Kıbrıs

Hükümetten hayat pahalılığı kararı; destek paketi mi, zaman kazanma adımı mı?

Hükümetin çalışanı koruma ve ekonomiyi güçlendirme başlığıyla açıkladığı yeni düzenlemeler kamuoyunda tartışma yarattı. Maliye Bakanı Özdemir Berova ile Başbakan Ünal Üstel tarafından duyurulan hayat pahalılığı düzenlemesi ve destek paketlerine ekonomist Erkan Okandan’dan sert eleştiriler geldi. Okandan, açıklanan adımların çalışanı korumaktan çok mali sıkışıklığı yönetmeye yönelik olduğunu savundu.

Maliye Bakanı Berova, Ocak, Şubat ve Mart aylarını kapsayan üç aylık hayat pahalılığının Nisan ayı sonunda ödeneceğini, bundan sonraki düzenlemenin ise 2027 yılında yapılacağını açıkladı. Berova, kararın ekonomik dengeyi korumayı ve iş dünyası açısından öngörülebilirlik sağlamayı amaçladığını ifade etti. Başbakan Üstel ise istihdamdan tarıma, hayvancılıktan sanayiye kadar birçok alanda destek paketleri açıklayarak hükümetin çalışanı koruyan bir anlayışla hareket ettiğini vurguladı.

Ancak ekonomist Erkan Okandan’a göre açıklanan kararlar ekonomik bir planın parçası değil, kamu maliyesindeki sıkışıklığın ertelenmesi anlamına geliyor. Okandan, hayat pahalılığı ödemesinin normal takvimine göre Temmuz ayında yapılması durumunda hükümetin bunu karşılayamayacağını savunarak, bu kararın siyasi bir manevra niteliği taşıdığını ileri sürdü. Okandan’a göre hükümet çalışanlara erken artış mesajı verirken, iş dünyasına ise “Mart ayından sonra ücret artışı olmayacak” mesajı veriyor.

Okandan’ın en dikkat çektiği noktalardan biri ise zamlar ile hayat pahalılığı hesaplaması arasındaki ilişki oldu. Akaryakıt ve elektrik zamlarının gündeme gelebileceğini belirten Okandan, bu zamların Mart ayı enflasyonuna yansımayacağını ve bunun çalışanların alım gücünü doğrudan etkileyeceğini savundu. Okandan’a göre hayat pahalılığı düzenlemesi bir maaş artışı değil, yalnızca satın alma gücünü korumaya yönelik bir düzenleme ve bu düzenlemenin 2027 yılına kadar ertelenmesi dar gelirli kesimler açısından ciddi bir ekonomik baskı anlamına geliyor.

Okandan, değerlendirmesinde hükümetin sorunu çözmek yerine ertelediğini savunarak, “Günü kurtarma adına sorunlara kapsamlı çözüm üretme yerine halının altına atılıyor” ifadelerini kullandı. Okandan’a göre hükümetin aldığı kararlar kısa vadede rahatlama yaratacak gibi görünse de, asıl yükün 2027 sonrasına bırakıldığı görüşü öne çıkıyor.

Ekonomist Okandan, bu noktada geçmiş dönem uygulamalarını da hatırlattı. Okandan, kamuoyunun unuttuğunu ancak geçmişte de hayat pahalılığı ödemeleri konusunda benzer tartışmalar yaşandığını belirterek, 2011 yılında hayat pahalılığı oranının verilmediğini, ayrıca 2010 yılına ait 13’üncü maaşın da yasal düzenlemeye rağmen bir ay gecikmeli ödendiğini hatırlattı. Okandan’a göre son yıllarda maaşlar zamanında ödenmiş olsa da bunun kamu maliyesine milyarlarca liralık faiz yükü getirdiği gerçeği göz ardı ediliyor.

Okandan ayrıca geçmişte borçlanmamak için maaş ödemelerinde sınırlı gecikmelere gidildiğini hatırlatarak, bugün gelinen noktada kamu maliyesinin çok daha ağır bir yük altında olduğunu savundu. Okandan’a göre hükümetin aldığı kararlar çalışanı korumaktan çok mali tabloyu zamana yaymaya yönelik bir yaklaşımın sonucu.

Sonuç olarak hükümetin destek paketleri ile hayat pahalılığı düzenlemesini birlikte açıklaması, çalışanı koruma söylemi ile ekonomik gerçekler arasındaki farkı yeniden gündeme taşıdı. Okandan’ın değerlendirmeleri ise önümüzdeki dönemde hem kamu maliyesi hem de dar gelirli kesimler açısından çok daha zor bir sürecin başlayabileceğine işaret ediyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu