Siyaset Boşlukları Doldurur..

24 Mayıs’ta güneyde seçim var… Kıbrıslı Rumlar sandığa giderek 80 sandalyeli Temsilciler Meclisi’nin 56 üyesini belirleyecek. Geriye kalan 24 sandalye ise Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası gereği Kıbrıslı Türklere ait. Yıllardır dile getirilen ama bilinçli şekilde unutturulan en temel gerçeklerden biri de budur: Kıbrıslı Türklerin anayasal temsil hakkı hâlâ oradadır. Peki biz neden bu hakkı kullanmıyoruz?
Çünkü Kıbrıs meselesi yalnızca iki toplum arasındaki bir anlaşmazlık değil; aynı zamanda statükodan beslenen siyasi anlayışların da meselesidir. Hem güneyde hem kuzeyde yıllardır çözümsüzlük üzerinden siyaset üreten çevreler vardır. Bu çevreler, Kıbrıs Türkü ile Kıbrıs Rumunun ortak zeminde buluşmasını değil, birbirinden tamamen kopmasını tercih etmektedir. Çünkü ayrılık derinleştikçe kendi siyasi varlıklarını koruyabilmektedirler.
Oysa meseleye farklı bir pencereden bakmak mümkündür. Kıbrıslı Türkler, anayasal hakları olan 24 milletvekilini seçip Kıbrıs Cumhuriyeti Meclisi’ne gönderebilse, bu yalnızca siyasi bir hamle değil, aynı zamanda tarihi bir kırılma olurdu. Yıllardır dünyaya “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin dışında bırakılmış bir toplum” görüntüsü verilen Kıbrıs Türk halkı, bizzat kendi anayasal hakkını kullanarak hem siyasi hem hukuki açıdan yeni bir alan açmış olurdu.
Bazıları bunu “çözümden uzaklaşmak” gibi göstermeye çalışabilir. Halbuki tam tersine, bu adım çözüm sürecini zehirleyen güvensizliği azaltabilecek en önemli güven artırıcı önlemlerden biri olabilir. Çünkü temsil edilen toplum konuşur, söz sahibi olur, itiraz eder, öneri sunar ve müzakerenin gerçek bir parçasına dönüşür. Dışarıda bırakılan toplum ise zamanla yalnızlaşır ve siyasal etkisini kaybeder.
Üstelik böyle bir durumda Kıbrıs Rum liderliği de ciddi bir sınavla karşı karşıya kalacaktır. Eğer Kıbrıslı Türklerin anayasal temsil hakkına karşı çıkarlarsa, yıllardır savundukları “Kıbrıs Cumhuriyeti tüm Kıbrıslıların devletidir” söylemi kendi elleriyle çökmüş olacaktır. Dünyaya verilen mesaj ile uygulanan siyaset arasındaki çelişki daha görünür hale gelecektir.
Bugün Kıbrıs Türk halkının en büyük ihtiyacı, ezberlerin dışına çıkabilmektir. Sürekli aynı yöntemleri deneyip farklı sonuç beklemek artık sürdürülebilir değildir. Belki de artık meseleye yalnızca geçmişin korkularıyla değil, geleceğin olasılıklarıyla bakmanın zamanı gelmiştir. Çünkü gerçek siyaset, sadece reddetmek değil; yeni yollar düşünebilme cesaretidir.
