Derviş Doğan

Güvenin Bittiği Yerde Ülke Yönetilmez..

Bunu anlamak bu kadar zor olmamalı diye başlamak gerekiyor belki de.

 Zira meselenin özü aslında oldukça basit: Güvenin bittiği yerde yönetim de zayıflar. Bu, teorik bir tespit değil; siyasetin en temel gerçeklerinden biridir.

Başbakan Ünal Üstel   ve hükümetine yönelik kamuoyunda oluşan algıya baktığımızda, tartışmanın tam da bu noktada düğümlendiğini görüyoruz. Hangi platformda, hangi konuda açıklama yapılırsa yapılsın, altına yazılan yüzlerce yorum aynı duygunun farklı ifadeleri gibi: Güvensizlik.

Elbette sosyal medya tek başına toplumun tamamını temsil etmez. Sessiz kalan geniş kesimlerin ne düşündüğünü tam olarak bilemeyiz. Ancak bu kadar yoğun ve tekrarlayan bir tepkiyi de önemsiz diye kenara koymak mümkün değildir. Çünkü bu tablo, en azından ciddi bir güven erozyonuna işaret eder.

Unutulmaması gereken şudur: Bir hükümet yalnızca aldığı kararlarla değil, o kararların toplum nezdinde nasıl karşılık bulduğuyla da yönetir. Eğer insanlar alınan kararların arkasında samimiyet görmüyorsa, en doğru adımlar bile şüpheyle karşılanır. Bu da yönetimi sürekli bir savunma pozisyonuna iter.

Peki bu noktaya nasıl gelindi?

 Güven neden aşındı?

Ekonomik sıkıntılar mı, verilen sözlerin tutulmaması mı, yoksa iletişim dili mi bu tabloyu yarattı? Büyük ihtimalle hepsinin payı var. Çünkü güven bir anda yıkılmaz; küçük kırılmaların zamanla büyümesiyle ortadan kaybolur.

Bugün gelinen noktada asıl mesele eleştirilerin varlığı değil, bu eleştirilerin ortak bir duyguda birleşmesi: İnanç kaybı. Ve bu kayıp, görmezden gelinerek değil, ancak açık, samimi ve tutarlı bir yeniden inşa süreciyle aşılabilir. Bunun için de demokrasi işletilir ve halka dönülür.

Aksi halde, yapılan her açıklama biraz daha havada kalmaya, söylenen her söz biraz daha karşılıksız kalmaya devam edecektir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu