Yeni Bir Sürecin Eşiğinde mi?

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in adaya gerçekleştirdiği temaslar, uzun süredir durağan seyreden Kıbrıs meselesinde yeni bir hareketliliğin işareti olarak değerlendiriliyor. Holguin’in, Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yaptığı açıklamalar da bu beklentileri güçlendirdi.
Özellikle Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık’ın katılımıyla Birleşmiş Milletler gözetiminde gerçekleştirilecek genişletilmiş bir toplantı için zemin hazırlandığının duyurulması, dikkatleri yeniden diplomasi masasına çevirdi.
Kıbrıs sorunu onlarca yıldır yalnızca iki toplumun değil, aynı zamanda bölgesel ve uluslararası aktörlerin de dahil olduğu karmaşık bir mesele olmayı sürdürüyor. Bu nedenle garantör ülkelerin katılımıyla yapılacak herhangi bir toplantı, sıradan bir diplomatik temasın ötesinde anlam taşıyor. Çünkü adadaki statükonun geleceği, güvenlik düzenlemeleri, siyasi eşitlik ve uluslararası ilişkiler gibi temel başlıklar ancak ilgili tüm tarafların katılımıyla ele alınabiliyor.
Ancak burada asıl soru şudur: Yeni bir toplantı gerçekten yeni bir sürecin başlangıcı mı olacak, yoksa geçmişte defalarca yaşadığımız sonuçsuz diplomatik girişimlerden biri olarak mı tarihe geçecek?
Bugün tarafların masaya bakış açıları arasında ciddi farklılıklar bulunduğu sır değildir. Rum tarafı federasyon temelinde bir çözüm arayışını sürdürürken, Türk tarafı egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelinde iki devletli bir çözüm modelini savunmaktadır. Bu temel görüş ayrılığı devam ettiği sürece müzakerelerin kolay ilerlemesi beklenmemelidir.
Bununla birlikte, diyalog kapılarının açık tutulması da önemlidir. Çünkü Kıbrıs’ta çözümsüzlüğün maliyetini en fazla hissedenler siyasi liderler değil, adanın iki yanında yaşayan sıradan insanlardır. Ekonomik iş birliklerinden enerji projelerine, ticaretten bölgesel güvenliğe kadar birçok konuda ilerleme sağlanabilmesi için tarafların en azından konuşmaya devam etmesi gerekmektedir.
Maria Angela Holguin’in yürüttüğü temaslar bu açıdan önemlidir. Her ne kadar kısa vadede kapsamlı bir çözüm beklentisi gerçekçi görünmese de tarafları yeniden aynı masaya oturtabilmek bile diplomatik anlamda önemli bir adımdır.
Önümüzdeki dönemde gerçekleştirilecek genişletilmiş toplantı, yalnızca tarafların pozisyonlarını tekrar ettiği bir platform olmamalıdır. Eğer gerçekten yeni bir sayfa açılmak isteniyorsa, geçmiş başarısızlıkların nedenleri samimiyetle değerlendirilmeli ve adadaki iki halkın mevcut gerçeklikleri göz ardı edilmeden bir yol haritası oluşturulmalıdır.
Kıbrıs sorunu artık sadece geçmişin yüklerini taşıyan bir mesele değildir; aynı zamanda geleceğin nasıl şekilleneceğine dair bir sınavdır. Bu nedenle önümüzdeki süreçte atılacak her adım dikkatle izlenecek, her açıklama yeni umutlar kadar yeni soru işaretlerini de beraberinde getirecektir.
Şimdilik görünen o ki, diplomasi yeniden sahneye çıkıyor. Asıl mesele ise bu kez perdenin gerçekten yeni bir hikâyeye açılıp açılmayacağıdır.
