genel Merkezi’nde gerçekleşen görüşmenin ilk etapta en dikkat çeken yanı protokol oldu.

Özgür Özel ile Recep Tayyip Erdoğan'ın görüşmesine katılan Namık Tan, Mustafa Elitaş ise arkadan gözüküyor
Görüşme sırasında bir koltuğun boş kalması soru işaretleri yarattıFotoğraf: DHA

Salondan verilen ilk fotoğrafla birlikte oturma düzeni ve Erdoğan’ın solundaki boş koltuk tartışılmaya başlanırken, görüşmenin CHP’nin istediği gibi “eşitler arası” olup olmadığına ilişkin çok sayıda yorum yapıldı.

Türkiye’nin eski Washington Büyükelçisi, CHP İstanbul Milletvekili Namık Tan ile AKP Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş’ın da katıldığı görüşmedeki düzenin Özgür Özel’i de rahatsız ettiği ve bunu Erdoğan’a aktardığı basına yansıdı.

Özel’in dikkate getirmesi üzerine Erdoğan’ın özel kalem müdürünü çağırarak telafi için en kısa sürede CHP’yi ziyaret etme talimatı verdiği de gelen bilgiler arasında. 

Görüşmede neler konuşuldu?

Görüşmeye gitmeden önce CHP tarafının çantasında neler olduğuna ilişkin bilgiler basına yansırken, görüşmede neler konuşulduğu ise tüm detaylarıyla henüz açıklığa kavuşmadı.

DW Türkçe’nin görüşme öncesinde konuştuğu CHP’li kurmaylar 31 Mart’ta toplumun kendilerine sorunlarını aktarması için bir nevi “sözcülük” görevi yüklediğini belirterek, Erdoğan’a toplumun yakıcı sorunlarının aktarılacağını, vatandaşların temel hakları ve değerlerinin değil bu sorunların müzakere edileceğini belirtmişti.

Kulislere yansıyan bilgilere göre ziyarette Özel’in hazırladığı dosya içinde emekliler ve asgari ücretliler başta olmak üzere yaşanan ekonomik sorunlar, Gezi tutukluları, Can Atalay’ın durumu ve bu bağlamda Atalay dosyası da dahil olmak üzere Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmaması, hasta tutuklular, kayyumlar sorunu, belediyelerin borç yükünü de içeren çok sayıda konu başlığı vardı.

Erdoğan’ın ise yeni anayasa çalışmaları, ekonomi için uygulanmakta olan program gibi bazı başlıkları gündeme getirdiği basında aktarıldı.

Basına yansıyan ancak resmen açıklanmayan bir başka unsur ise CHP’nin görüşmede gündeme getirdiği bazı konularda ilerleme olup olmayacağını görmek için çok detaylı bilgi şu an için vermeyi tercih etmediği oldu.

Görüşme sonrası hangi açıklamalar yapıldı?

Görüşmeden sonra her iki liderden de olumlu yönde açıklamalar geldi.

Özel görüşmenin ertesi günü gazetecilerin soruları üzerine “Biz kamuoyunun gündeminde ne varsa hepsini sayın Erdoğan’la görüşme imkânı bulduk” diyerek, Erdoğan’ın kendilerini dinlediğini ve ekibinin de notlar aldığını söyledi. Özel kendilerinin de Erdoğan’ın değerlendirmelerini dinlediğini belirterek, görüşme için “Türkiye demokrasisi açısından önemli bir kilometre taşı olduğunu düşünüyorum” ifadesini kullandı.

Erdoğan da yine görüşmenin ertesi günü cuma namazından çıkışta gazetecilere yaptığı açıklamada “siyasette yumuşama” mesajını birkaç kez tekrarlayarak şöyle konuştu:

“Özgür Bey, Genel Başkan olduktan sonra böyle bir ziyareti kendisinin gerçekleştirmiş olması iktidar ve ana muhalefet arasında aslında olumlu bir gelişme oldu. Bundan önceki süreçlerde bu tür adımlar maalesef atılmıyordu. Bu adımın atılmasıyla siyasetin ülkemizde çok daha yumuşama dönemine girdiğini görüyoruz. Ben de Özgür Bey’e ilk fırsatta böyle bir ziyaretin karşılığını yapacağımı söyledim ki Türkiye’nin, Türk siyasetinin buna ihtiyacı var. İlk fırsatta bu ziyareti gerçekleştirerek Türkiye’de siyasetin yumuşama sürecini başlatalım istiyorum. Bu adımı da atacağız.”

Açıklamalar yetersiz mi kaldı?

Görüşmeye dair bazı genel açıklamalar yapılsa da bunları yeterli görmeyenler de var. Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici kendi web sayfasında bu hususa dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

“Erdoğan ve Özel ertesi gün gazetecilerin birkaç sorusunu yanıtladığında o saate kadar görüşmeyle ilgili o kadar çok ‘kulis bilgisi’ yayılmıştı ki, görüşmenin içeriği ile ilgili sorulara genel ifadelerle yanıtları ‘kulis’lerin yarattığı havayı beslemekten öteye gidemedi. Maalesef ‘boş koltuk’ magazini ve görüşmenin yarattığı ‘hava’ içeriğinden çok yer tuttu medyada.”

Gazeteci Faruk Bildirici
Faruk BildiriciFotoğraf: privat

DW Türkçe’ye konuşan Bildirici böyle önemli bir görüşme sonrasında iki liderin birlikte ya da ayrı ayrı gazetecilerin karşısına geçerek soruları yanıtlaması gerektiğini söyleyerek, eleştirisini şöyle aktardı:

“Ama böyle bir açıklama olmadı. Görüşmeyle ilgili bilgiler kulis haberleri ve bu da son derece sakıncalı. Şu anda ne doğru ne değil tam olarak bilemiyoruz. İki tarafın da tabii ki bazı siyaset hesapları olacaktır, bu doğal. Ama siyaset yapmak demek topluma bilgi vermemek demek değil.”

Görüşmede tam olarak ne olup bittiğinin hâlâ tam anlaşılamadığını belirten Bildirici, “Bu ülkede ikili zirvelerde neler olduğuna dair her zaman tevatürler doğar. Yıllar sonra birileri açıklama yapsa da herkes o ilk çıkan tevatürlere inanır, mesela Büyükanıt ile Erdoğan görüşmesi gibi” hatırlatmasında bulundu.

Bildirici görüşmeye dair medya açısından tek olumlu gelişmeyi ise ilk kez muhalif medya olarak tanımlanan ve akredite verilmeyen bazı kurumların AKP Genel Merkezi önünden yayın yapmalarına izin verilmesi olarak gösterdi.

CHP’nin eleştirilere yanıtı ne?

Görüşmeye ilişkin detayların aktarılma süreciyle ilgili eleştirileri CHP Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut DW Türkçe’ye değerlendirdi.

Erdoğan ile görüşmede “kamuoyuna açıklanan konuların hemen hemen hepsi aktarıldı” diyen Bulut, bunların toplam 15-20 başlıkta toplandığını söyleyerek, “1,5 saatte tüm bunlarla ilgili müzakere yapma şansı var mıdır? Yoktur. O nedenle sadece aktarma olur, belli konularda görüşme ve talepler olur” diye konuştu.

CHP Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut
Burhanettin Bulut Fotoğraf: Privat

Bulut halkından gündeminde yoksulluk, çeşitli alanlardaki hukuksuzluk ve adaletsizlik gibi konuların ön plana çıktığını ve tüm bunların Özal tarafından iktidara aktarıldığını belirterek, şunları kaydetti:

“Ortada bir gizlilik ya da kasvet yok aslında. Cumhurbaşkanı da açıklama yaptı ve ‘yumuşama’ dedi. Sonuçta biz toplumun faydasına olacak mı olmayacak mı ona bakacağız. Ortada gizlilik de yok, tüm görüşme kayıt altında. Bizden Namık Bey vardı zaten. Ancak bitmemiş, neticelenmemiş konularda kamuoyunda tartışmanın o konuya bir faydası bu aşamada yok.”

AKP ile CHP’nin ilk kez bu tür bir görüşme yaptığına da dikkat çeken Bulut, “İlk defa bir araya geliniyor. Bunun neticesinde bir konuyu üzerinde tepinip de bozmak yerine konunun devamını beklemek gerekiyor” dedi.

Özel-Erdoğan görüşmesi bugünkü CHP Merkez Yönetim Kurulu toplantısında da ele alınacak konular arasında.

Yumuşamadan taraflar ne anlıyor?

Görüşme sonrasında siyasetçiler, gazeteciler ve siyaset bilimciler arasında olumlu ya da olumsuz yönde görüş belirtenler olduğu gibi, CHP için olası risklere dikkat çekenler ya da tarafların tutumlarının açık olmadığını ifade edenler de bulundu.

Bazı siyaset bilimciler Erdoğan’ın “yumuşama” mesajını daha çok muhalefete verdiğini ve kendisinin yumuşamaya niyeti olmadığını savunurken, diğer taraftan erken bir seçim olmaması halinde 2028’e kadar geçecek sürede başta ekonomi olmak üzere çeşitli sorunları aşmak için iktidarın da yumuşamaya ve daha sakin bir siyasete ihtiyacı olduğu yorumları da yapıldı.

Son günlerde yaşanan “yumuşama” tartışmalarına ilişkin olarak Özel, 1 Mayıs’ta Taksim’in yasak olmasını, ODTÜ stadında öğrencilere izin verilmemesini hatırlatarak, “Ne yumuşamasından bahsediliyor?” dedi. Özel, “Anayasa Mahkemesi kararına rağmen arkadaşlarımız Gezi’den içeride yatıyorsa kimse normalleşmeden bahsetmesin” diye konuştu.

CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise görüşme öncesinde X hesabından “Saray ile müzakere değil mücadele edilir” derken, görüşme sonrasında da T24 haber sitesinde kaleme aldığı yazıda “Külliye denince akla ne geldiğini” 10 madde halinde sıralayarak, “Hiç kimsenin bu anlayışa yani saraya meşruiyet kazandırma hakkı yoktur” ifadesini kullandı.

Bazı yorumculara göre ise Erdoğan, Özel’i ön plana çıkartarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş gibi iki olası cumhurbaşkanı adayını geri plana atmak ve CHP içinde 14 Mayıs öncesi Millet İttifakı içindekine benzer bir yeni tartışma başlatmayı hedefliyor.

“Erdoğan’ın CHP içinde karışıklık planı olduğu şeklindeki” yorumlara dair bir soruyu Özel, “Kayıt dışı siyasete karşıyız. Her şeyi gözlerinizin önünde yapıyoruz, açıklıyoruz, çalışıyoruz. Hiç kimse korkmasın. CHP’yi topuyla, tüfeğiyle, tankıyla darbeciler karıştıramadı… Özgüvensiz tartışmalarla kimse kimseyi meşgul etmesin. İşimiz var daha iktidar olacağız” sözleriyle yanıtladı.

Bundan sonra ne bekleniyor?

Görüşmenin ardından beklenen en önemli gelişme Erdoğan’ın CHP’ye ziyareti olacak.

Bu görüşmenin ne zaman olacağına ilişkin henüz açıklanan bir takvim bulunmuyor.

Bir diğer beklenti ise ilk görüşmenin ardından iktidar tarafından gelebilecek adımlar. Can Atalay ve Osman Kavala ile birlikte diğer Gezi tutukluları, Selahattin Demirtaş, 28 Şubat’tan cezaevinde bulunan ve ileri yaşlarından dolayı zor durumdaki tutuklular gibi farklı dosyalarda olumlu bir gelişme olup olmayacağı kulislerde merak ediliyor.

Bu beklentiyi doğuran önemli etkenlerden birisi de hükümete yakınlığı ile bilinen medyanın görüşmeye yüklediği anlam olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi’nin Kavala ve diğer Gezi tutuklularının yeniden yargılanmasını gündeme getirmesi dikkati çekiyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu