Dünya

Güvenli sanılan plastik kimyasalı bebeklerin daha küçük doğmasına yol açabilir

Plastik gıda ambalajlarında kullanılan ve güvenli olduğu iddia edilen yeni nesil kimyasallara maruz kalmanın, düşük doğum ağırlığı ve fetüsün gelişiminde sorunlarla bağlantılı olduğu ortaya çıktı.

Son birkaç on yılda, yaygın olarak kullanılan ftalat türü plastikleştiricilerin sağlık riskleri ortaya çıktıkça sektör, DINCH adı verilen yeni bir kimyasal kullanmaya başladı.

Üreticiler bu maddeyi “yüksek güvenlikli” ve toksik olmayan bir alternatif olarak tanıttı.

ABD ve Avrupa Birliği’nde yumuşak plastik gıda ambalajlarında yaygın olarak kullanılan DINCH; çocuk oyuncaklarında, tıbbi cihazlarda, bazı tekstil ürünlerinde, zemin kaplamalarında ve diğer tüketim ürünlerinde de bulunuyor.

Ancak New York Üniversitesi (NYU) Langone Sağlık Merkezi’nin ABD federal sağlık verileri üzerinden yaptığı analiz, bu kimyasalın üreticilerin iddia ettiği kadar güvenli olmayabileceğini gösteriyor.

DINCH’in sağlık risklerine ilişkin araştırmalar oldukça sınırlı. Bununla birlikte mevcut çalışmalar, kimyasalın çocukların gelişimini etkileyebilen hormon bozucu özelliklere sahip olabileceğine işaret ediyor.

Yeni araştırma, DINCH maruziyetini düşük doğum ağırlığı ve doğum boyuyla ilişkilendiren ilk çalışma olma özelliğini taşıyor.

Araştırmanın yazarlarına göre fetüsün büyümesindeki sorunlar; kalp hastalıkları, öğrenme güçlükleri, obezite ve ergenlik ile yetişkinlik dönemine uzanabilecek başka sağlık sorunları riskini artırabiliyor.

NYU araştırmasının başyazarlarından Leonardo Trasande, “Genel toplumun farkında olmadan yaygın biçimde maruz kalacağı kimyasallar, piyasaya sürülmeden önce güvenlik açısından uygun şekilde test edilmeli.” dedi.

Kimyasalın tam adı 1,2-siklohekzan dikarboksilik asit diizononil ester. Plastikleri daha esnek ve dayanıklı hale getirmek için kullanılıyor. Streç film ve plastik şarap mantarı gibi yaygın mutfak ürünlerinde de bulunuyor.

Araştırmacılar, ABD Ulusal Sağlık Enstitülerinin (NIH) Çocuk Sağlığı Sonuçları Üzerindeki Çevresel Etkiler (ECHO) Programı kapsamında toplanan 6 bin 600’den fazla gebeliğe ait verileri inceledi.

Kadınların yüzde 70’ine kadarının idrarında DINCH izine rastlandı. Araştırmaya göre kimyasala maruziyet düzeyi yükseldikçe bebeğin, aynı gebelik haftasında doğan bebeklerin yüzde 10’undan daha düşük ağırlığa sahip olduğu “gebelik haftasına göre küçük” kategorisinde yer alma riski de arttı.

DINCH maruziyetinin 10 kat artması, yenidoğanın doğum ağırlığında 27 gramlık azalmayla ilişkilendirildi. Ortalama bir yenidoğanın doğum ağırlığı yaklaşık 3 bin 400 gram (7,5 libre).

Araştırmada, Hispanik annelerin ve eğitim düzeyi daha düşük olan kadınların bebeklerinin DINCH’ten etkilenme olasılığının daha yüksek olduğu da tespit edildi.

Hayvanlar ve insan hücreleri üzerinde daha önce yapılan araştırmalar, DINCH’in parçalanmasıyla ortaya çıkan yan ürünlerin, gebelik sırasında fetüsün gelişimini yönlendiren hormonların işleyişini bozabileceğini gösterdi.

NYU araştırmacılarına göre bu maddeler, bebeğe ulaşan besin ve oksijen miktarını etkileyebilecek iltihabi süreçleri de tetikleyebilir.

Tehlikeli kimyasalların yerine benzerleri kullanılıyor

Araştırma, kimya endüstrisinin tehlikeli bir kimyasalı, benzer sağlık etkilerine sahip başka bir bileşikle değiştirmesi sorununu yeniden gündeme getirdi.

Bu uygulama, yeni kimyasalın yapısı veya sağlık riskleri önceki maddeye benzese bile düzenleyici denetim ve araştırma süreçlerinin baştan başlamasına neden oluyor.

ABD ve Avrupa Birliği düzenleyici kurumlarının 2000’li yıllarda DEHP gibi toksik ftalatlara yönelik önlemler almaya başlamasının ardından sektör, DINCH kullanımını artırdı.

Alman kimya devi BASF, DINCH’in başlıca üreticileri arasında yer alıyor. Kimyasalın küresel üretim miktarı 2002’de 25 bin ton iken 2024’te 400 bin tona yükseldi.

Bu durum, İngilizcede “regrettable substitution” olarak adlandırılıyor. Türkçeye “pişmanlık verici ikame” şeklinde çevrilebilecek bu uygulama, tehlikeli olduğu belirlenen bir kimyasalın yerine daha sonra benzer sağlık riskleri taşıdığı anlaşılan başka bir maddenin kullanılmasını ifade ediyor.

Benzer bir durum, “sonsuz kimyasallar” olarak bilinen PFAS grubunda da yaşandı. Birçok kimya şirketi ve ürün üreticisi, en tehlikeli PFAS bileşiklerinden PFOA’nın yerine GenX bileşiklerini kullanmaya başladı. Ancak yıllar süren araştırmalar, GenX’in de daha toksik olabileceğini ortaya koydu.

İsviçre merkezli Gıda Ambalajı Forumu’ndan araştırmacılar da DINCH ve bu kimyasala ilişkin sağlık verilerinin yetersizliği konusunda endişelerini dile getirdi.

Araştırmacılar, DINCH’in gıda ambalajlarından yiyeceklere geçtiğine ilişkin kanıtlar bulunduğunu ve Avrupa Birliği nüfusundaki kimyasal düzeylerinin son yıllarda arttığını belirtti. Forum, DINCH’in sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin araştırmalarını sürdürüyor.

Trasande, NYU’nun bulgularının “pişmanlık verici ikame” uygulamasına ilişkin ciddi endişeleri artırdığını söyledi.

Trasande, “Bu sonuçlar, gıda ambalajlarında ve diğer ev ürünlerinde kullanılan kimyasallar üzerinde daha güçlü denetim yapılması gerektiğini ortaya koyuyor. Kimyasallar, sağlık sorunlarıyla ilişkilendirildikten sonra değil, piyasaya sürülmeden önce test edilmeli.” ifadelerini kullandı.

Trasande ayrıca, Birleşmiş Milletler bünyesinde müzakere edilen küresel plastik anlaşmasının daha etkili politikalar oluşturmak için önemli bir fırsat sunduğuna dikkati çekti.

Plastik maruziyeti nasıl azaltılabilir?

Araştırmacılar, kadınların hem kendilerini hem de çocuklarını korumak için mümkün olduğunca plastik içermeyen ürünleri tercih edebileceğini belirtiyor.

Bunun için şu öneriler sıralanıyor:
– Gıda alışverişinde plastik ambalaj yerine cam ambalajlı ürünleri tercih etmek.
– Mutfakta plastik saklama kapları yerine cam veya ahşap ürünler kullanmak.
– Plastik mutfak gereçlerinin kullanımını azaltmak.
– Çocuklar için mümkün olduğunca plastik içermeyen oyuncak ve giysiler tercih etmek.

ETİKETLER
Çocuk
Gıda
Plastik

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu